Milli ve Yenilenebilir Enerji Kaynağımız Jeotermal

Milli ve Yenilenebilir Enerji Kaynağımız Jeotermal

29 Mayıs 2017 Pazartesi / 11:51 | Güncel | Yorumlar

Jeotermal enerji; yenilenebilir ve sürdürülebilir bir enerji kaynağı olup binlerce yıl geçse dahi tükenmeyecek bir zenginliktir. Ülkemizde jeotermal potansiyeli yüksek bölgeler batı Anadolu fay zonlarının yoğun olduğu Menderes ve Gediz Grabenleri üzerinde yer alan şehirler, özellikle Aydın, Denizli, İzmir, Manisa olup, kuzeyde ise Çanakkale illeri bilinen jeotermal elektrik üretme potansiyeline sahip sahalardır.

Yenilenebilir enerji kaynakları arasında MW başına en az arazi kullanılan ve yüzde 98’lere varan kapasite faktörü ile MWh üretimi değerlendirildiğinde arz güvenliği en yüksek enerji üretim modeli olan jeotermal enerji son yıllarda yükselişe geçmiş olsa da, henüz yenilenebilir enerji kaynakları arasında hak ettiği konuma ulaşamadı. Yenilenebilir enerji kaynaklarının MW başına en yüksek yatırım bedeline sahip olan Jeotermal Elektrik Santralleri için sağlanan teşviklerin ne yazık ki nispeten yetersiz kalması ve yatırım riskinin büyüklüğü nedeni ile yatırımların yeterli hızda yapılamadığını da belirtmek isterim. Gerekli teşvikler ve kademeli alım garantisi sağlanırsa düşük sıcaklıklı (100-140 °C) sahalarda elektrik üretimi artacak ve Türkiye gerek arz güvenliği gerekse yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi konusunda dünyada söz sahibi olacaktır.

Jeotermal kaynakların yerinde değerlendirilmesi gerektiğinden öncelikle sahanın kaynak bakımından elverişli olmasının yanı sıra, üretilen enerjinin ulusal şebekeye bağlanabilmesi için gerekli TEİAŞ alt yapısının sağlanmış olması gerekiyor. Diğer yandan yatırımcının da, finansal/sermaye yeterlilik gereklerini sağlaması (EPDK’ya), yatırımcı sermayesinin risk alabilecek boyutlarda olması ve EPDK Elektrik Üretim Lisansı ve İmar Planı onayı gibi yasal edinimleri sağlaması gerekir.

Jeotermal elektrik santrallerde sürdürülebilirliğin nasıl sağlandığını özetlemek gerekirse; Öncelikle söylemek isterim ki; ülkemizde 2 tip jeotermal santral (flash- binary) bulunuyor. Binary santral tipinde çalışma prensibi olarak jeotermal akışkanın ısısı kaynama noktası çok düşük olan farklı bir sıvıya (pentan-bütan vb.)  eşanjörler ile aktarılarak pentan veya bütanın buharlaştırılıp türbinin döndürülmesi prensibi ile tamamen kapalı bir sistem içerisinde döngüye tabi tutuluyor. Flash santrallerde ise doğrudan jeotermal kuyudan elde edilen buhar, yoğuşturulup yer altına basılarak kullanılıyor.

Jeotermal akışkan, santral çalışma prensibinin hiçbir bölümünde hava, su veya toprak ile temas etmiyor. Ortalama olarak 140-240°C ile sisteme giren jeotermal akışkan; ısısı alındıktan sonra ortalama 70-110°C olarak re-enjeksiyon pompaları aracılığı ile re-enjeksiyon kuyularına geri basılıyor. Saatte 2 bin tona yakın jeotermal akışkanın yer altına basılması zahmetli ve iç tüketimi arttırmasına rağmen sürdürülebilirliği sağlamak ve doğayı korumak amacıyla bütün yatırımcılar tarafından yapılıyor. Özetlemek gerekirse jeotermal elektrik santraller suyu değil, suyun ısısını kullanıyor.  Kısaca, suyu ısıyı taşıyan bir materyal olarak kullanıyor ve ısıyı aldıktan sonra suyun tamamı tekrar alınan rezervuara basarak gönderiliyor.

JESDER (Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği) olarak; ülkemizin çevreye en saygılı, Milli ve Yenilenebilir Enerji kaynağı olan “Jeotermal” kaynaklarımızı en yeni teknolojiler ile buluşturup, jeotermal enerji üretiminin uluslararası standartlara ulaşmasını hedefleyerek, ülke ekonomimize yerli ve çevre dostu enerji kaynaklarımızla katkıda bulunan, sektörün öncü ve EPDK Üretim Lisansı sahibi 29 yatırımcı şirketini bir çatı altında toplayarak 2015 yılının Şubat ayında çalışmalara başladık. Haziran ayında ilk Genel Kurul Toplantısı gerçekleştirilinceye kadar Kurucu Başkanlık görevini yürüttüm. Genel Kurul Toplantısında oy çoğunluğu ile JESDER’in ilk seçilmiş Başkanı olarak 2 yıllık görevime başladım. JESDER Yönetim Kurulunda Enerji Holding’i temsilen bulunuyorum. Yönetim Kurulumuzun diğer üyeleri ise Kipaş Holding, Limak Holding, Zorlu Holding ve Çevik Grup temsilcilerinden oluşuyor. Jeotermal Elektrik Santral yatırımı yapan şirketlerin hemen hemen hepsi dernek üyelerimiz arasında yer alıyor. Deneğimize üye olma şartlarımızdan en önemlisi jeotermal enerji üretimi lisansına sahip olunmasıdır. Hedefimiz ise Türkiye’de Jeotermal Enerji’nin yerli santral ekipmanları ile toplam kurulu gücünü 5000 MW’a ulaştırmak ve dünyada ilk sıraya yükselmektir.

2007 yılında 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu yayınlandığında kurulu jeotermal elektrik santral gücü 38 MW iken,

2012 yılsonu itibari ile 162,2 MW,
2013 yılsonu itibari ile 310,82 MW,
2014 yılsonu itibari ile 404,92 MW,
2015 yılsonu itibari ile 614,16 MW kurulu güce sahip olan jeotermal enerji sektörü 2016 yılı sonuna yaklaştığımız şu günlerde 860,2 MW güce ulaşmıştır. Ortalama yıllık büyüme hızı %50 olan jeotermal elektrik sektörünün kurulu gücü 5 yılda 5 kat arttı.

2014 yılında jeotermal elektik üretimi yapan 24 ülkede 12.800 MW çalışma kapasitesi ile toplam 73 milyon MWh/yıl jeotermal enerjiden üretildi. Bu rakam 2015 yılında 13,300 MW’a ulaşmıştı. 2021 hedefi olan 14,8 GW yatırımların hızlanması ile 18,3 GW olarak güncellenmiştir. Küresel Jeotermal Enerji Üretim Raporuna göre 2015 yılında toplam 313 MW kapasiteli 18 adet jeotermal elektrik santral tamamlanmış olup, bunlardan 158,8 MW toplam kapasite ile 10 adedi Türkiye’de bulunuyor. Türkiye Jeotermal Elektrik Üretim kapasitesi bakımından en hızlı büyüyen ülke konumunda.

Ülkemizde mevcut JES’ler (Jeotermal Elektrik Santrali) 150 °C ve üzerindeki sıcaklıktaki Jeotermal Kaynaklar ile elektrik üretimi yapabiliyor. Ancak yaşanan teknolojik gelişmeler sonucunda 92 °C ve üzeri sıcaklıklarda da elektrik üretilebiliyor. Mevcut teşvik sistemi ile daha düşük sıcaklıklarda elektrik üretilmesi fizibıl değil. Devletimizin alım garantisi fiyatlarında yapacağı kademeli bir artış ile bu sıcaklıklarda elektrik üretimi de yatırımcılarımız nezdinde cazip hale gelecek, yatırımların kredibilitesi artarak 5.000 MW’lık hedefimize ulaşmamızı sağlayacak.

İlk yapılan santral projelerinin yüzde 80’ini yabancı ülkelerden ithal ediliyordu. Derneğimizin ve üyelerimizin yaptığı çalışmalar sonucunda bu santralleri artık ithalatını yaptığımız şirketler Türkiye’de üretim yapmaya başladı. Şimdi yatırımların yüzde 80’i yerli üretimlerle gerçekleştiriliyor. Atlas Copco, Exergy, Turboden gibi türbin üreticisi firmalar Türkiye’de fabrika açarak üretimlerini burada yapmaya başladılar. Jeotermal sıcak su iletim hatlarının boruları da Türkiye’den temin ediliyor. Teknik ve mekanik montajlar da yerli mühendislik firmaları tarafından gerçekleştiriliyor. Beklentimiz santrallerin güç üreten jeneratör tarafının da yerli yatırımcılarından yapılmasıdır. Buna talip yerli firmalarımız var ancak santral yatırımcılarıyla görüşmeleri devam ediyor.  Çünkü bunu üretebilmek için belli büyüklükte yatırım yapmak gerekiyor. Bu yatırım içinde santral üreticilerinin belli bir oranı garanti altına alması lazım. Önümüzdeki yıl son jeneratör kısmı Türkiye’de üretilirse neredeyse yüzde 100’ü yerli olacak.

JESDER’in hedefi bu sektörü yatırım yapılabilir daha iyi seviyelere çıkartmak. Bunu yapabilmek için maddi ve yasal güvenceler açısından yaşadığımız sıkıntıları devlete aktarıyoruz. Sektörün daha hızlı yatırım yapılabilir hale gelmesi için yasal süreçlerin hızlanması gerekiyor. Örneğin bir İmar planı onayı için 41 kurumdan izin alınması gerekiyor ve bu işlem en az 1 yıl sürüyor.  Talep edilen ilave alım garantisi ile dahi Jeotermal Enerji Santrallerin alım garantisi Güneş Enerjisi Santrallerinin aşağısında kalıyor. Eğer bu rakamlara ulaşabilirsek dünyada en fazla Jeotermal kaynaklı elektrik üretiminin yapıldığı ülke olacağız.