E-Dergi Oku 
E-Bültene Abone Olun
 
B2B MEDYA

Polat Enerji Genel Müdürü Zeki Eriş: “Türkiye’de Sertifikasyon Mekanizması Olmadığı İçin Tüketici Ödediği Elektriğin Ne Kadarının Yenilenebilir Enerjiden Üretildiğini Bilmiyor”

Polat Enerji Genel Müdürü Zeki Eriş: “Türkiye’de Sertifikasyon Mekanizması Olmadığı İçin Tüketici Ödediği Elektriğin Ne Kadarının Yenilenebilir Enerjiden Üretildiğini Bilmiyor”

15 Temmuz 2011 Cuma | SÖYLEŞİ
86. Sayı (MAYIS - HAZİRAN 2011)
1.247 kez okundu

Enerji sektörünün 2011 yılı için ilk altı aylık dönemini nasıl değerlendiriyorsunuz?Polat Enerji Genel Müdürü Zeki Eriş: “Türkiye’de Sertifikasyon Mekanizması Olmadığı İçin Tüketici Ödediği Elektriğin Ne Kadarının Yenilenebilir Enerjiden Üretildiğini Bilmiyor”
Ülkemizin içinde bulunduğu duruma baktığımız zaman, Türkiye’nin şu anda enerji ihtiyacının %70’inden fazlasını ithal ettiğini görmekteyiz. Türkiye’nin elektrik enerjisindeki toplam kurulu gücü, Nisan ayı itibariyle, 50 bin 422,7 Megavat’a (MW) ulaşmıştır. Kurulu gücün kaynaklara göre dağılımına bakıldığında, toplam kurulu gücün %32,3’ünü doğalgazın oluşturduğu görülmektedir, doğalgazın toplam elektrik üretimindeki payı ise %48,6’dır. Ayrıca, son aylarda yapılan başvurularda doğalgazdan elektrik üretimi projeleri ön sırayı almıştır. EPDK’ya doğalgaz için toplam 31 bin 934,80 MW kurulu gücünde toplam 212 üretim lisansı için başvuruda bulunulurken, Kurum toplam 10 bin 973,96 MW kurulu gücünde 133 projeye onay vermiştir. Doğalgazda 16 bin 269 MW’lik kurulu güç bulunmaktadır. 31 bin 934,80 MW daha eklenirse ithal bağımlılığımız çok daha yüksek seviyelere çıkacaktır.
 
Burada dikkat edilmesi gereken husus, petrol ve gaz fiyatlarının artmasıyla rekabetçi koşullarda piyasada yatırım hızı artacak olan yenilenebilir kaynak yatırımlarının petrol ve gaz fiyatlarının düşmesi durumunda ihtiyaç duyacakları desteklerin geri çekilmemesi ve hatta arttırılması yönünde devlet girişimlerde bulunmalıdır. Aksi takdirde fosil kaynakların piyasaya giriş hızı artacak ve yenilenebilir yatırımları hiçbir zaman istenilen düzeye çekilemeyecektir.
 
Dış ticaret açığının tehlike sinyalleri verdiği yılın ilk çeyreğinde, Türkiye’nin petrol ve doğalgaz faturası geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 42 artışla 10 milyar 835 milyon dolara ulaşmıştır. Şu an uluslararası piyasalarda petrol fiyatları 100 doların üzerinde seyretmektedir. Hatırlatmak isterim ki 2011 yılı bütçesi kabul edildiğinde 2011 yılı için öngörülen ortalama petrol fiyatı 80 dolardı. Ayrıca, Japonya’daki felaket nedeniyle, tüm dünyada doğalgaz ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) fiyatlarının artması beklenmektedir.
 
Talep tarafında ise global kriz sonrası ekonomideki iyileşme ve sanayi üretimindeki artışla birlikte elektrik tüketimi de artmıştır. Yılın ilk üç ayında elektrik tüketim artışı %10’un üzerinde seyretmiştir ve artışın devam etmesi beklenmektedir.
 
2011 yılının ilk yarısını yenilenebilir enerji ve rüzgar enerjisi özelinde değerlendirdiğimiz zaman ise 2010 yılının sonunda “Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin kabul edilmesiyle Kanun’da özellikle rüzgar ve güneş enerjisi için yeterli alım garantili fiyatlar verilmiş olmasa da uzun süredir sektörü meşgul eden belirsizliğin çözülmüş olduğunu söyleyebiliriz. Kanunun kabul edilmesinin ardından kanun kapsamında hazırlanan yönetmeliklerin taslakları oluşturulmuştur ve yönetmeliklerle ilgili çalışmalar devam etmektedir. 
 
Rüzgar enerjisi sektöründeki en önemli gelişme 1 Kasım 2007’de yapılan RES lisans müracaatlarının sonuçlandırılmaya başlanmasıdır. Bu bağlamda öncelikle EPDK tarafından tekli başvurular lisanslandırılmıştır. Bir trafo merkezine birden fazla başvuru olması durumunda uygulanacak yarışma prosedürünü belirleyen “Rüzgar Enerjisine Dayalı Üretim Tesisi Kurmak Üzere Yapılan Lisans Başvurularına İlişkin Yarışma Yönetmeliğin” yürürlüğe girmesini müteakip 2011 yılında TEİAŞ tarafından birden fazla başvuru yapılan trafo merkezleri için yarışma paketleri açıklanarak ihaleler yapılmaya başlanmıştır. Ayrıca, rüzgar enerjisi santralleri için diğer bir önemli konu olan santrallerin haberleşme, seyrüsefer ve radar sistemlerine etkisinin araştırılması için 27.12.2010 tarihinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu ve TÜBİTAK arasında imzalanan protokol uyarınca TÜBİTAK tarafından Teknik Etkileşim Analizi çalışmalarına başlanmıştır.
 
Yeşil sertifika modeli de Türkiye için önem arz eden bir diğer konudur. Türkiye’de bir sertifikasyon mekanizması olmadığı için tüketici parasını ödediği elektriğin ne kadarının yenilenebilir enerjiden üretildiğini bilmemektedir. Yenilenebilir enerji kullanımı ile ilgili satıcılar tarafından verilen beyanlar sorgulanmamakta ve istismara açık bir durum oluşmaktadır. Türkiye’de Yeşil Sertifika Modeli acilen tartışmaya açılmalıdır. Önerdiğimiz sertifika modeli dünyadaki uygulamalardan farklı olarak ticareti yapılabilen bir araç değil, tüketicinin yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriği kullandığını kanıtlayacak bir sistemdir. Böylece fiyatı pahalı diye YEK’ten elektrik almayan, ancak banyodaki havlu askısına “dünyamızı beraber koruyalım, havlularınızı tekrar tekrar kullanın” diyen turizmcinin de elektriği nereden aldığını halkımız bilecek, gerçekten çevreci beyaz eşya veya araba üretilip üretilmediğini sorgulayabilecektir.
 
Ülkemiz enerji sektörünün sonraki altı aylık dönemine ilişkin değerlendirmeleriniz nelerdir?
Önümüzdeki altı aylık dönemde ülkemiz elektrik enerjisi sektörü için herkesin en büyük beklentisi özelleştirmelerin tamamlanmasıdır. Türkiye’de elektrik enerjisi sektörünün sürdürülebilir bir yapıya kavuşması için rekabetçi bir elektrik piyasasının işlerlik kazanması büyük önem taşımaktadır. Türkiye enerji sektörü bir geçiş sürecindedir. Enerji sektöründe rekabet ve özelleştirme süreçleri bir arada yaşanmaktadır. Özel enerji şirketleri sadece kendi aralarında değil kamu ile de rekabet etmek durumundadır. EÜAŞ santrallerinin özelleştirilmesi henüz tamamlanmamıştır ve kamunun elektrik üretimindeki ağırlığı devam etmektedir. Rekabete dayalı serbest bir piyasanın oluşabilmesi için öncelikle özelleştirme sürecinin tamamlanması gerekmektedir.
 
Yılın ilk yarısı firmanız açısından nasıl geçti? Beklentileriniz ve hedefleriniz doğrultusunda nasıl bir değerlendirme yapabilirsiniz?
Polat Enerji’nin şu anda Burgaz RES, Sayalar RES ve Soma RES olmak üzere 3 rüzgar santrali devrededir ve mevcut kurulu gücü 128,3 MW’dır. 140,1 MW gücündeki Soma RES (Manisa-Soma) projesinin 79,2 MW’ı 2010 yılı içerisinde devreye alınmış ve 2011 yılı içerisinde de kalan 60,9 MW’ı devreye alınacaktır. Ayrıca 30 MW gücündeki Seyitali RES (İzmir-Aliağa) projesinin inşaatına 2010 yılı sonunda başlanmış ve santral 2011 yılı Temmuz ayında devreye alınacaktır. 54,9 MW gücündeki Poyraz RES (Balıkesir-Kepsut), 30 MW gücündeki Samurlu RES (İzmir-Aliağa) ve yine 30 MW gücündeki Kozbeyli RES (İzmir, Foça) yatırımlarına da başlanmıştır. Halen devam etmekte olan yatırımların peyderpey devreye girmesiyle Polat Enerji, 2012 yılında yaklaşık 960 milyon kWh elektrik üretecek ve yıllık 612.000 tCO2  azaltımı sağlayacaktır. 
Önümüzdeki döneme dair 
 
projeleriniz ve hedefleriniz hakkında neler söylemek istersiniz?
Polat Enerji, sadece yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmaktadır. Faaliyet alanı nehir tipi HES, rüzgar, güneş ve biyoyakıt alanlarıyla sınırlıdır. Polat Enerji olarak önceliğimiz rüzgar projelerimizi bitirmek. Bu yüzden diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmakta şimdilik acele etmiyoruz. Polat Enerji’nin hedefi temiz enerji üreten şirketler arasında lider olmaktır. Rüzgar enerjisi alanında çalışan en büyük kapasiteye sahip olan kuruluşlardan biri olan Polat Enerji, Türkiye’de yenilenebilir enerji sektöründeki büyümesini devam ettirecektir.
 
ICCI 2011’e sponsor olan firmalardan birisiniz. Neden böyle bir tercih yaptınız? Sizce ICCI, Türkiye enerji sektörü açısından ne anlam taşıyor?
ICCI Türkiye enerji sektörünün en geniş kapsamlı organizasyonu ve ülkemiz enerji sektörü için çok önemli bir konferans. Türkiye enerji sektörünü bir araya toplayan önemli bir platform. Geçen sene olduğu gibi bu sene de ICCI’ya karbon sponsoru olduk. Bildiğiniz gibi Polat Enerji’nin portföyü %100 yenilenebilir enerjiden oluşuyor. Bugün dünyanın gündem maddelerinden birini sürdürülebilir kalkınma oluşturuyor, keza Türkiye’de de bu konu artık birçok platformda tartışılıyor. 
 
Dünyadaki trendlere baktığımız zaman enerji ve çevrenin artık birbirinin ayrılmaz bir parçası olduğu ve birini diğerinden bağımsız düşünülemeyeceği açıkça görülmekte. Ülkeler enerji politikalarını artık bu düzlem üzerinde ele alıyor. Birçok şirket sürdürülebilir kalkınma için stratejiler geliştirip bu yönde çalışmalar gerçekleştiriyor. Kamuoyu artık bu konuda çok daha bilinçli, yapılan anketler ürünlerin çevreye duyarlı üretilip üretilmediğinin tüketicilerin seçimlerinde önemli kriterlerden biri olmaya başladığını gösteriyor. ICCI da karbon ayak izini nötrleyerek, hem bu konudaki duyarlılığını gösteriyor hem de kamuoyunu bilinçlendirmiş oluyor, biz de bu amaca ortak olmak için bu sene de ICCI’nın karbon sponsoru olduk. 
 
Ayrıca, Türkiye’de rüzgar enerjisi alanında çalışan en büyük kapasiteye sahip olan kuruluşlardan biri olarak birikimimizi katılımcılarla paylaşmak ve rüzgar enerjisindeki büyümemizi devam ettirmek üzere lisans almış veya alacak rüzgar projelerini de değerlendirmek amacıyla bu sene ICCI’ya katılıyoruz. 

 


İlginizi çekebilir...

Friterm Enerji Sistemleri Satış Şefi Sinan Aydın: "Friterm Dünyanın Önde Gelen Üreticilerinden Birisi"

Friterm'in özellikle kuru soğutucu üretimi ile ülkemiz sınırlarını aşarak, dünyanın önde gelen üreticilerinden birisi haline geldiğini ifade eden ...
22 Kasım 2019 Cuma

"Türkiye'de Lider Yenilenebilir Enerji Şirketi Olmayı Hedefliyoruz"

Enerji sektöründeki onuncu yılını kutlayan Borusan EnBW Enerji'nin Genel Müdürü Mehmet Acarla ile firmanın kurulduğu günden bu yana hataya geçirdi...
26 Eylül 2019 Perşembe

"Atıksu Atık Değil Önemli Bir Kaynaktır"

Türkiye'de yılda 5 milyar ton atıksuyun deşarj edildiğini ve bu miktarın 3 Sapanca Gölü'ne eşit seviyede olduğunu ifade eden Artemis Arıtım Ku...
26 Eylül 2019 Perşembe

 

  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Doğalgaz Dergisi
  • Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi
  • Tersane Dergisi
  • Tesisat Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • YeşilBina Dergisi
  • Klima ve Soğutma Rehberi
  • Yangın ve Güvenlik Rehberi
  • Yalıtım Sektörü Kataloğu
  • Su ve Çevre Sektörü Kataloğu

©2019 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir.