Enerji Piyasalarında Uzun Dönemli Değişimler Yaşanıyor

Enerji Piyasalarında Uzun Dönemli Değişimler Yaşanıyor

22 Haziran 2017 Perşembe / 14:43 | HABERLER | Yorumlar

 

BP Enerji İstatistikleri Raporu 2017, petrol piyasalarının güçlü petrol talebi ve arzdaki büyümede görülen zayıflama ile yeniden dengeye oturduğunu, stokların petrol fiyatları üzerindeki baskısının ise devam ettiğini ortaya koydu.

BP Enerji İstatistikleri 2017 Raporu’na göre, küresel enerji piyasaları uzun dönemli değişikliklerden geçmeye devam ederken fiyatlardaki daha kısa vadeli zorluklara da uyum sağlıyor. Bu yıl 66’ıncı sayısı yayınlanan 2017 BP Enerji İstatistikleri Raporu’ndaki veriler, global enerji talebinde daha yavaş büyümeye geçiş ve talebin güçlü şekilde Asya’nın daha hızlı büyüyen gelişmekte olan ekonomilerine kayması dolayısıyla piyasalarda halen gerçekleşmekte olan uzun dönemli değişimleri açık şekilde ortaya koyuyor. Ayrıca, yenilenebilir enerjideki güçlü büyüme ve kömür kullanımındaki düşüşün devam etmesiyle daha düşük karbonlu yakıtlara doğru geçişin altını çiziyor.

Rapora göre, enerji piyasaları daha kısa dönemli zorluklara etkili şekilde uyum sağlarken, özellikle petrol piyasası, son yıllarda piyasaya hakim olan aşırı arza 2016’da uyum sağlamaya başladı.

 

BP Grup CEO’su Bob Dudley, BP Enerji İstatistikleri 2017 Raporu’nu değerlendirerek şunları söyledi: “Global enerji piyasaları bir geçiş döneminde. Dünyanın, bir yandan ihtiyaç duyduğu enerjiyi temin edip diğer yandan da karbon salınımını düşürmek gibi zorlu bir işin üstesinden gelmeye çalıştığı bu dönemde, bu verilerde görebildiğimiz uzun dönemli trendler, talep ve arz karışımını değiştiriyor. Aynı zamanda, pazarlar son üç yıldır fiyatlarda ağırlığını hissettiren aşırı arz olmak üzere, daha kısa vadeli etkenlere de tepki veriyor. Bu durumun gelecekte ne gibi sonuçlar doğuracağını anlamak için, güvenilir verileri, zamanında elde etmemiz gerekiyor. BP olarak Enerji İstatistikleri Raporu’nu tam da bu nedenle, dünya çapında tartışma, müzakere ve bilgiye dayalı karar alma süreçlerine katkıda bulunacak, doğru küresel bilgiler sağlamak için hazırlıyoruz.”

 Küresel enerji talebi 2016’da sadece yüzde 1 büyüdü

 BP Enerji İstatistikleri 2017 Raporu sonuçlarına göre, 2016 yılında, sadece yüzde 1 büyüme ile son on yıllık ortalamasının yarısına yakın bir hızla artan küresel enerji talebindeki zayıflama ardı ardına üçüncü yılını geride bıraktı. Bir kez daha, bu büyümenin neredeyse tamamı, hızlı büyüyen gelişmekte olan ekonomilerden gelirken tüm büyümenin yarısı Çin ve Hindistan’da gerçekleşti.

 Fiyatlarda geçen yıl görülen düşüş, petrol talebini yüzde 1,6 artırırken, üretimdeki büyüme ise sadece yüzde 0,5 ile sınırlı kaldı. Sonuç olarak, petrol piyasası yıl ortasına doğru genel olarak yeniden dengeye otursa da, fiyatlar, oluşmuş olan yüksek stokların etkisiyle baskı altında kalmaya devam etti. Doğal gaz üretimi de düşük fiyatlardan olumsuz yönde etkilenerek sadece yüzde 0,3 arttı. ABD’nin gaz üretimi 2016’da azalarak, 2000’li yılların ortasında yaşanan kaya gazı devriminin ilerlemesinden bu yana ilk defa düşüş kaydetmiş oldu.

 En hızlı büyüme yüzde 12 ile yenilenebilir enerjide görüldü

 Yenilenebilir enerji, yüzde 12’lik artış ile bir kez daha tüm enerji kaynakları arasında en hızlı büyümeyi kaydetti. Her ne kadar halen toplam birincil (primer) enerjinin sadece yüzde 4’ünü sağlasa da, yenilenebilir enerjideki büyüme, 2016’daki enerji talebindeki toplam büyümenin neredeyse üçte birini temsil etti. Buna karşılık, en karbon yoğun fosil yakıt olan kömürün kullanımı da, ağırlıklı olarak hem ABD hem de Çin’deki talepte yaşanan azalma nedeniyle, ardı ardına ikinci yılında da keskin bir düşüş kaydederek yüzde 1,7 azaldı.

 Enerji talebindeki zayıf büyüme ile yakıt karışımındaki değişim sayesinde, 2016 yılı küresel karbon salınımı sadece yüzde 0,1 arttı ve böylece salınımların sabit kaldığı veya azaldığı ardı ardına üçüncü yıl oldu. Bu, 1981-83’ten bu yana, salınımlardaki büyümenin kaydettiği en düşük üç yıllık ortalama oldu.

 

Bu veriyi değerlendiren BP Grup CEO’su Bob Dudley, “Her ne kadar bu gelişmeyi memnuniyetle karşılasak da, bu kırılma eğiliminin ne kadarının yapısal olduğu ve devam edeceğini halen net olarak göremiyoruz. Karbon salınımlarının azaltılmasına yönelik odağımızı ve çalışmalarımızı sürdürmemiz gerekiyor. BP olarak, COP21 Paris toplantılarında belirlenen hedefleri destekliyor ve bunlara ulaşılmasında üzerimize düşen görevi yapmayı taahhüt ediyoruz” dedi.

 

BP Enerji İstatistikleri 2017 Raporu’nda öne çıkan veriler

 

  • Küresel enerji talebi, 2016’da yüzde 1’lik büyüme ile 2015’teki yüzde 0,9 ve 2014’teki yüzde 1’lik artışlarına benzer şekilde seyrederek yüzde 1,8 düzeyindeki 10 yıllık ortalama büyüme oranının çok altında kaldı.
  • Bu büyümenin tamamına yakını hızlı büyüyen gelişmekte olan ülkelerden geldi; tüm büyümenin yaklaşık yarısı Çin ve Hindistan’da gerçekleşti.
  • Hindistan’ın enerji talebi, yüzde 5,4 ile son yıllardakine benzer bir oranda büyüdü.
  • Çin’in enerji talebi yüzde 1,3 arttı. Bu, 2015’te enerji talebinde görülen yüzde 1,2’lik artışa yakın düzeyde olurken 10 yıllık ortalama büyümesinin ise dörtte biri düzeyinde kaldı. 2015 ve 2016 yılları, kaydedilen ortalama büyüme açısından, 1997-98’den bu yana en düşük iki yıllık dönem oldu. Bu yavaşlamaya rağmen, Çin’deki kademeli artış, ülkenin dünyanın en büyük enerji büyüme pazarı olarak ardı ardına 16. yılını geride bırakmasını sağladı.
  • Gelişmiş OECD ülkelerindeki talep ise, sadece yüzde 0,2’lik artış ile sabit kaldı.

Petrol

 

  • Vadeli Brent petrolünün varil başına ortalama fiyatı 2016 yılında 44 ABD Doları ile, 2015’teki 52 ABD dolarlık ortalamanın altında kalırken, 2004’ten bu yana en düşük yıllık ortalama fiyatı kaydetti.
  • Yüzde 1,6 ya da günlük 1,6 milyon varillik artış ile güçlü büyüme kaydeden global petrol tüketimi, ardı ardına ikinci yılında da 10 yıllık ortalama artış hızının üzerinde gerçekleşti.
  • Fiyatlardaki zayıflık, küresel petrol üretiminin büyümesini de etkileyerek artışın yüzde 0,5 ile 2009’dan bu yana en düşük düzeyinde kalmasına neden oldu
  • Bu toplam içinde, OPEC’ten gelen üretim 1,2 miov/g artarken, İran 0,7miov/g, Irak 0,4miov/g ve Suudi Arabistan 0,4miov/g ile en yüksek artışları kaydeden ülkeler oldu.
  • Buna karşılık, OPEC dışı ülkelerin petrol üretimi 0,8miov/g azalarak neredeyse 25 yılın en büyük yıllık düşüşünü yaşadı. Üretimdeki en büyük düşüşler, ABD (0,4miov/g ) Çin ve Nijerya’da (0,3miov/g) meydana geldi.

Doğal gaz

 

  • Küresel doğal gaz tüketimi, 2016’da yüzde 1,5’lik yükseliş ile yüzde 2,3’lük 10 yıllık ortalama oranının altında bir hızda büyüdü. Artış oranları, Avrupa yüzde 6, Ortadoğu yüzde 3,5 ve Çin’de yüzde 7,7 oldu.
  • Küresel doğal gaz üretimi ise sadece yüzde 0,3’lük artışla finansal kriz haricinde 34 yılın en düşük büyümesini kaydetti. Doğal gaz fiyatlarının düşmesiyle, ABD’nin doğal gaz üretimi de kaya gazı devriminin başlangıcından bu yana ilk defa azaldı. Avustralya’nın doğal gaz üretimi ise, yeni LNG tesislerinin devreye girmesi ile ciddi bir artış kaydetti.
  • Küresel LNG ithalat/ihracatı, Avustralya kaynaklı yeni üretimin önderliğinde yüzde 6,2 arttı. Yeni projelerin devreye girmesiyle LNG üretiminin gelecek üç yıl içinde yüzde 30 civarında büyümesi bekleniyor.
  • LNG ticaretindeki artış, küresel doğal gaz piyasalarında daha yüksek entegrasyona doğru devam eden süregelen temel geçişin yanı sıra daha kısa vadeli ve daha küçük sözleşmeler kapsamındaki veya sözleşmesiz LNG hacimlerindeki artış ile daha rekabetçi ve esnek piyasalara yönelimi de yansıtıyor.

Kömür

 

  • Küresel kömür tüketimi, ardı ardına ikinci yılda da düşerek, yüzde 1,7 (53 milyon petrol eşdeğeri -Mtoe) azaldı. Bu düşüşle, kömürün primer enerji üretimindeki payı yüzde 28,1 ile 2004 yılından bu yana en düşük düzeyine indi.
  • Tüketimdeki azalma, ağırlıklı olarak ABD (yüzde 8,8, 33Mtoe düşüş) ve Çin’in (yüzde 1,6, 26Mtoe düşüş) önderliğinde gerçekleşti
  • Dünyadaki kömür üretiminde de yüzde 6,2 veya 231Mtoe’lik düşüş ile bugüne kadar kaydedilen en yüksek yıllık azalma yaşandı. Üretimdeki düşüşlerde de, başı yine Çin (yüzde 7,9, 140Mtoe düşüş) ve ABD (yüzde 19, 85Mtoe düşüş) çekti.
  • Birleşik Krallık’ta, kömür tüketimi yüzde 52.5’lik düşüş ile yarıdan fazla azaldı Birleşik Krallık’taki kömür tüketimi, en son yaklaşık 200 yıl önce Sanayi Devrimi’nin başlangıcında görülen düzeylere indi. Birleşik Krallık’taki enerji sektörü, Nisan 2017’de ilk ‘kömürsüz’ gününü yaşadı.

Yenilenebilir enerji

 

  • Yenilenebilir enerji, 2016’da yine en hızlı büyüyen enerji kaynağı oldu. Hidroelektrik enerji hariç yenilenebilir enerji yüzde 12 büyüme kaydetti. Her ne kadar yenilenebilir enerjinin yüzde 15,7 düzeyinde olan 10 yıllık ortalama büyüme oranının altında kalsa da, bu yine de tarihte kaydedilen en büyük yıllık kademeli artış anlamına geliyor. (55Mtoe’lik artış ile, kömür tüketimindeki düşüşten daha fazla).
  • Yenilenebilir enerjinin primer enerjideki payı bugün itibariyle yüzde 4’ün hemen altında.
  • Yenilenebilir enerjide kaydedilen büyümenin yarıdan fazlası, 2016 yılında yüzde 16 artan rüzgar enerjisinden geldi. Güneş enerjisi ise yüzde 30 büyüdü. Güneş enerjisi yenilenebilir enerji üretiminin sadece yüzde 18’ini oluşturmasına rağmen, güneş enerjisindeki büyüme, yenilenebilir enerjideki genel artışın yaklaşık üçte birini oluşturdu.
  • 2016 yılında, Çin, ABD’yi geride bırakarak dünyanın en büyük tekil yenilenebilir enerji üreticisi olurken, Asya Pasifik, dünyanın en büyük yenilenebilir enerji üreten bölgesi olarak Avrupa & Avrasya’nın koltuğuna oturdu.

Diğer yakıtlar

 

  • Nükleer enerji üretimi, 2016 yılında yüzde 1,3 veya 9,3Mtoe büyüme kaydetti. Nükleer enerjideki net büyümenin tamamı, Çin’in nükleer enerji üretimindeki yüzde 24,5’lik yıllık artıştan geldi. Çin’in 9,6Mtoe düzeyindeki kademeli artışı, 2004 yılından bu yana herhangi bir ülkenin kaydettiği en yüksek büyüme oldu.
  • Hidroelektrik enerji üretimi de, 2016 yılında yüzde 2,8 büyüme ile 27,1Mtoe arttı. En büyük kademeli büyüme yine Çin, ardından da ABD’den geldi.