sektörünün aynı başarıyı Türkiye enerji sektöründe göstermemesi için hiçbir sebep yok. Bize kurum olarak düşen sorumluluk ise, bu yatırım başvuruların mümkün olduğunca çabuk sonuçlandırılmasına yönelik ne tür düzenleme ihtiyacı ve karar gerekiyorsa almak ve yapmaktır. 2008 yılında, elektrik enerjisi üretimine yönelik artan ilgiye koşut olarak, yatırımlar için ihtiyaç duyulan finansman kaynaklarının sağlanması amacıyla Kurumumuz tarafından çeşitli düzenlemeler yapılmıştır. Bu kapsamda, lisansların devredilemezliği ilkesi korunarak, yatırımların kredi almasını kolaylaştırma amacıyla, lisans sahibi şirketin bölünmesi yoluyla oluşan veya aynı ortaklık yapısı ile kurulan yeni şirkete, aynı hak ve yükümlülüklerle eskisinin devamı mahiyetinde yeni lisans verilmesine olanak tanınmıştır. Keza proje finansmanının sağlanmasında karşılaşılan tereddütlerin giderilmesi için, proje finansmanı sağlayan kuruluşların sözleşme hükümleri gereğince lisans 42 ENERJi DÜNYASI KASIM ,ARALIK2008 kapsamındaki hakların bir başka tüzel kişiyle devredilmesinin zorunlu hale gelmesi durumunda, tüm kazanılmış hakların korunacağı düzenleme altına alınmışur. Kurumumuz lisans almış projelerin zamanında tamamlanması, projelerdeki ilerlemelerin izlenmesi ve ilerleme olmayan lisanların iptal edilmesine yönelik çalışmaları 2009 yılında titizlikle sürdürecektir. Mali piyasalarda yaşanan global krizin ülkemiz enerji sektörüne etkilerini değerlendirir misiniz? Son yüzyılın en ciddi krizi olarak değerlendirilen küresel mali krizin ülkemizi etkilemeyeceğini söylemek doğru olmaz. Dünya çapında bu kadar yaygınlaşmış bir soruna bağlı olarak ülkemizin ekonomik büyümesinin belli bir nispette azalı11ası, kredi imkanlarının kısmen daralınası gibi sonuçlar oluşabilecektir. Ancak dünya çapında yaşanan bu krizin Türkiye enerji sektörü açısından fırsata dönüştürebileceğini düşünüyorum. Krizin başladığı süreçten bugüne enerji sektörüne yatırım yapmak isteyen ve projeleri ile ilgili süreçleri devam eden yerli ve yabancı şirketlerin yöneticileri ile görüşüyorum. Yatırım finansmanı açısından yaşanan gelişmeleri yakından izliyorum. Bankacılık sistemimiz geçmiş krizlere göre çok daha sağlam, krediyle yapılan yatırımların verimliliği ve karlılığı daha çok önem kazanırken enerji sektörümüz yatırım yapmak için cazibesini koruyor. Küresel krizden dolayı dünya çapında faiz oranlarının düşürülmesine paralel olarak Türkiye enerji sektörüne finansal akışın devam edeceğini düşünüyorum. Hükümetimiz de reel sektörün finansal kredilere ulaşımı konusunda ilave çalışmalar yapıyor. Bu tür olağanüstü gelişmeler düzenlemenin ve düzenleyici kurumların da önemini arttırıyor. Bundan birkaç ay öncesine kadar Türkiye elektrik dağıtımının yüzde 98'i kamunun elindeydi ve özel şirketin payı sadece yüzde 2 idi. Son üç ayda ardı ardına yapılan 4 bölgenin özelleştirme ihalesi ve bir bölgen.in özel sektöre devri ile bu oran yüzde 20 düzeylerine çıktı. Bir başka ifade ile özel sektörün toplam elektrik dağıtımdaki payı 10 kat birden artmış oluyor. İlk bakışta küresel mali krizin bir yansıması olarak elektrik özelleştirmelere olan ilginin azalınası da beklenebilir. Ancak siyasi irade 2009 yılında da elektrik dağıtım ve üretim özelleştirmelerine devam ermeyi planlıyor. Çünkü bu tesislerle ilgilenen alıcılar ve bunların finansal imkanları bellidir. Elbette bu şirketler mevcut koşullardan etkilenebilirler ancak sektörün geleceğini düşünerek karar alı.r ve yatırım yaparlar. Bu itibarla önümüzdeki dönemde yerli ve yabancı şirketlerin Türkiye'ye yönelik ilgisi sürecektir. Dünya çapında yaşanan finansal krizi ülkemiz enerji sektörü açısından fırsata dönüştürebilecek bazı olanaklar doğmuştur. Bunlardan biri, uluslararası piyasalardaki daralma nedeniyle enerji yatırımları için gereken ekipmanların fiyatları düşmekte ve bu ekipmanların daha kısa sürede tedarik edilebilme imkanı doğmaktadır. Bir diğer husus, dünyada petrol fiyatlarının düşmesi yeni termik santral projelerinin geniş dönüş süresini ve işletme maliyetlerini azaltarak yatırım yapmayı daha cazip kılmaktadır. Ayrıca finansman imkanlarındaki daralmanın etkisi ile kreditör kurumlar daha seçici davranacağı için daha verimli projelerin gerçekleşeceği anlaşılmaktadır. Bir diğer önemli husus ise, Ti.irk bankacılık sektörü "ihtiyatlı" davranırken, mali sermaye yeterliliği olan, mevcut likiditesini yatırıma dönüştürmek isteyen yerli ve yabancı şirketler için mevcut projelere yönelecek olmasıdır. Bu şartlar altında Türkiye dünya genelinde enerji yatırımı yapmak için en uygun ülkelerden biri konumundadır. ■
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=