İklim Değişikliği ve Karbon Yönetimi Derneği, ICCI 2011’de Karbon Piyasalarını Değerlendirdi

İklim Değişikliği ve Karbon Yönetimi Derneği, ICCI 2011’de Karbon Piyasalarını Değerlendirdi

18 Ekim 2011 | HABERLER
88. Sayı (EYLÜL 2011)
2.257 kez okundu

IDKYOturumda, “Ayakizi Hesaplama ve Karbon Yönetimi” hakkında bir sunum gerçekleştiren İDKY Dernek Başkanı M. Kemal Demirkol, karbon piyasası hakkında rakamsal değerlere değinerek, piyasanın 2010 yılı itibariyle 124 milyar dolarlık bir hacme ulaştığını belirtti. Türkiye’deki gönüllü karbon piyasası hacminin ise yaklaşık 424 milyon dolara ulaştığını ve bunun da küresel piyasada 0.3 gibi bir yüzdeye denk geldiğini ifade etti. Türkiye’de oluşan piyasanın büyüklük olarak küresel pazara göre henüz çok anlamlı olmadığını kaydeden Demirkol, “Bugüne kadar Türkiye’de işin hep arz tarafını, yani rüzgar projelerinden, HES projelerinden sağlanan emisyon azaltımlarını konuşuyorduk. İşin bir de talep tarafı var. Talep tarafı da, özellikle neden oldukları emisyonları telafi etmek, dengelemek isteyen off-setlemek isteyen kuruluşlar. Son dönemde de özellikle yabancı şirketlerin öncülüğünde Türkiye’de de bu yönde bir gelişme görülüyor ve birçok firma karbon ayak izini hesaplıyor. Bunun tabii değişik sebepleri var, bazı firmalar risklerini belirlemek için bunu yaparken, bazı firmalar da kurumsal imaj ya da olabilecek yasal düzenlemelere hazırlık açısından yapıyorlar” diye konuştu. 
 
Emisyon kapsamlarının genelde 3 sınıfa ayrıldığını ifade eden Demirkol, ısınma amaçlı doğalgaz, kendi tesislerinde elektrik üretimi gibi faaliyetlerin Kapsam 1 ile “Doğrudan Emisyonlar” sınıfına girdiklerini; dışarıdan alınan elektrik, enerji vb.lerin ise “Dolaylı Emisyonlar” olduğunu ifade ederek; satın alınan ürünlerin emisyonu, satılan ürünlerin kullanımından kaynaklanan emisyonları da 3. Kapsamda “Diğer Dolaylı Emisyonlar” olarak değerlendirdi.
 
Önemli olanın karbon ayak izi hesaplandıktan sonra bunu azaltmaya yönelik çalışmalar yapmak olduğunu belirten Demirkol sözlerine şöyle devam etti “Türkiye’de şu anda zorlayıcı bir yasal mevzuat yok. Çıkan en güncel mevzuatlar 2010 yılında çıkan gönüllü olarak bildirime dayanan Karbon Sicil İşlemleri Tebliği’dir. Çalışmaları devam eden yıl sonunda yürürlüğe girmesi beklenen bir başka yönetmelik ise Sanayi Tesislerinden Kaynaklanan Emisyonların Raporlanması. Şu anda bununla ilgili sektörel toplantılar Bakanlık tarafından yapılıyor. Muhtemelen zorunlu olacak ve 2011 yılından itibaren geçerli hale gelecek.”
 
Demirkol, Türkiye’nin emisyon açısından dengede olduğunu ifade ederek, “Karbon piyasaları gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere kaymakta, fakat bu sonuç olarak bir şey değiştirmiyor, çünkü kendi sınırlarınız içerisinde olmasa da global olarak karbon emisyonuna bir faydanız olmuyor. Bu da Kyoto Protokolü gibi uluslararası çalışmaların boşa gitmesine yol açıyor” diye konuştu.
 
Mavi Consultant Teknik Müdürü Yağmur Karabulut ise yaptığı sunumda, gerçekleşen projelerin istatistik verilerine göre %35’inin ağaçlandırma projeleri, kalan %16’sının çöp gazı projeleri, %11’inin rüzgar ve %6’sının ise hidroelektrik projesi olduğunu kaydetti. 2010 yılında ağaçlandırma projelerinin daha fazla ön plana çıktığını vurgulayan Karabulut, işlem hacmi bazında projelerin %60’ının Kuzey ve Güney Amerika’dan geldiğini, Türkiye ve çevresinin payının ise %8 olduğunu, bununla birlikte sanıldığının aksine gönüllü emisyon pazarındaki projelerin Çin ve Hindistan’dan değil, daha çok Amerika’dan kaynaklandığını söyledi. 
 
Standart yüzdelerini analiz eden Karabulut: “2010 yılında gönüllü emisyon pazarında işlem hacmi olarak pazarın 3’te 1’inde (Verified Carbon Standart) VCS kullanılıyor. VCS’ten sonra %15’le Gold Standart geliyor. Kalan yarısı da farklı standartlar. Toplamda da piyasa hacmi 400 milyon doları biraz daha geçiyor. Gold Standart daha çok Türkiye’den kaynaklı projelerde kullanılan bir standart. Türkiye’nin projeleri daha çok yenilenebilir enerji projeleri ve Gold Standart projeleri düzleminde gittiği için aslında dünyadaki yüksek kaliteli gönüllü emisyon projelerin birçoğunun Türkiye’den geldiğini söylemekte hata olmaz. Fiyatı daha yüksek olduğu için proje sahipleri tarafından daha öncelikli olarak tercih ediliyor. Ama süreç daha zahmetli ve maliyetli. Türkiye’de 140 civarında Gold Standart projesi var. Bunlardan 15-20 tanesi sertifikalandırma sürecini tamamlamış durumda. VCS yine Türkiye’de çok kullanılan bir standart. Social Carbon diye ek standart çıktı özellikle yenilenebilir enerji projelerinde, ağaçlandırma projelerinde, enerji verimliliğinde çok kullanılıyor” diye konuştu. 
Karabulut konuşmasının sonunda proje sahiplerine bütünsel bir yaklaşıma sahip olmaları, karbon danışmanıyla iyi bir iletişime sahip olunması, tecrübe sahibi ve iyi bir karbon danışmanıyla çalışılması ve karbon sürecinin ilk baştan stratejik olarak doğru planlanması konusunda tavsiyelerde bulundu. 
 
“Biyokütleden Enerji Üretimi ve Kojenerasyon/Trijenerasyon Uygulamaları” başlıklı sunumuyla oturuma katılan İltekno Proje Yöneticisi Derya Özet, kojenerasyon ve trijenerasyon sistemlerini karbon emisyonu açısından değerlendirerek dinleyicilere farklı bir bakış açısı sundu. Kojenerasyon ve trijenerasyonun enerjiyi daha etkin ve verimli kullandıkları için çevre dostu sistemler olduğunu anlatan Özet analizlerini paylaştı: “100 birim yakıttan yaklaşık %10 ziyan ettiğiniz birimi var sayarsak %40 birim elektrik ve %50 birim ısı elde edebiliyorsunuz. Elektrik ve ısının ayrı ayrı üretiminde aynı miktarda ısı ve elektrik üretmek için 156 birim yakıt kullanmış oluyorsunuz” diye konuştu.
 
Yerinde elektrik üretiminin öneminden bahseden Özet, iletim kayıplarını önlemesinde yerinde üretimin kritik bir rol oynadığına dikkat çekti. Kojenerasyon ve trijenerasyon elektrik ve yakıt kullanımınızı düşürmede çok büyük bir fırsat olduğunu vurgulayarak bunun Türkiye’deki emisyonu azaltmada büyük yarar sağlayacağını ifade etti. Özet konuşmasının sonunda karbon piyasasında karbon platformlarına değindi ve “Carbon Disclosure Project gibi emisyonları raporlayarak, yatırımcılar gözünde şirketinizin değerini artırabileceğiniz veya tüketicilere kendi yaptığınız sosyal sorumluluk projelerini açıklayabileceğiniz platformlar var” diye konuştu. 
 
Future Camp Türkiye’yi temsilen oturuma katılan Farız Taşdan, “Sera Gazı Emisyonlarının İzlenmesine Dair (Hazırlanan) Yönetmeliğin Enerji Verimliliği Projelerinde Emisyon Azaltım Sertifikalandırmasına Etkisi” başlığıyla yaptığı sunumunda bakanlık tarafından hazırlanan yönetmeliğin kapsamından ve amacından bahsederek, enerji verimliliği projeleri hakkında değerlendirmelerini aktardı. Taşdan, Bakanlığın tesislerdeki karbon emisyonlarının bildirimi ve raporlanmasına dair yönetmelik projesi üzerinde çalışmasının asıl nedeninin, yapmakta olduğu iklim değişikliği müzakerelerinde sektörel anlamda çok daha iyi bir veriye sahip olabilmek amacıyla emisyonların izlenmesi raporlanması ve doğrulanmasını zorunlu bir hale getirerek çok daha  sağlam veriye ulaşmak, ikinci nedenin ise Avrupa Birliği’yle birlikte açılmış olan çevre fazı adı altında uyum çalışmaları olduğunu kaydetti. İleride her halükarda karşımıza çıkacak olan mevzuat uyum çalışmalarına erken bir adımla başlamanın önemini anlatan Taşdan, yönetmeliği hazırlamakta olan bakanlığın elini güçlendiren ve bu yönetmeliği de zorunlu hale dönüştüren başka bir faktörün ise Dünya Bankası tarafından sağlanan finans çalışmaları ve finans desteği olan proje “Partnership For Market Readiness” olduğuna değindi. Taşdan, Eylül ya da Ekim aylarında başlanacak olan proje finansmanının muhtemelen 5-7 milyon dolar arasında olmasının beklendiğini ifade etti. 
 
IDKYYönetmeliğin kapsayacağı tesisler hakkında bilgi veren Taşdan, raporlanacak tesislerin Avrupa Emisyon Ticareti Sistemi içerisinde tanımlanmış olan tesislerden daha azını kapsayacağını çünkü yanma termal girdisi 100 MW’ı aşan tesislerin söz konusu olacağını belirtti. Avrupa Birliği karbon emisyon ticaret sisteminde bu 20 MW’ı aşan civarında olduğunu vurgulayan Taşdan konuşmasına şöyle devam etti, “Bakanlığın tahmin ettiği kuruluş miktarı 700-750 civarında işletme olacak. Kapsanacak olan sektörlerse enerji başta olmak üzere enerji yoğun sektörler yani çimento, demir-çelik, otomotiv diye devam ediyor. Aynı zamanda sistemin içerisinde olmayan fakat bakanlıkça eklenecek olan sektörler de olabilir örneğin şeker, havacılık, atık.“
 
Enerji verimliliği konusuna karbon emisyonları açısından inceleyen Taşdan, sunumuna bu konuyu da ekleyerek, “Sera gazı emisyon yönetmeliğinin sektörlerde etkisinin ilk başta enerji verimliliği projelerinde olacağını düşünüyorum. Enerji Verimliliği projelerinde yatırımcının dikkat etmesi gereken birkaç nokta var. Öncelikle bir proje geliştiriyorlarsa evet bu karbon projesi olur demenin ötesinde buna uygun bir metodoloji var mı bakmaları gerekiyor. Metodoloji yoksa önce bir metodoloji geliştirilmesi gerekiyor. Metodolojik olarak azaltılan karbon miktarı yeterli mi beklentileri karşılıyor mu buna bakmak lazım ve karar alındığı takdirde yatırımla birlikte karbon planlaması yapılmasını tavsiye ederim” dedi. 
 
İDKY Genel Başkan Yardımcısı Gediz Kaya (GAIA Carbon Finance) “İklim Finansmanının Geleceği: Uluslararası Mekanizmalardaki Değişim ve Piyasa Aktörleri İçin Senaryolar” isimli sunumunda karbon piyasası ve uluslararası iklim değişikliği anlaşmalarını ele aldı. İklim değişikliğiyle mücadele konusunda bazı mekanizmalar olduğunu, piyasaya dayalı olan bu mekanizmalarda biz karbon emisyonu azaltımlarının bir şekilde MTA haline getirip azaltmak zorunda olanlarla ticaretinin sağlandığını söyledi. Sorunun global olduğunu ve bu noktada  kimin ne kadar emisyonu var ve kim ne kadar azaltıyor artık bunun önemli olmadığını vurgulayan Kaya, bilimsel olarak bakıldığında şu anda sera gazı emisyonlarının son 2 milyon yıllık dünya tarihindeki en yüksek seviyesinde olduğunu belirtti. Dünyada bir felaketler silsilesi oluşmaması için bunun 2050 yılına kadar %80 düşürülmesi gerektiğini şu anda +2 derecede olan iklim değişikliğinin sabit tutulması için bunun şart olduğunun altını çizdi. 
 
Uluslararası platformda neler olup bittiğini yorumlayan Kaya sözlerine şöyle devam etti: “Kyoto protokolünün yerine yapılacak yeni anlaşmada Çin ve Amerika’da yer almadığı takdirde protokol amacına ulaşamayacaktır çünkü en çok emisyon üreten ülkeler bunlar. Kyoto’nun yerine geçecek bir sonraki anlaşmanın yapılması planlanan Kopenhag’ta sadece bir uzlaşma bildirisi yayınlandı. Kopenhag Uzlaşma Bildirisi daha gevşek bir sistem gönüllü bölgesel taahhütlere dayanıyor. 97 ülke bu anlaşmaya imza attı. Daha sonra Cancun’da yapılan müzakerelerde Kopenhag Uzlaşma Metninin daha güçlendirilmişi ortaya çıktı. Şu anda uygulanan aksak bir sistem var. En son Kanada ve Japonya da Amerika’ya katılarak Post-Kyoto türü bir anlaşmaya katılmayacaklarını söylediler. Avrupa Birliği’nin yanı sıra Rusya, Çin ve Hindistan Kyoto’yu desteklemekle birlikte baskı altındalar. Gelişmekte olan ülkeler de Kyoto sonrasına sıcak bakmıyorlar. Bunun yanı sıra ülkeler ikili anlaşma yoluna gidiyorlar. Ancak şu unutulmamalı ki bölgesel anlaşmaların sonucunu da global ölçekte yaşayacağız.”
 
 
İklim Değişikliği ve Karbon Yönetimi Derneği Hakkında: 
 
2007’de Türkiye’deki karbon firmaları ve bu konuda faaliyet gösteren kişiler tarafından geliştirilen oluşum, 2008-2009’dan beri karbon platformu adı altında bazı faaliyetler yaptıktan sonra evrilerek İklim Değişikliği ve Karbon Yönetimi Derneği’ne dönüştü. Merkezi Ankara’da olan dernek resmi olarak 24 Haziran 2010 yılında tüzel kişiliğini kazandı. İDKY amaçlarını özellikle Türkiye’de yeni gelişmekte olan karbon piyasalarının sağlıklı bir şekilde bu gelişim dönemini atlatmasını sağlamak, bir kalite markası yaratmak, hem Türkiye’deki projeler için hem de Türkiye’den sağlanan karbon off-setleri için, karbon sertifikaları için, hem paydaşların hem kamu kurumlarıyla birlikte çalışarak bunların kapasite gelişimine katkıda bulunmak ve yine paydaşlar tarafından yürütülen çalışmalara katkı sağlamak olarak belirtiliyor. Türkiye’deki projelerin %80’ninden fazlasını gerçekleştiren kurumsal 5 üyesi ve sektörde birbirinden değerli bireysel üyeleri bulunan dernek sadece karbon ticareti yapanlar değil, yenilenebilir enerji yatırımcıları, enerji verimliliği projeleri geliştiren bu konuda hizmet veren kuruluşlara da açık. 
 

 

İlginizi çekebilir...

OEDAŞ Akıllı Şebeke Yatırımlarıyla Geleceğe Hazırlanıyor

Elektrik dağıtım faaliyetlerinde yüksek verimlilik, güvenilirlik ve sürdürülebilirliği esas alan OEDAŞ, bu kapsamda akıllı şebeke yatırımları ve bakım...
21 Nisan 2026

BEDAŞ, "BeSTAR" Programı ile Genç Mühendisleri Sektöre Hazırlıyor

Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş. (BEDAŞ) tarafından 2020 yılında hayata geçirilen ve sektörde örnek uygulamalar arasında gösterilen BeSTAR Yeni Nesil Mü...
21 Nisan 2026

Şişecam Solarex Fuarı'na Katıldı

Şişecam, 8-10 Nisan 2026 tarihleri arasında düzenlenen Uluslararası Güneş Enerjisi ve Teknolojileri Fuarı, Solarex İstanbul'a katıldı. Düz cam ala...
20 Nisan 2026

 
Anladım
Web sitemizde kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerez (cookie) kullanılır. Daha fazla bilgi için lütfen tıklayınız...

  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Enerji & Doğalgaz Dergisi
  • Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi
  • Tersane Dergisi
  • Tesisat Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • YeşilBina Dergisi
  • İklimlendirme Sektörü Kataloğu
  • Yangın ve Güvenlik Sektörü Kataloğu
  • Yalıtım Sektörü Kataloğu
  • Su ve Çevre Sektörü Kataloğu

©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.

0,438 sn