E-DERGİ
Enerji ve Çevre Dünyası 138.Sayı

 


E-Dergi Oku

ABB
ZORLU
İPRAGAZ
İZAYDAŞ
FRİTERM
LAYHER İSKELE
TRIVENI TURBINES
EWT DIRECT WIND

Dünya Enerji Sisteminde Dört Önemli Değişim Yaşanıyor

Dünya Enerji Sisteminde Dört Önemli Değişim Yaşanıyor

27 Kasım 2017 Pazartesi / 13:20 | YENİLENEBİLİR ENERJİ

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından hazırlanan 2017 Dünya Enerji Perspektifi yayınlandı. Rapora göre global enerji sistemi ile bağlantılı dört büyük ölçekli eğilim belirlendi: temiz enerji teknolojilerinin artan bir hızla devreye alınması ve temiz enerji teknolojilerinde maliyetlerin azalması, enerjinin artan şekilde elektrifikasyonu, Çin’de daha fazla hizmet odaklı bir ekonomiye doğru eğilim ve daha temiz bir enerji portföyü trendi ve ABD’de kaya gazı ve kaya petrolünün toparlanma trendi. Bu eğilimler enerji üreticileri ve tüketiciler arasındaki geleneksel ayrımların daha belirsiz hale geldiği ve Hindistan önderliğinde yeni bir gelişen ülke grubunun daha fazla ön plana çıkmaya başladığı bir dönemde meydana geliyor. Bu gelişmelerin nasıl sonlanacağı ve birbiri ile nasıl bir etkileşim içerisinde olacağı ise bu seneki Enerji Perspektifi’nin ana konusu.

Yeni Politikalar Senaryosunda, global enerji ihtiyaçları geçmiştekine kıyasla daha yavaş bir artış göstermekte ancak yine de günümüz ila 2040 arasında % 30 büyüme kaydedileceği öngörülüyor. Bu ise günümüz global talebine bir başka Çin ve Hindistan eklenmesi anlamına geliyor. Senede ortalama % 3.4 hızında büyüyen bir global ekonomi, bugünkü 7.4 milyar seviyesinden 2040’da 9 milyara ulaşacak olan bir nüfus ve her dört ayda bir dünya şehir popülasyonuna Şangay büyüklüğünde bir şehir ekleyen şehirleşme süreci öngörülerin temelinde yatan faktörler arasında. Enerji talebine olan en büyük katkı (yaklaşık % 30) ise Hindistan’dan gelmekte. Hindistan’ın global enerji kullanımımın 2040 yılına kadar %11 artması bekleniyor (bu oran öngörülen global popülasyon içindeki %18 payının hala oldukça altındadır). Güneydoğu Asya ise global enerjide bir diğer ağır yük ve enerji talebi Çin’in iki katı hızla artıyor. Toplamda, Asya’daki gelişen ülkeler global enerji büyümesinin üçte ikisinden sorumlu ve geri kalanı ise ağırlıklı olarak Orta Doğu, Afrika ve Latin Amerika’dan geliyor.


Yenilenebilir enerji yükselişte, kömür grevde


Geçtiğimiz 25 yıla kıyasla, dünyanın kendi artan enerji ihtiyaçlarını karşılama şekli Yeni Politikalar Senaryosunda değişmekte olup bu senaryoda liderlik doğalgazda, hızla yaygınlaşan yenilenebilir enerjide ve enerji verimliliğinde. Verimlilik iyileştirmeleri ise tedarik tarafındaki yükün azaltılmasında büyük rol oynamakta: enerji verimliliğindeki iyileştirmeler olmadığında nihai enerji kullanımındaki öngörülen artış iki katından fazla olmakta. Yenilenebilir enerji kaynakları birincil talepteki artışın %40’ını karşılamakta ve bunların elektrik üretim sektöründeki hızlı büyümesi kömürün popüler yıllarının sonunu işaret etmekte.


2000 yılından bu yana, kömür temelli elektrik üretim kapasitesi yaklaşık 900 gigavat (GW) büyüme kaydetmiş durumda, ancak bugünden 2040 yılına kadar olan net ilaveler sadece 400 GW ve bunların büyük kısmı hala inşaat halinde olan tesisler. Hindistan’da elektrik üretim portföyünde kömürün payı 2016 yılındaki üçte iki oranından 2040 yılından yarıdan aza düşmekte. Büyük ölçekli karbon yakalama ve depolama süreçlerinin eksikliğinde, global kömür tüketimi sabit bir trend izlemekte. Petrol talebi giderek azalan bir ivmeyle olsa bile 2040 yılına kadar artmaya devam etmekte. Doğalgaz kullanımı ise 2040 yılına kadar % 45 artmakta; burada elektrik üretim sektöründeki büyüme daha sınırlı olurken esas artış endüstriyel talepte görülmekte. Geçtiğimiz seneki Enerji Perspektifinden bu yana nükleer enerjiye yönelik beklentiler azalmış durumda ancak Çin üretim anlamında düzenli bir artışa liderlik etmekte ve 2030 yılı itibari ile nükleer temelli elektrik üretimi anlamında ABD’nin önüne geçip en büyük üretici olması beklenmekte.

Yenilenebilir enerjinin parlak geleceği


Yenilenebilir enerji kaynaklarının, pek çok ülke için en düşük maliyetli kaynak oldukları için, 2040 itibarı ile global elektrik üretim tesisi yatırımlarının üçte ikisini teşkil etmesi bekleniyor. Çin ve Hindistan liderliğinde güneş pillerinin hızlı şekilde yaygınlaşması 2040 itibari ile güneş enerjisinin en büyük düşük karbonlu enerji kapasitesi olmasını sağlayacak ve 2040’a gelindiğinde toplam elektrik üretiminde yenilenebilir enerjinin toplam payı %40’a ulaşacak. Avrupa Birliğinde, yenilenebilir enerji kaynakları yeni kapasitenin %80’ini teşkil ederken, hem kıyı hem de kıyı ötesinde güçlü büyümeye bağlı olarak rüzgar gücü 2030’dan hemen sonra önde gelen elektrik kaynağı olacak. enerji politikaları tüm dünyada tarife garantilerinden çok artan şekilde rekabetçi açık arttırma vasıtası ile, yenilenebilir enerjiyi desteklemeye devam etmektedir ve milyonlarca hanenin, yerleşim bölgesi ve işletmenin doğrudan dağıtılmış güneş pilleri sistemine yatırım yapması ile de elektrik üretimi sektörünün dönüşümü hızlanacak. Yenilenebilir enerji kullanımındaki artış sadece elektrik üretim sektörü ile sınırlı değil. Tüm dünyada ısı ve ulaşım sağlama anlamında yenilenebilir enerjilerin doğrudan kullanımı da iki katına çıktı. Brezilya’da nihai enerji tüketiminde doğrudan ve dolaylı yenilenebilir enerji kullanımının payı günümüzdeki %39 seviyesinden 2040 yılı itibari ile %45 seviyesine ulaşacak. Buna kıyasla aynı dönemde global anlamda bu alanda %9’dan %16’ya bir artış görülecek.

Geleceğimiz elektrikleniyor


Elektrik nihai enerji kullanımı anlamında yükselen trend olmaya devam etmekte ve 2040 yılı itibari ile nihai tüketimdeki artışın %40’ını teşkil etmesi bekleniyor bu aynı zamanda petrolün son yirmi beş yıldır elde ettiği büyüme payı ile eş değerde. Endüstriyel elektrik motoru sistemleri Yeni Politikalar Senaryosunda elektrik talebindeki artışın üçte birini oluşturuyor. Artan gelir seviyeleri ise milyonlarca hanenin yeni elektrikli cihazlar (‘akıllı’ bağlantılı cihazların artan payı ile birlikte) ve soğutma sistemleri satın alması ve kurulumu yapması anlamına geliyor.


Elektrik, geleneksel kullanım alanlarındaki artışına paralel olarak, ısı ve ulaşım sağlama alanına da giriş yapıyor ve nihai tüketimdeki payı neredeyse dörtte bire yükseliyor. Endüstriyel teşviklerin ve politika desteklerinin giderek artması ile bağlantılı olarak bugün 2 milyon araç seviyesinde olan global elektrikli araç filosunun 2040 yılı itibari ile 280 milyon araca çıkacağını ön görmekteyiz. Gelecekteki elektrik ihtiyacının boyutu ve güç kaynağının dekarbonize edilmesi zorluğu, neden 2016 yılında ilk defa olarak elektriğe olan global yatırım seviyesinin petrol ve doğalgaza olan yatırımı geçtiğini ve elektrik güvenliğinin neden politika gündeminde hızla üst sıralara yükseldiğini açıklıyor. Ekonominin tamamında dijital teknolojilerin artan şekilde kullanılması verimliliği arttırıyor ve elektrik sistemlerinin esnek işletimini kolaylaştırıyor, ancak bu aynı zamanda çözüm getirilmesi gereken yeni potansiyel zayıflıklar da ortaya çıkartıyor.

Çin değiştiğinde her şey değişir


Çin kendi kalkınması anlamında yeni bir döneme giriyor. Devlet başkanının ‘enerji devrimi’ çağırısı, ‘hava kirliliği ile mücadele’ ve daha hizmet temelli ekonomik modele geçiş enerji sektörünü yeni bir yöne doğru sürüklemekte ve artık enerji politikasının temel odak noktası elektrik, doğalgaz ve daha temiz kaynaklar, yüksek verimlilik ve dijital teknolojiler oluyor. Talepteki artış 2000 ila 2012 yılları arasında senede %8 seviyesinden ciddi bir düşüşle, 2012’den bu yana olan %2 seviyesine geriledi ve Yeni Politikalar Senaryosunda 2040 yılına kadar senede ortalama %1 seviyesine kadar azalması öngörülüyor. Enerji verimliliği düzenlemesi bu düşüşün büyük kısmını açıklıyor. Yeni verimlilik tedbirleri olmaksızın, 2040 yılındaki nihai tüketim seviyesi %40 daha fazla olacak. Buna rağmen, Çin’deki gayri safi enerji tüketimi 2040 itibari ile Avrupa Birliği’ndekinden yüksek olacak. Çin’in yaptığı seçimler global trendlerin belirlenmesinde büyük rol oynayacak ve temiz enerjiye geçişi hızlandırabilecek. Çin’in temiz enerjiye geçişinin boyutu, teknoloji ihracatı ve dışarı yatırım seviyesi düşük karbonlu enerji geçişin arkasındaki momentumun kilit belirleyicisidir: Yeni Politikalar Senaryosunda dünyanın yeni rüzgar gücü ve güneş enerjisi sistemlerinin üçte biri Çin’de kurulacak ve Çin elektrikli araçlara yapılan global yatırımın %40’dan fazlasını temsil edecek.


Çin global gaz talebinde öngörülen artışın dörtte birini sağlamaktadır ve 2040 yılı itibari ile öngörülen 280 milyar metre küplük ithalatı Avrupa’nın ardından Çin’i ikinci sıraya koyuyor ve Çin’i global gaz ticaretinin temel taşı haline getiriyor. 2030 itibarı ile Çin en büyük petrol tüketicisi olarak ABD’yi geçecek ve 2040 yılı itibari ile günde 13 milyon varile ulaşacak. Ancak otomobil ve kamyonlara yönelik çok sıkı verimlilik tedbirleri 2040 itibari ile dört araçtan birisinin elektrikli olmasını öngören bir trend, Çin’in artık global petrol kullanımında teme itici güç olmaktan çıkacağını işaret etdiyor – 2025 sonrasında talep artışı Hindistan’da daha fazla olacak. Çin kömür pazarlarındaki güçlü varlığını devam ettirecek ancak rapordaki öngörülere göre, kömür kullanımı 2013 yılında tepe noktasına ulaştı ve 2040 yılına kadar neredeyse %15 oranında azalması öngörüldü.

ABD kaya gazı devrimi ihracata dönüyor


Maliyet etkin bir biçimde yeni kaynakları ortaya çıkartma anlamında kayda değer bir yetkinliğin ortaya çıkması ABD petrol ve doğalgaz toplam üretimini diğer ülkelerin bugüne kadar ulaşabildiğinden %50 daha yüksek bir seviyeye taşıyacak, hali hazırda zaten doğalgaz anlamında net ihracatçı konumunda olan ABD 2020’lerde net petrol ihracatçısı olacak. Rapordaki öngörülerde, ABD sıkı petrol üretiminde 2010 ila 2025 yılları arasında görülecek olan günde 8 milyon varillik artış petrol piyasaları tarihinde tek bir ülkenin ulaştığı kesintisiz en uzun petrol üretim artış dönemine damga vuracak. ABD kaya gazı üretiminde 2008 yılından sonraki 15 yıl boyunca görülen 630 bcm’lik bir artış daha önce doğalgaz tarafından kırılmış olan rekor seviyeyi çok rahat şekilde aşacak. Bu ölçekte bir genişleme Kuzey Amerika içerisinde çok farklı sonuçlar ortaya koyacak ve petrokimya ve diğer enerji-yoğun endüstrilerde büyük yatırımları arttıracak. Bu aynı zamanda uluslararası ticaret akışlarını yeniden düzenleyecek ve yükümlü tedarikçi ve iş modellerini de zorlayacak. 2020’lerin ortasında ABD dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihracatçısı ve bundan bir kaç yıl sonra net petrol ihracatçısı olacak kendi rafinerilerinin konfigürasyonuna uygun olan daha ağır ham petrol türlerinin ise temel ithalatçısı olarak kalacaktır ancak hafif ham petrol ve rafine ürünler anlamında daha fazla ihracat yapacak.

Petrol devri henüz bitmedi


2025 yılına kadar ABD global petrol üretimindeki artışın %80’ini temsil edecek ve fiyatlar üzerinde aşağı baskıya yol açacak, ve bu sebeple dünya tüketicileri henüz petrol devrine veda etmeye hazır değiller. 2020’lerin ortalarına kadar, Yeni Politikalar Senaryosunda talep büyümesi sağlam bir şekilde devam edecek ancak bundan sonra, daha yüksek verimlilik ve yakıt değişimi yolcu taşıtlarında petrol kullanımını azaltacağı için ciddi oranda yavaşlayacak (her ne kadar global araç filosunun 2040 yılı itibari ile iki katına çıkıp 2 milyara ulaşması beklense de). Diğer sektörlerden gelen güçlü itici güç petrol talebinin 2040 yılına kadar günde 105 milyon varil seviyesine doğru artmaya devam etmesini sağlamak için yeterli olacak: petrokimyasal üretim amacıyla petrol kullanımı büyümenin arkasındaki en büyük sebeplerden olup bunu kamyonlara (yakıt verimlilik politikaları günümüzde global otomobil satışlarının %50’sini kapsarken, global kamyon satışlarının sadece %50’sini kapsamaktadır), havacılığa ve deniz taşımacılığına yönelik artan tüketim izlemekte.
2020’lerin sonuna doğru ABD sıkı petrol üretiminin artışının sonlanması ve OPEC dışı üretimin bütünüyle geri kalması ile, piyasa pazar beklentisini dengeleme anlamında artan şekilde Orta Doğu petrolüne bağımlı olacak. 2040 yılına kadar toplam 670 milyar varillik yeni kaynağın üretilmesine yönelik büyük çaplı bir yatırıma olan ihtiyaç sürmekte olup bunun amacı ağırlıklı olarak talepteki artışı karşılamaktan çok mevcut sahalardaki azalmaları telafi edecek..


İlave politika ve altyapı desteği global elektrikli araç filosunda çok daha hızlı bir büyümeyi tetikliyor ve 2040 yılı itibari ile global elektrikli araç filosu 900 milyon araca ulaşacak. Önde gelen petrol üretim bölgelerinin azalan hidrokarbon ciroları fırtınasını az hasarla atlatabilecekleri anlamındaki olumlu bir varsayım ile birlikte, bu öngörü 2040 yılına kadar fiyatları varil başına 50 ila 70 dolar arasında tutmak için yeterli. Ancak bu global petrol kullanımında temel bir değişimi tetiklemek için yeterli değil.


Yolcu araçlarının elektriğe hızlı şekilde dönüşümü olması durumunda bile global talepte tepe noktasına ulaşılması diğer sektörlerde daha güçlü politika aksiyonları gerektirecek. Aksi taktirde, petrol fiyatlarının daha düşük olduğu bir dünyada, tüketiciler benzinli araçtan elektrikli araca geçme ya da onu daha verimli şekilde kullanma anlamında çok az ekonomik motivasyona sahip olacak. Diğer yandan, öngörülen talep artışının güçlü olacağı beklentisi yanında, en azından yakın dönemde, 2017 yılında, ard arda üçüncü yılda da yeni konvansiyonel projelerde düşük yatırım olması gelecekteki pazar dengesi anlamında düşündürücü bir gösterge olup 2020’lerde yeni üretimin yetersiz kalması anlamında ciddi bir risk arz ediyor.


Global doğalgaz pazarları anlamında yeni bir düzen


Yeni Politikalar Senaryosunda doğalgaz talebi artmaya devam etmekte ve global enerji talebinin dörtte birini teşkil etmekte. Bu da doğalgazı petrolden sonra global enerji portföyündeki ikinci en büyük yakıt kılıyor. Orta Doğu gibi kaynak zengin bölgelerde, özellikle petrolün yerini alabildiği durumlarda doğalgaz kullanımımın yaygınlaştırılması kolay olmakta. ABD’de üretimin fazla olması sebebi ile 2040 yılına kadar elektrik üretiminde doğalgaz temelli üretim, kömür kullanımını sınırlayan ulusal politikaların yokluğunda dahi, ciddi bir paya sahip olacak.


Ancak doğalgaz talebinde ön görülen büyümenin %80’i, Çin, Hindistan ve Asya’daki diğer ülkeler başta olmak üzere gelişmekte olan ekonomilerde meydana gelecek. Bu ülkelerde doğalgazın büyük kısmının ithal edilmesi gerekli (bu sebeple nakliyat maliyetleri yüksektir) ve altyapı yeterli değildir. Bu durum, bu bölgedeki politika öncelikleri için doğalgazın çok uygun olduğu, diğer fosil yakıtlara kıyasla daha düşük karbondioksit ve kirletici emisyonlar ile ısı, enerji ve mobilite sağladığı ve hava kalitesi anlamındaki yaygın problemleri çözmeye yardımcı olduğu gerçeğini yansıtıyor.


2020’lerin ortası itibarı ile bazı ülkelerde daha ucuz bir yeni enerji üretim şekli olan yenilenebilir enerji doğalgaz temelli elektrik üretim tesislerini lider konumdan dengeleyici konuma taşıyacak. Verimlilik politikaları da doğalgaz kullanımımın sınırlanması anlamında rol oynuyor: doğal gazdan üretilen elektrik 2040 yılına kadar yarıdan fazla artış sergileyecek olmakla birlikte, ilgili doğalgaz kullanımı yüksek verimliliğe sahip tesisler sebebi ile sadece üçte bir oranında artıyor. Yeni bir doğalgaz düzeni ortaya çıkıyor ve ABD LNG üretimi daha esnek, daha akışkan ve global bir pazara doğru geçişi hızlandırıyor. Günümüz üretim bolluğu ve düşük fiyatları döneminin ötesinde de doğal gazın ekonomik ve güvenli kalmasını sağlamak ona yönelik uzun dönemli beklentiler anlamında kritik önem taşıyor. 2040 yılına kadar, LNG öngörülen uzun mesafe doğalgaz ticaretinin yaklaşık %90’ını teşkil edecek: bir kaç istisna ile, özellikle Rusya ve Çin arasında açılan hat, önde gelen boru hatları LNG’nin opsiyonelliğini ödüllendiren bir dünyada hayatta kalma savaşı verecek.
Diğer yandan doğalgaz üretimi çeşitlilik de kazanıyor: tüm dünyada doğalgaz sıvılaştırma tesislerinin sayısı 2040 yılına kadar iki katın çıkacak ve artış özellikle, başta ABD ve Avusturalya olmak üzere, Rusya, Katar, Mozambik ve Kanada’dan kaynaklanacak. Fiyat bilgisi, petrole endekslenmek yerine artan şekilde, farklı doğalgaz kaynakları arasındaki rekabete bağlı olmaktadır. Varış noktası esnekliği ile, ve doğalgaz merkezi temelli fiyatlandırma ve spot bulunabilirlik ile, ABD LNG’si doğalgaz pazarının tamamında öngörülen değişimlerin pek çoğu için katalizör görevi görecek. Her ne kadar, değişimin sürati ya da yönünü ile ilgili belirsizliğin yeni yatırımları geciktirmesi durumunda doğalgaz pazarlarında bir sert düşüş olması riski olsa da, yeni doğalgaz düzeni doğalgaz güvenliği anlamında kazanımlar getirebilecek. Daha uzun vadede daha büyük ve daha sıvı bir LNG pazarı enerji sisteminde bir başka yerdeki azalan esnekliği telafi edebilecek (örneğin bazı ülkelerde kömür temelli üretim devre dışı kaldıkça daha düşük yakıt-değiştirme kapasitesi gibi). Tahminlerimize göre 2040 yılında önde gelen ithal edici bölgelerin ithalat seviyelerini %10 kadar arttırması yaklaşık on gün kadar sürecek; bu süre bugün Avrupa, Japonya ve Kore’de gerekli olan süreden bir hafta daha az.

Hava kalitesi


Politikalar artan şekilde hava kalitesine odaklanıyor ve bütün önde gelen hava kirletici maddelerin global emisyonları projeksiyonlara dahil edildi ancak bunların sağlık üzerindeki etkileri şiddetli olmaya devam ediyor. Pek çok endüstriyelleşmiş toplumda yaşı ilerleyen popülasyonlar hava kirliliğinin etkilerinden daha fazla zarar görüyorlar ve şehirleşme de trafikten kaynaklanan kirleticilere maruz kalma oranını arttırabiliyor. Yeni Politikalar Senaryosunda, her ne kadar kirlilik kontrol teknolojileri daha yaygın şekilde uygulansa ve enerji hizmetleri daha verimli şekilde sağlandığı için ya da (rüzgar ve güneş enerjisinde olduğu gibi) yakıt yanma süreci olmaksızın sağlandığı için diğer emisyonların önüne geçilse de, tüm dünyada dış mekan hava kirliliğinden kaynaklanan prematüre ölümler bugünkü 3 milyon seviyesinden 2040 yılında 4 milyon seviyesine yükselecek.

GHG emisyonları


Global enerji kaynaklı CO2 emisyonları, her ne kadar artış yakın zamanda düzlüğe ulaşmış olsa da, Yeni Politikalar Senaryosunda 2040 yılına kadar hafif bir artış sergileyecek. Bu sonuç, iklim değişikliği anlamındaki olumsuz etkileri engellemekten çok uzak ancak bazı olumlu işaretler mevcut. Yeni Politikalar Senaryosunda öngörülen 2040 emisyonları bir önceki perspektifte olandan 600 milyon ton daha az.(36.3 gigaton[Gt]’a kıyasla 35.7 Gt). Çin’de CO2 emisyonlarının, düşüşe geçmeden önce 2030 yılında 9.2 Gt seviyesinde (şu anki seviyelerin sadece çok az üzerindedir) düzlüğe ulaşması bekleniyor. her ne kadar elektrik talebi %60 artsa ve global GSYH %125 yükselse de, günümüz ila 2040 arasında, elektrik üretim sektöründen kaynaklanan global emisyon seviyesi %5 artış ile sınırlı kalacak. Ancak elektrik üretim sektöründe görülen değişim hızı eşsizdir: ulaştırma sektöründe petrol kullanımından kaynaklanan CO2 emisyonları 2040 itibarı ile (düzlüğe erişecek olan) kömür kaynaklı elektrik üretim tesislerinden gelen CO2 emisyonları ile ancak aynı seviyede, ve de aynı zamanda endüstriyel sektörden gelene emisyonlarda da %20 artış var.

Sürdürülebilir Kalkınma Senaryosu


Sürdürülebilir Kalkınma Senaryosu, sürdürülebilir ekonomik kalkınma için çok önemli olan bir dizi enerji bağlantılı hedefe ulaşma anlamında bütünleşik bir yol sunmaktadır: iklim stabilizasyonu, daha temiz hava ve modern enerjiye evrensel erişim, ve de aynı zamanda enerji güvenliği risklerinin azaltılması. Bu senaryonun başlangıç noktası bir dizi istenilen sonuçtur ve senaryo bunların ortaya konulabilmesi için nelerin gerekli olacağını dikkate alır. Bu sonuçların ortak noktası CO2 emisyonlarında erken bir tepe noktası elde edilmesi ve ardından Paris Sözleşmesi ile uyumlu şekilde hızlı bir düşüş olmasıdır. Buradaki temel bir bulgu, bu süreci daha fazla zorlu hale getirmeksizin elektrik ve temiz pişirmeye evrensel erişimin mümkün kılınabileceği şeklinde. Buna ilave olarak Daha Hızlı Geçiş senaryosu ile de politikaların CO2 emisyonlarında nasıl daha da hızlı ve sert bir düşüşü tetikleyebileceğini ve iklim risklerini nasıl sınırlayabileceğini inceledik.


Sürdürülebilir Kalkınma Senaryosunda, düşük karbon kaynakları 2040 yılına kadar enerji portföyündeki paylarını iki kat arttırarak %40 seviyesine çıkartmaktadırlar, verimliliği arttırmaya yönelik bütün alternatifler devreye alınmaktadır, kömür talebi hızlı bir düşüşe geçmektedir ve petrol tüketimi bunun ardından tepe noktasına ulaşmaktadır. Elektrik tüketimi tamamen dekarbonize hale gelmekte ve 2040 itibari ile yenilenebilir kaynaklara (%60), nükleer kaynaklara (%15) ve de aynı zamanda karbon yakalama ve depolamadan – endüstriyel sektörden gelen emisyonların azaltılmasında eşit seviyede önemli rol oynayan bir teknoloji - gelen katkıya (%6) dayalı olmaktadır. Elektrikli araçlar hızlı şekilde popüler olmakta ve yaygınlaşmaktadır ancak ulaştırma sektörünün dekarbonizasyonu aynı zamanda, özellikle kara yolu taşımacılığı için olmak üzere bu alanda çok daha sıkı verimlilik tedbirlerinin alınmasını gerekli kılıyor.

Doğalgaz ve temiz enerji geçişleri


Petrol ve kömür kullanımı azaldıkça ve yenilenebilir kaynaklar güçlü bir yükselişe geçtikçe, Sürdürülebilir Kalkınma Senaryosunda doğalgaz global enerji portföyünde tek başına en büyük yakıt haline geliyor. Doğalgaz kullanımı ile bağlantılı net iklim faydalarının garantilenebilmesi – güçlü bir sera gazı olan metanın atmosfer sızıntılarının minimize edilmesi anlamında ciddi adımlar atılmasına bağlı. Sürdürülebilir Kalkınma Senaryosunda, doğalgaz kullanımı 2030 yılına kadar yaklaşık %20 artıyor ve 2040 yılına kadar ağırlıklı olarak bu seviyede kalıyor. Doğalgazın katkısı bu senaryoda bölgelere, sektörlere ve zamana göre değişiklik gösteriyor. Yenilenebilir alternatiflerin (özellikle bazı endüstriyel sektörlerde) pek fazla mevcut olmadığı ağırlıklı olarak kömüre dayalı enerji sistemlerinde (Çin ve Hindistan’da olduğu gibi), ya da değişken yenilenebilirlerin yüksek oranda enerji sistemine entegre edilebilmesi için mevsimsel esnekliğin gerekli olduğu yerlerde doğalgaz önemli rol oynamakta. Doğalgaz ve petrol değer zinciri boyunca metan sızıntısı problemine çözüm getirmek amacıyla aksiyon alınması doğalgazın çevre dostu olduğu tezinin savunmasını desteklemede önemli olacak: bu emisyonlar sadece metanın antropojenik emisyonları olmakla kalmamakta, bunlar aynı zamanda yatıştırması en ucuz olan emisyonlardan. Petrol ve doğalgaz operasyonları sebebiyle tüm dünyada atmosfere yayılan tahmini 76 milyon tonluk metanın azaltılmasına yönelik maliyetlerin ilk global analizini sunuyoruz, bu analizde, bu emisyonların %40-50’si hiç bir net maliyet olmaksızın azaltılabilmektedir çünkü yakalanan metanın değeri azaltma tedbiri maliyetlerini karşılamaktadır.


Yeni Politikalar Senaryosunda bu tedbirlerin uygulamaya alınması 2100 itibari ile ortalama global yüzey ısısının azaltılması anlamında, Çin’deki bütün kömürle çalışan elektrik üretim santrallerinin kapatılması ile aynı etkiye sahip olacak.