
Sulama Sorunu Kaçak Elektrik Olarak Yansıyor
Escon Enerj, CEO'su Onur Ünlü: "Doğru Kojenerasyon Tasarımı Maksimum Verimlilik Sağlar"
Küresel Batarya Pazarları Hızla Büyüyor ve Tedarik Riskleri de Artıyor
MWM, Yüksek Verimli TCG 4170 V20 R ile Güç Üretim Portföyünü Genişletiyor
|
Enerji Politikalarında Göz Ardı Edemediklerimiz![]()
Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü değerlendirmelerine göre, rüzgarda 1096 adet ve toplamda 42273 MW’lık başvuru var. Tahsis edilecek olan toplam kapasite sadece 3000MW. Yani tahsisatın 14 misli başvuru var. YEGM-EPDK-TEİAŞ üçgeni, bunun ancak %7’sine izin veriyor. Hâlbuki ETKB’nın kısa ve uzun vadeli stratejik hedeflerine göre, rüzgarda 2023’te 20.000 MW’a ve 2030 yılında yenilenebilir enerji payında %30’a koşmamız lazım.
Güneş enerjisinde de benzeri durumu gözlemliyoruz. Halen 495 adet tesisi yapılmakta (bunların toplam kapasitesi 7860 MW). Ancak, EPDK’nın 2 yıl önce çıkarttığı tahsisat, 6 bölgede toplam 600 MW’la sınırlı. Yani her bir bölge için 100’er MW. Halbuki Türkiye, rüzgarda da, güneşte de, enerji üretimi verimliliği ve fizibilitesi yönlerinden Avrupa’dan daha iyi. Akla şu sorular geliyor:
· Devletimiz, kendi doğal kaynaklarımızı en yüksek oranda değerlendirmek ve bu suretle enerjide ithal bağımlılığımızı azaltmak için, strateji belgeleri hazırlıyor, teşvik kanunları çıkartıyor da, birileri bu hamleleri frenlemeye mi çalışıyor?
· Eğer öyle değilse, tahsisat kısıtlarının azaltılması için yapılması gerekenler (Enerji Nakil Hatlarında gereken yerlerde kapasite artımı, sistemin aktif/reaktif dengesi için alınacak önlemler, Elektrik Dağıtım Bölgelerine ilave edilebilecek trafolar gibi) önceden planlanıp yapılamaz mı? Birlikte uzun yıllar çalıştığımız TEİAŞ’ın APK Dairesi Uzmanları, bu çalışmaları yapacak bilgi ve tecrübeye sahiptir. Coğrafyamızın ve doğamızın bize armağan ettiği çok verimli rüzgar ve güneş enerjisi kaynaklarını yeterince kullanamazsak, işi gücü bırakıp, cari açığa neden olan suçluların peşinden koşarız. Gerek rüzgar başvurularındaki 42273 MW’lık kapasite, gerekse güneş enerjisindeki 7860 MW’lık kapasite için yapılan bunca emek ve kaynak israfına mani olmak için, yetkililerden kısıtların nedenleri ile ilgili inandırıcı açıklamalar bekliyoruz.
Nükleer Enerji Santrallerinin Cari Açığımızı Azaltacağı Beyanlarına Katılmamız Mümkün Değil
Enerji Bakanlığını 8 yıl süreyle başarı ile yürütmüş olan Sayın Taner Yıldız’ın nükleer santrallerin, doğalgaz santrallerinin yerine yapıldığı değerlendirmesine katılmamız mümkün değil. Sayın Yıldız’ın bir televizyon programında, “4500 MW’lık bir nükleer santralin, 4500 MW’lık doğalgaz santraline nazaran yılda 7,2 milyar liralık doğalgaz tasarrufu sağlayacağı” değerlendirmesinin nasıl bir hesaba dayandırılmış olabileceğini bilmiyoruz. Ancak, çok iyi bildiğimiz nokta şu ki, Rus RASATOM firması ile yapılan anlaşmanın elektrik satın alma (garantili) fiyatı (Rusya’ya döviz olarak ödenecek olan), %60 verimli bir doğal gaz kombine çevrim santralinin yaktığı doğal gaz satın alma fiyatından yüksektir. Yani nükleer santralin ülkemizde cari açığı azaltacağı değerlendirmesine katılmamız mümkün değildir. Bu değerlendirmemizi, istendiği anda, brifing şeklinde sunabiliriz veya gönderebiliriz.
Doğalgaz santralleri ülkemizde, elektrik ithalini durdurmuştur. Yüksek emre amadelik yeteneği ile ve temel yük santrali olarak çalışabilme karakteri ile, sürdürülebilir elektrik enerjisi üretiminin omurgasını teşkil etmektedir.
Doğalgaz’da Gazprom’un %10.3’lük Tenzilatı Çok Az
Enerji Bakanlığımız ve BOTAŞ yetkililerinin yaklaşık 6 aydan beri süren, doğalgaz fiyat toplantılarında %10,3 gibi bir tenzilat sağladılar. BOTAŞ’ın bu gayretini ve halen, daha fazla tenzilat için direniyor olmasını takdirle karşılıyoruz. Gazprom’u daha fazla bastırarak daha büyük tenzilat almaları yönünde, Sivil Toplum Kuruluşları olarak, BOTAŞ’ın arkasındayız. Esasen ortam da buna çok müsait. Çünkü: Rusya ile ilişkilerimiz tarihimizin en güzel dönemini yaşıyor. İlk nükleer santral yapımını ROSATOM’a vermişiz. Doğalgaz ihtiyacımızın %57’sini Rusya’dan alıyoruz. “Türk akımı doğalgaz hattı” ile Rusya’nın, Avrupa’ya karşı elini güçlendirmişiz. Bütün bunları da ABD’nin ve AB’nin muhalefetine rağmen yapıyoruz. Ülke olarak bu politikalardan bir faydamız olmalı. Ancak görüyoruz ki başka ülkeler, dünyada gerileyen enerji ortamından, bizden daha fazla istifade ediyor.
Rusya, savaş halinde olduğu Ukrayna’ya bile gazı 250 USD’den, Ermenistan’a 190 USD’den satıyor. Eurostat’a göre, tenzilat yürürlüğe girdikten sonra bile yine Avrupa’nın en pahalı gazını satın almış olacağız. Çünkü Avrupa’da süresi biten sözleşmeler yenilenirken, biraz ortamdan da yararlanarak, %20,’ye kadar tenzilat alabiliyorlar. Bizim daha çok tenzilatta ısrar etmemiz lazım.
Enerji İçin Doğamızın Güzelliklerini Feda Edemeyiz
55 yıl önce Çatalağzı’nda işletme mühendisi olarak çalışmaya başladığımda, çevreme bakarak hüzünlenmiştim. 120 MW’lık Çatalağzı santralinin külleri, 10 yıllık işletme süresinde, Işıkveren’in yemyeşil ormanlarını kurutmuştu. Çevre adeta gri bir kül tabakası ile kaplıydı. Yani elektrik üretimine çevre feda edilmişti. Ondan sonraki yıllarda da bu durum, pek fazla değişmedi. Hatırlıyorum, 1986 yılında Kemerköy Termik Santralinin yapımına halkın tepkilerini azaltmak için, Kemerköy’de yapılan temel atma törenine, rahmetli Özal da gelmişti ve çevre halkına bu santralin diğer santraller gibi olmayacağının teminatını veriyordu. Santral kuruldu ve ilk yıllarda FGD (flue gas desulphurization) ünitesi yetiştirilemediği için etraf sarardı. İşetmenin 5. yılında FGD ünitesi yapıldı da doğa kendini onarmaya başladı.
Rahmetli Özal dahil, yetkililerin beyanları hep aynı idi “Biz size elektrik getiriyoruz, bu kadarcık kirlenmeye katlanacaksınız.” Bu savunmaya katılmamız mümkün değil. Elektrik üretiyoruz diye çevre feda edilemez.
Son yıllarda akarsu santrallerinde benzeri uygulamalarla karşılaşıyoruz. Bu defa savunma biraz farklı: “Cari açığı azaltmamız için doğal kaynaklarımızı azami ölçüde kullanmamız lazım. Bu nedenle de tüm akarsularımızı değerlendiriyoruz.”
Kendi köyünün şırıl şırıl akan derelerini kurutacağını anlayan çevre halkı ile yatırımcıların çatışmaları giderek büyüyor. Enerji karar otoritelerinin, bu derelere kurulacak elektrik üretim tesisleri için nasıl lisans verdiklerini anlamamız mümkün değil. Çevre Bakanlığının, bu tesisler için hazırlanan ÇED raporlarını nasıl onayladıklarını da anlamamız mümkün değil. Sistemde elektrik sıkıntımız da , Allah’a şükür yok (Şu anda 72.000 MW’lık kurulu gücümüz var ve 29.000 MW’lık yedek kapasitemiz oluşmuş).
Köylülerin kendi derelerini korumak için giriştiği dayanışma bana, 1854 yılında Amerika’da kızılderili şef Seatle’ın kendi ormanlarını işgal etmek isteyen Başkan Franklin Pierce’e yazdığı ve çevre konusunda yazılmış en güzel belge olarak kabul edilen bir mektubu hatırlattı. Dergimizin 90. Sayısında yayınladığım bu mektubu aşağıda tekrar veriyorum:
Gökyüzünü nasıl satın alabilirsiniz?
Ya da satabilirsiniz?
Ya toprakların sıcaklığını?
Havanın taze kokusuna, suyun pırıltısına
Sahip olmayan biri onu nasıl satabilir?
Kutsaldır bu topraklar benim ve milletim için,
Yağmur sonrası ışıldayan her çam yaprağı,
Denizi kucaklayan kumsallar,
Karanlık ormanların koynundaki sis
Vızıldayan her böcek milletim için kutsaldır.
O güzel kokan çiçekler bizim kız kardeşlerimizdir.
Geyik, at ve büyük kartal da erkek kardeşlerimiz.
Yüksek kayalıklar, yeşil çayırlar,
Ilık sıcak vücutlarıyla taylar ve insanlar
Hepsi bizim ailemizdir. .
Washington’daki büyük Başkan, bizden
topraklarımızı istediği zaman, bunları da istiyor.
Derelerin ve ırmakların içinden geçerken
Pırıldayan sular, yalnızca su değildir.
Atalarımızın kanlarıdır onlar.
Ve göllerin parlak sularında oynaşan her yansı
Benim milletime ait masalları, hikayeleri anlatır.
O bir gölün üstünden yumuşak esen rüzgarı sever.
Getireceğiniz lokomotif öldüreceğiniz bin buffalo’dan
Nasıl daha kıymetli olabilir?
Nehirlerimizi zehirlemeye devam ederseniz.
Gece kendi çöpleriniz içinde boğulursunuz.
Bir bakarsınız ki gökteki kartallar yok olmuş.
Hızlı koşan taya elveda demişsiniz,
Bu ise bizim için yaşamın sonu,
Sizin içinse daha acımasız olmanın başlangıcıdır.
Bilindiği gibi Amerika satın alamayacağını anladığı bu toprakları zorla yani savaşla almıştır.
Bundan 160 yıl önce Kızılderili şefin Amerika Başkanı’na yazdığı mektuptaki, doğasına dört elle sahip çıkıp koruma duygularını çok iyi anlıyoruz. Derelerini korumak isteyen Karadeniz’imizin güzel insanları da aynı duygularla karşı koyuyorlar. Allah’a çok şükür elektrik fazlamız da var. Bir parça eti için bülbülü kesmeyelim. Bırakalım dereler şırıl şırıl aksın, bülbüller keyifle ötsün. Dostça ve Hoşça Kalın
Özkan AĞIŞ TÜRKOTED Onursal Başkanı İlginizi çekebilir... Çukurova'da 1,1 Milyon Aboneyle Hava Kalitesine Güçlü KatkıAdana, Mersin, Hatay ve Osmaniye illerini kapsayan 9 bin 697 kilometre şebekesiyle 49 ilçe ve beldede hizmet veren Aksa Çukurova Doğalgaz'ın abone... Euroshop 2026'da Yüzde 20 Enerji Tasarrufu Sağlayan Akıllı Camlar TanıtıldıYorglass, 22-26 Şubat 2026 tarihleri arasında düzenlenen EuroShop 2026 Fuarı'nda ticari soğutucu sektörüne yönelik yüksek performanslı çözümlerini... Dünya Enerji Konseyi Türkiye, Genç Enerji Liderleri (YEL'26) Programı'nın Açılış Buluşmasını GerçekleştirdiDünya Enerji Konseyi Türkiye, enerji sektörünün geleceğinde söz sahibi olacak genç profesyonelleri bir araya getiren Genç Enerji Liderleri (YEL'26... |
|||||||||||
©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.