E-DERGİ
Enerji ve Çevre Dünyası 137.Sayı

 


E-Dergi Oku

'YEKA Türkiye'de Birçok Gelişmenin Önünü Açacak'

'YEKA Türkiye'de Birçok Gelişmenin Önünü Açacak'

22 Eylül 2017 Cuma / 09:22 | SÖYLEŞİ | Yorumlar

Dergimizin sorularını yanıtlayan Siemens Gamesa Renewable Energy Türkiye CEO’su Hakan Yıldırım, YEKA ihalesi ile rüzgâr enerjisinde ilk defa tek seferde bu kadar yüksek miktarda kurulu güç için hamle yapıldığına dikkat çekti ve ihalenin Türkiye’de birçok gelişmenin önünü açacağına inandıklarını vurguladı.

Öncelikle kendinizden ve firmanızdan kısaca bahsedebilir misiniz?

Siemens 160 yıldır Türkiye’de enerji, endüstri, sağlık, ulaşım ve akıllı binalar gibi birçok farklı alanda yenilikçi, güçlü ve güvenilir çözümler sunuyor. Siemens’in enerji alanındaki faaliyetleri ise Enerji Yönetimi, Enerji Üretimi ve Enerji Üretimi Servisleri olmak üzere üç ayrı alana odaklanıyor. Siemens bünyesinde rüzgar enerjisi faaliyetlerine 2010 senesinde başlandı, 2017 yılında İspanyol Gamesa firması ile birleşen bölümümüz, Siemens’in ana hissedarı olduğu Siemens Gamesa Renewable Energy adlı ayrı bir şirket olarak hizmetlerini sürdürüyor.

Bugün dünya çapında 75 GW'lık kurulu kapasiteye sahip Siemens Gamesa Renewable Energy, 27 bin kişiden oluşan ekibiyle, 90'dan fazla ülkede faaliyet gösteriyor. Karasal (onshore) ve deniz üstü (offshore) rüzgar türbini tasarımı, üretimi, kurulumu ve son teknolojiye sahip hizmet çözümlerimiz ile uçtan uca değer zinciri yaratıyoruz. Yenilenebilir enerji teknolojileri alanında lider bir tedarikçi olarak konumlanan Siemens Gamesa; güvenilir, çevre dostu ve uygun maliyetli ürün, çözüm ve sistemleriyle yenilenebilir enerjiyi, konvansiyonel enerji kaynaklarıyla zorlanmadan rekabet edebilir seviyeye getirmeyi ve rüzgâr enerjisinin maliyetini düşürmeyi hedefliyor.

Ben de yurt içi ve yurtdışında önemli enerji projelerinde 5-6 sene çalıştıktan sonra 2005 senesinde Siemens ailesine katıldım. Yıllar içerisinde birçok farklı görev üstlendim ve şu anda Siemens Gamesa Türkiye Genel Müdürü olarak görev yapmaktayım.

Türkiye’de merakla beklenen YEKA ihalesini Siemens Gamesa Renewables’in de içinde bulunduğu konsorsiyum kazandı. İhalenin detayları ve Türkiye’ye sağlayacağı katkılar konusunda bilgi alabilir miyiz?

Siemens Gamesa olarak 3 Ağustos 2017 tarihinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından düzenlenen Rüzgar Enerjisi YEKA (Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları) ihalesini kazandık. Siemens Gamesa Renewable Energy olarak Türkerler ve Kalyon Enerji ile birlikte oluşturduğumuz konsorsiyum ile ihalede 3,48 dolar cent/kwh’lık en düşük teklifi vererek bu önemli projeyi üstlendik.

YEKA projesi ile beş bölgede 1000 MW’lık rüzgâr santrali kuracağız. Projede kullanacağımız türbinler, yüzde 65 yerlilik oranıyla üretilecek. Ayrıca proje kapsamında önümüzdeki 21 aylık sürede Türkiye’de bir üretim ve Ar-Ge merkezi kurulması gerekiyor. Kurulacak üretim merkezinde, Siemens Gamesa portföyünün en yenilikçi ve verimli türbinlerinin üretimi yapılacak. Ar-Ge merkezinde ise 10 yıl süreyle 50 tam zamanlı teknik personel çalışacak. Böylece Siemens Gamesa, ülkemizdeki istihdama katkı sağlayacak ve Ar-Ge yatırımlarını artıracak.

 Rüzgar Enerjisi YEKA ihalesinin, Türkiye’de birçok gelişmenin önünü açacağına inanıyoruz. Rüzgâr enerjisinde ilk defa tek seferde bu kadar yüksek miktarda kurulu güç için hamle yapılması, bu gelişmelerin en önemlilerinden biri. Enerjide dışa bağımlılığın azaltılması, düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırması, cari açığı azaltacak olmasının yanında üretim ve istihdam açısından da Türkiye’nin ekonomik gelişimini destekleyecek önemli bir sürecin başlangıcına işaret ediyor. Aynı zamanda bu projeyle yenilenebilir enerjide yan sanayinin de temeli atılıyor. İhalede zorunlu olan yüzde 65 yerlilik oranı, Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanında teknoloji üssü olması yolunda kayda değer bir aşama. Kurulacak fabrikada yılda en az 150 adet türbin üretilecek. Türbin fabrikasının üretim maliyetlerinde rekabet edilebilir fiyatları sağlaması ve dolayısıyla ihracat yapabilme potansiyeline kavuşacak olmamız da çok önemli.

YEKA ihalesi sektörün beklemediği bir şekilde 3.48 dolar cent/kWh’lık fiyat teklifi ile sonuçlandı. Bu durumun Siemens Gamesa’nın Türkiye enerji sektörüne duyduğu güven sonucu oluştuğunu söyleyebilir miyiz?

Dünyada rüzgar lisanslarının artık YEKA benzeri büyük ihaleler ile verildiğini görüyoruz. Bunun iki ana nedeni var, ilki elbette ölçek ekonomisi yaratarak elektrik birim fiyatını düşürmek, ikincisi özellikle gelişmekte olan ülkelerde lokal imalatı teşvik etmek. Bu tip ihalelerde oluşan fiyatların giderek düştüğünü görmekteyiz.  En son geçtiğimiz hafta Almanya’da yapılan 1GW’lık lisans ihalesinde çıkan ortalama fiyat 50.4 USD/MWh, en düşük fiyat 41,3USD/MWh oldu. Almanya’da yapılan bir önceki ihaledeki ortalama fiyat ise 67.3 USD/MWh şeklinde olmuştu. Rüzgar endüstrisi geliştikçe rüzgardan elde edilen elektriğin konvansiyonel yöntemler ile üretilen elektrik ile başa baş noktaya geldiğini ve hatta daha rekabetçi olacağını göreceğiz. YEKA ihalesinde kazanan fiyat, bu öngörüye sahip konsorsiyumların kıyasıya mukayesesi neticesinde oluştu. Bu fiyat, aynı zamanda Türkiye’de yenilenebilir enerji kapasitesini artırmaya olan bağlılığımızın da güçlü bir yansıması.

Yenilenebilir enerji kaynaklarının en büyük dezavantajı olarak baz kaynak konumunda olamamaları olarak gösteriliyor?  Bu nedenle enerji depolaması büyük önem arz eden bir konu. Siemens Gamesa olarak bu alanda ne gibi çalışmalarınız bulunuyor?

Yenilenebilir enerji üretiminin öngörülemez yapısı, dalgalanmalara ve dengesizliklere yol açarak şebekenin sürekliliğini ve enerji kalitesini etkileyebiliyor. Rüzgâr ve güneş enerjisinin değişkenliğinin, yanı sıra arz-talep dengesindeki düzensizlikler, sürekli ve güvenilir bir güç kaynağı ihtiyacını doğuruyor. Siemens bu anlamda yenilenebilir enerji sistemlerinin bu ihtiyacına yanıt vermek üzere Siestorage enerji depolama sistemini geliştirdi.

 

Firma olarak yenilenebilir enerji sektörüne sunmuş olduğunuz hizmetlerden ve ürünlerden bahsedebilir misiniz?

Enerjinin yönetilmesi, üretilmesi bakım ve servis hizmetlerinin sağlanması ile faaliyet gösterdiğimiz üç alanda yenilikçi ürün, sistem ve hizmetlere yönelik çok kapsamlı bir portföyümüz bulunuyor. Rüzgar türbin teknolojisinin gelişmeye yeni başladığı 1980’lerden bu yana sunduğumuz inovatif teknolojilerle rüzgâr endüstrisinde öncü bir rol üstleniyoruz. Türkiye rüzgâr enerjisi sektörüne de fabrikada türbin tesliminden anahtar teslim çözümlere kadar geniş bir yelpazede hizmet sunuyoruz.

Siemens Gamesa olarak rüzgâr enerjisi sektörü için direct-drive teknolojisi, dünyanın en uzun tek parça fiberglas kanat üretimi, düşük rüzgâr hızlarında yüksek enerji üretimi sunan türbin ve uzaktan bakım servisleri gibi inovatif çözümler sağlıyoruz. Rüzgâr türbinlerinde dişli kutulu türbinler ve dişli kutusuz ‘DirectDrive’ türbinler olmak üzere her iki teknolojiyi de sunan nadir şirketlerden biriyiz.

DirectDrive teknolojisinde “permanent magnet” adı verilen, yani jeneratörün içinde mıknatıslar kullanarak manyetizma sağlayan bir yenilik getirdik. Sürekli yön değiştiren rüzgârlarla karşı karşıya kalan rüzgâr türbinleri yıpranmaya çok açık makineler olduğu için DirectDrive, rüzgâr türbinlerine yönelik çok avantajlı bir teknoloji sunuyor. Portföyümüz, platform yapılanması ile yalın bir tasarım sürecinin yanı sıra türbinlerde kritik önem taşıyan standartlaştırma, modülerleştirme, üretim ve kuruluma kolaylık sağlıyor.

Türkiye enerji sektöründe görmüş olduğunuz sorunlar ve çözüm önerilerinizden bahsedebilir misiniz?

Türkiye, birincil enerji kaynaklarının yüzde 70’ini dışarıdan ithal eden bir ülke ve cari açığın büyük bir kısmını ithal edilen bu enerji kaynakları oluşturuyor. İthalata bağımlılığı azaltmanın ve cari açığı düşürmenin yollarından biri yenilenebilir enerji kaynaklarını maksimum seviyede kullanmak; bunun için de doğru enerji yatırımlarının hayata geçirilmesi gerekiyor. Çünkü teknoloji ve sanayideki gelişmelerin yanı sıra nüfusun ve kentsel nüfus yoğunluğunun da hızla artmasıyla, dünyada olduğu gibi Türkiye’deki enerji talebi de hızla yükseliyor. Bu talep şu anda büyük oranda fosil kaynaklardan karşılansa da uzun dönemde alternatif enerji kaynaklarına yönelmenin kaçınılmaz olduğunu biliyoruz. Temiz ve yenilenebilir bir kaynak olan rüzgârın karbon emisyonu, çevre kirliliği gibi dezavantajlarının olmaması, sadece enerji sektörüne değil aynı zamanda ekolojik dengenin korunmasına da olumlu katkı sağlıyor ve dünyada rüzgâr enerjisi yatırımları hızla artıyor. Türkiye de 2023 yılında 20 GW’lık kurulu rüzgâr enerjisine ulaşılmayı hedefliyor. Bunu başarabilmek için yerine getirilmesi gereken önemli şartlar var.

 

Ayrıca rüzgar projelerinde izin ve imar süreçlerinin hızlandırılması ve kolaylaştırılmasının da bu sektörün büyümesine katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Bu koşulun sağlanması için yetkili kurumlarla yatırımcıların bir araya gelerek bu süreçlerin nasıl daha hızlandırılabileceği konusunda ortak akıl yürütmelerinin yararlı olacağını öngörüyoruz. Çevreyi de koruyacak şekilde gerekliliklerin yerine getirilmesini sağlayacak ama aynı zamanda yatırımcıyı da destekleyecek şekilde düzenlemeler gerekiyor. Bunun yanı sıra, kanuna göre 2020 yılına kadar verilecek olan rüzgar enerjisine yönelik YEKDEM mekanizmasının 2020 sonrasında da devam ettirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu uzatmanın önümüzdeki kısa dönemde açıklanması, yatırımcılar açısından oluşabilecek belirsizliği ortadan kaldıracağından Türkiye’nin rüzgar enerjisi hedeflerine daha kolay ulaşabilmesini sağlayacaktır.

 

Son olarak eklemek istedikleriniz?

 

Türkiye özellikle son beş-altı yıldır gösterdiği performansla rüzgar enerjisinde dünyadaki en büyük pazarlardan biri haline geldi.  YEKA projesi ile birlikte artık ikinci bir faza girmiş olduk. Türkiye’yi Ar-Ge’si, türbin imalatı ve yan sanayisiyle rüzgar endüstrisi geliştiren bir ülke haline dönüştüreceğimiz bu yeni süreçte tüm paydaşlarımızın desteğine ihtiyacımız olacak. Rüzgar kurulumlarının hız kesmeden devam edebilmesi için YEKA kadar YEKDEM projelerinin de devam etmesi gerekliliğine inanıyoruz. Devreye giren her MW Türkiye’nin kendi kaynaklarından yaptığı bir tasarruf olacaktır.