Enerjinin Geleceği Küresel Ölçekte Gündeme Taşındı

Enerjinin Geleceği Küresel Ölçekte  Gündeme Taşındı

20 Kasım 2011 | HABERLER
89. Sayı (EKİM 2011)
1.098 kez okundu

Yapılan simülasyon ile gelecek 10 yılda Türkiye’nin çevresinde enerji bağlamında ortaya çıkabilecek ana eğilimlerin tespit edilmesi, enerji alanında ortaya çıkabilecek sorun ve darboğazların tahmin edilmesine yardımcı olması, enerjinin küresel ve bölgesel barış ve refahı destekleyen bir unsur olması için işbirliğine dayalı davranış şekillerinin öne çıkarılması, iş dünyası ve akademi başta olmak üzere kamuoyu nezdinde enerji güvenliğinin kazan-kazan senaryoları ile geliştirilebileceğinin vurgulanması amaçlandı. TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız tarafından açılış konuşması yapılan toplantıya, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da katıldı. 
 
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner yaptığı açılış konuşmasında, enerjinin küresel ve bölgesel barış ile refahı destekleyen bir unsur olabilmesi için işbirliğine dayalı davranış şekillerinin öne çıkarılması gerektiğini belirterek, başta ABD olmak üzere dünyanın önde gelen ülkelerinde kamu kuruluşları ve şirketlerin strateji çalışmalarında kullandıkları bu simülasyon formatının, Türkiye’de ilk defa kamuoyuna açık olarak TÜSİAD’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilmesinden dolayı heyecanlı olduklarını ifade etti. 
 
Boyner: “ Bugün de gelecek 40 yılda küresel ve bölgesel çapta ekonomik gidişatı belirleyecek olan enerji konusunda ortaya çıkabilecek sorunları ve darboğazları öngörmeye hizmet eden bir toplantıya ev sahipliği yapıyoruz. Bu simülasyonda beni en çok meraklandıran ve heyecanlandıran, oyuncuların birbirlerinin hamlelerini önceden tahmin etmeye ve oyun içerisinde ortaya çıkacak yeni durumlar karşısında stratejilerini yeniden belirleyerek temsil ettikleri ülkelerin çıkarlarını en üst seviyede savunmaya çalışacak olmalarıdır. Burada asıl önemli olan, enerji güvenliği denilince akla ilk gelen bölgelerde bulunan kritik ülkelerin varsayımsal koşullar altında nasıl kararlar alabilecekleri konusunda bir fikir elde etmek; ulusal çıkarların en üst düzeyde savunulmasının gelişmeleri nereye götüreceğini görmek; ortak aklın ve işbirliğinin oluşturulması için uygun koşullarının doğup doğamayacağını izlemektir” dedi.
 
Yıldız: “En Önemli Gündem Maddelerinden Birisi Enerji Güvenliğidir”
Açılış konuşmacılarından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, yükselme eğiliminde olan enerji fiyatlarının, istikrarsız piyasaların, ucuz petrol döneminin bitmiş olmasının, çevresel konularda artan toplumsal hassasiyetin, tükenme eğilimine girmiş olan fosil kaynaklara bağımlılığın yakın gelecekte de devam edecek olmasının dünyanın enerji güvenliği konusundaki kaygılarını artırdığına dikkat çekti.
 
Teknoloji alanındaki yeni gelişmelerin umut verici, ancak enerji ihtiyacını ve ülkelerin büyümesini karşılayacak ticari olgunluktan henüz uzak olduğunu ifade eden Yıldız: “Enerji topyekün kalkınmayı hızlandırıcı özelliği ile 1970’li yıllarda yaşanan petrol krizleri sonrasındaki dönemde tüm dünya ülkelerinin gündemini ağırlıklı olarak işgal etti. Bu krizlerden sonra enerji, özellikle kaynakları kıt, ülke talebini ithalatla karşılamak zorunda olan ülkeler için çok daha stratejik bir öneme sahip. Yaşanan ekonomik kriz enerji piyasalarının zor günler geçirmesine neden oldu. Küresel ekonominin yenilenme hızı gelecek yıllardaki enerji tahminlerinde belirleyici unsur olacak” dedi. 
 
Türkiye’nin, 2023 yılı hedeflerinde hemen hemen bulunduğu ortamın tam iki katını oluşturacak bir yapıyı öngördüklerini belirten Yıldız bu kapsamda Nabucco gibi büyük enerji projelerinin geliştirilmesinin büyük önem taşıdığını, ülke olarak bu projeleri fayda/maliyet analizinin ötesinde stratejik projeler olarak da gördüklerini söyledi.
 
Gelişen, büyüyen ülkelerde içinde bulunulan konjonktürde nükleer santrallerle alakalı görüş farklılıkları doğduğuna değinen Yıldız şunları ifade etti: “Ancak dünyanın yenilenebilir enerji kaynaklarının arz miktarları, nükleer kapasiteler ve fosil kaynakları göz önüne aldığınızda, bu kaçınılmaz bazı kararları doğurmaktadır. Nükleer güç santrallerinin yapımı aynı zamanda uluslararası ilişkilerin de önemli bir konu başlığıdır. Hal böyle olunca, serbestleşen ekonomilerin aslında hesaplaşması gereken bir nokta vardır. Her stratejik proje fizibıl olmayabilir ama buna rağmen gerçekleştirmek zorunda kalınabilir. O yüzden dünya devleri bu konuyu serbestleşen piyasalardan arındırılmış olarak görmek zorundadırlar. Bildiğiniz gibi elektrik ve enerji kaynakları aslında tüketicinin sürekli pahalı, ama üretici firmaların sürekli ucuz gördüğü bir kalemdir. Bu bir paradokstur. Bu paradoksun da buradaki tartışmalarda çözüleceği inancındayım.”
 
Açılış konuşmalarının ardından STRATFOR Enstitüsü Başkanı Dr. George Friedman moderatörlüğünde yapılan simülasyona geçildi. Simülasyonun katılımcıları, kendilerine sunulan bir başlangıç senaryosu ve ülke pozisyonlarından yola çıkarak geldikleri ülkelerin karar alıcıları rolünü oynayıp, 2012 sonrası 10 yılı kapsayan dönemde olası durumlara göre geldikleri ülkelerin enerji güvenliği ve dış politika davranışlarını göre cevaplar verdiler. Yapılacak hamleler bakımından oldukça ilginç ipuçları veren simülasyona, Rusya’dan Alexander Dynkın, Almanya’dan Andreas Goldthau, ABD’den Ilan Berman, Gürcistan’dan George Tarkhan, İran’dan Kaveh Afrasıabi, S.Arabistan’dan Nawaf Obeid, Azerbaycan’dan Taleh Ziyadov, Irak’tan Tarıq Ehsan Shafiq ve Türkiye’den Mehmet Öğütçü katıldı. 
 
 
Senaryo 1
Yıl 2012, Arap dünyasındaki ayaklanmalar devam ediyor. Afrika ve Libya petrolü beklendiği gibi hızlı tedarik edilmiyor. Cezayir’deki petrol arzında da sorun var. Körfez işbirliği konseyindeki ülkelerden de petrol akışında sorunlar bulunuyor. Washington hiçbir şekilde bu durumu bertaraf etmek için adım atmak istemiyor. Bu arada Venezüella’da Hugo Chavez’in hastalığı dolayısıyla büyük bir belirsizlik oluşmuş durumda ve çatışmalar oluyor. Bu Venezüella petrolünün de piyasadan çekilmesine yol açıyor. Dünyada petrol fiyatları varil başına 200 doların üzerine çıkmış durumda. Olağanüstü spekülasyonlar yaşanıyor. Bu durumla başa çıkmaya hazır hiçbir küresel güç yok. 
 
Senaryo 2
“Arz kriz yaratacak ve enerji fiyatı çok düşük düzeylere düşecek. Petrol fiyatı 30 dolara düştü. Çünkü daha önceki sorunu çözemedik. Bu da küresel çapta müthiş bir soruna yol açtı ve spekülatörler tabii fiyatı olması gerekenden daha da aşağı çektiler. Esas olarak da gelişen talep bu fiyatı aşağı çekti. Ne yapardınız?”
 
* Ortaya atılan senaryolar doğrultusunda ülkelerin sergiledikleri rollere ve simülasyonun tüm ayrıntılarına www.enerji-dunyasi.com adresinden ulaşabilirsiniz.
 
Taner Yıldız: “Batı Hattından Gaz Özel Sektör Eli ile Geçebilir”TANER YILDIZ
 
Birinci oturumun ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız toplantı ile ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: “Toplantıda en kötü senaryoya göre enerji arz güveliği probleminin bir ulusal güvenlik problemine dönüşüp dönüşmeyeceği ile alakalı konu açıldı. Bu konuda her ülkenin üretici ve tüketici açısından tedbirleri olduğunu gördük. Üretici ülkeler talep ile ilgili sorunlar olduğunu söylediler. Türkiye doğalgaz ve petrol ithal eden bir ülke olarak bu durumlara karşı hem yenilenebilir kaynaklarla hem de enerji tüketimindeki tasarruflar ile hazırlanmaya başlamıştı. Bunun önemini bir kez daha burada vurguladık”. 
 
Yıldız Rusya ile iptal edilen doğalgaz alım anlaşmasına ilişkin gelen bir soru üzerine de şu açıklamalarda bulundu: “İstediğimiz indirim Gazprom tarafından yapılamayınca biz de kontratı sonlandırdık. AKP hükümetinden önce gaz alımı ile ilgili yapılmış üç büyük kontrat vardı. Bu kontratlardan bir tanesi bu yıl sonunda bitiyordu. Diğer kontratlar ise 2021 ve 2023 yıllarına kadar devam edecek. Bizim o kontratlar ile ilgili söyleyebilecek sözümüz yok. Ama yıl sonunda bitecek kontrat için fiyatların yeniden gözden geçirilmesi konusunda önümüzde bir süreç vardı ve bu süreci kontratı iptal ederek sonlandırdık. Bundan sonra ne olur? Bu kontratın bitmiş olması batı hattındaki borudan gazın geçmeyeceği anlamına gelmez. Oradan yine gaz geçer. Ama kamu eli ile değil de belki pazarlık gücü daha farklı olan özel sektör eli ile geçebilir. Bu kon-tratı sonlandırdıktan sonra bu konuda hemen çalışmalara başladık. Tabii ki EPDK ve ilgili kuruluşlarımızdan BOTAŞ bunları tekrar değerlendirecek. Gazprom ile beraber bunu tekrar yapılandırırız. Ama dediğim gibi 4646 sayılı doğalgaz piyasası kanununun da öngördüğü şekilde, özel sektörün payının artması, piyasanın liberalleşmesi, rekabet ortamının da artması adına doğru yolda olduğumuzu görüyoruz. Bu doğalgaz konratı iptali Trakya yada İstanbul’da gaz sıkıntısı yaratmayacaktır. 1 Ocak’a kadar bu kontratların yine özel sektör marifeti ile yapılandırılması söz konusu. Aynı zamanda enerji girişleri ve stok depolarımız da var”.
 
“Piri Reis Sondaj Gemisi Değil, Sismik Arama Gemisidir”
Akdeniz’de gerçekleşen manipülatif bir olgu neticesinde Akdeniz’e Piri Reis’i gönderdiklerini belirten Yıldız: “Güney Kıbrıs Yönetimi uluslararası hukuka aykırı olan böyle bir tercihte bulunmuş olmasaydı, biz normal programımız dışında Piri Reis’i oraya göndermeyecektik”dedi. Yıldız sözlerine şöyle devam etti: “Bildiğiniz gibi Sayın Başbakanımızın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile yaptığı kıta sahanlığı anlaşması ile beraber bir devlet olarak kabul ettiğimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin sınırları içerisinde arama faaliyetlerine girdik. Bu sondaj değildir. Bu bir sismik aramadır. Zaman zaman görüyorum Piri Reis’in kendisi ile bir sondaj platformu yan yana resimlendirilerek kıyaslama yapılıyor. Bunlar aynı şeyler değildir. Biri sondaj platformu, birisi de sismik arama gemisidir. Bunlar birbirini tamamlayan zincirlerdir. Piri Reis gerekli donanımlara sahiptir ve sismik arama görevini yerine getirebiliyor”.
 
Aramalarda petrol bulunamazsa inat olsun diye sondaj yapmayacaklarını da ifade eden Yıldız bölgenin yeraltı zenginliklerinin Kıbrıs’ın tüm vatandaşlarına eşit bir şekilde paylaştırılmadığı takdirde Akdeniz’de sismik aramaların devam edeceğini bildirdi. 
 
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Türkiye’nin Küresel Enerji Stratejisi Hakkında Önemli Açıklamalarda Bulundu
 
“Küresel Enerji Stratejileri Simülasyonu: Türkiye’nin Gelecek 10 Yılı” konulu toplantının kapanış konuşmasını yapan Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, konuşmasında 3 kavramı ele alacağını, bunların birincisinin enerji stratejisi, ikincisinin enerji ekonomisi, üçüncüsünün de enerji etiği olduğunu belirtti. Davutoğlu, “Stratejiyi etikle buluşturamazsak, çıkarlarla değerleri buluşturamazsak bir süre sonra küresel sorunlarla baş başa kalınabilir” dedi. 
 
Enerji konusunu tarihsel bir açıdan ele alan Davutoğlu, geleneksel imparatorluklarda enerjide daha çok el üretimine dayalı üretim mekanizmaları ve ticaret yollarının önemli olduğunu, sanayi devrimiyle birlikte enerjinin küresel stratejilerin bir parçası haline geldiğini kaydetti. Davutoğlu, kömürün sanayide kullanılmasından sonra ikinci büyük değişimin enerjideki değişimin, petrolün ve hidrokarbon kaynaklarının devreye girmesinin olduğuna dikkat çekerek bunun 20. yüzyıla damgasını vurduğunu ifade etti. Davutoğlu sözlerine şöyle devam etti: “Diğer bir önemli faktör 2. Dünya Savaşı sonrasında gündeme geldi. Coğrafyaya bağımlı enerji değil teknolojiye bağımlı enerji diye bildiğimiz nükleer teknolojinin gelişimi. Nükleer teknoloji coğrafyadan çok insan üretkenliğine dayalı ve teknolojik kapasiteye dayalı bir enerji çeşidi olarak devreye girdiğinde küresel stratejik rekabet içinde hem hidrokarbon temelli enerji kaynaklarının transferi ve aktarımın hem nükleer teknolojiyle kat edilen mesafe ülkelere stratejik rekabette büyük avantajlar, büyük imkanlar sağlıyor. Önümüzdeki dönemde de en azından 2040’a kadar, hidrokarbon kaynaklar küresel enerji kullanımında ana kaynak olarak yerini almaya devam edeceği göz önüne alındığında petrol  doğalgaz gibi kaynakların stratejik rekabetin en önemli unsurları olduğunu söyleyebiliriz.”
 
Davutoğlu, ülkelerin küresel rekabet içinde yer almalarıyla ilgili değerlendirmede bulundu. Brezilya gibi enerjiyi hem üreten hem tüketen, Rusya gibi hem üreten hem aktaran ülkelerin var olduğunu anımsatan Davutoğlu, aktaran ve tüketen ülkeler içinde Türkiye’nin çarpıcı rolü olduğunu belirtti. Ağırlıklı olarak tüketen ülkelerin de var olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, bu ülkelere de Çin’i örnek gösterdi.
 
Global enerji konumları açısından Türkiye’nin ayrıcalıklı bir konumda olduğunu söyleyen  Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye, özellikle hidrokarbon enerji kaynaklarının aktarımında belki de en stratejik konuma sahip bir ülkedir. En fazla petrol üreten ve ihraç eden ülkelerin içinde 13 ülkeyi saydığımızda bunların 8’i Orta Doğu havzasında, Türkiye’nin yakın havzasındadır. Biri Orta Asya’dadır Kazakistan, Kuzey Amerika’da Kanada, Latin Amerika’da Brezilya ve Venezuela, Afrika’da da Nijerya’dır. Şimdi bu tabloya bu ülkelerin sıralamasına baktığımızda, Türkiye’nin stratejik konumunun gelecekteki küresel stratejik gelişmelerde ne kadar önemli olduğunu açık bir şekilde gösteriyor. Dünya hidrokarbon enerji bazlı kaynakların %68’i Türkiye’nin yakın havzasındadır. Petrolün %65’i, doğalgazın %70’i bizim yakın havza olarak gördüğümüz coğrafyadadır.”
 
Davutoğlu, İstikrarın Önemine Dikkat Çekti GUNCEL
Konuşmasının devamında istikrarın önemine dikkat çeken Davutoğlu: “Biz bu aktarım rolünün sağlıklı yapılması için çevremizde istikrar isteriz. Çevremizde siyasal istikrar olmadığı zaman, bu jeopolitik değerin bir stratejik değere dönüşmesi mümkün olmaz. Biz bundan sonra hem büyük bir ekonomi gibi büyük bir enerji piyasası olarak, hem de büyük enerji piyasalarıyla enerji arzıyla enerji talebi arasındaki bir geçiş ülkesi olarak takip ettiğimiz dış politikayla, çevremizde bu havzalarda istikrarı besleyecek politikaları yürüteceğiz. Dolayısıyla Türkiye, önümüzdeki dönemde de bu enerji hatlarının daha çeşitlendirilerek işletilmesi konusunda lider rolünü üstlenmeye devam edecek” diye konuştu.
 
“Türkiye, nükleer enerjiye geç kalmıştır” 
Türkiye’nin bir taraftan enerji arzını çeşitlendirmesi, diğer taraftan da nükleer ve yenilenebilir enerji gibi diğer enerji kaynaklarına yönelmesi gerektiğine dikkati çeken Davutoğlu, “Nükleer enerjiye yönelmemizin ana nedeni budur. Türkiye, nükleer enerjiye geç kalmıştır” dedi. Nükleer enerji konusunda en kısa zamanda kaybedilen yılların telafi edileceğini ve ayrıca yenilenebilen enerji konusunda daha fazla yatırım yapılacağını ifade eden Davutoğlu, “Arz-talep coğrafyaları arasındaki bir geçiş ülkesi olarak Türkiye, bundan sonra da küresel stratejide, enerji rekabetinde ana aktörlerden biri olmaya devam edecektir. Ayrıca yenilenebilir enerji, rüzgar enerjisi, güneş enerjisi gibi enerji alanlarında da bundan sonra daha fazla yatırım yaparak Türkiye’nin enerji bağımlılığını en alt düzeye indirmemiz bizim bu rekabetteki en önemli hedeflerimizden biridir” diye konuştu. 
 
“Enerji ekonomik rekabetin en ana parametrelerinden biridir”
Enerji ekonomisi konusuna da değinen Davutoğlu, enerjinin ekonomik rekabetin en ana parametrelerinden biri olduğunu söyledi. Davutoğlu, Türkiye’nin 2023 yılında dünyanın ilk 10 ülkesi arasına gireceğini ifade ettiklerini anımsatarak, dünyanın şu anda ilk 10 ekonomisinin ya enerji üreten ya da hem üreten ve hem tüketen ülkeler olduğunu belirterek, Çin, ABD, Kanada, Rusya, Brezilya, Hindistan ve Avustralya gibi kıta ölçekli ülkelerin de ilk 10 ekonomi içinde olduğunu dile getirdi.
 
Türkiye’nin ilk 10 ülke arasına girmek için ne yapması gerektiği konusuna değinen Davutoğlu, “Yeni bir yayılmacı politika takip edecek değiliz. Söz konusu değil ama öyle bir dış politika geliştirmemiz lazım ki, bizim coğrafyamız ekonomik olarak genişlesin, siyasal olarak da bütün bu coğrafyalarda istikrar unsuru olsun. Ekonomik olarak genişlemeden kast ettiğim, dinamik Türk müteşebbisinin her yere gidebilmesi” diye konuştu.
 
“İlk 10 ekonomi arasına girme konusunda en büyük zaaf enerji eksiği”
Bu alanda ilişkilerin sınır tanımaması için vizelerin kaldırılması yönünde politika izlediklerini ifade eden Davutoğlu, Türkiye’nin Afrika’daki büyükelçiliklerin sayısının 33’e çıktığını, bunun da basit bir ekonomik realitiye dayandığını, nerede bir Türk iş adamı varsa oraya büyükelçilik açmanın kendilerinin görevi olduğunu kaydetti.
 
Davutoğlu, ekonomide sınırları tanımadıklarını, küresel ekonominin mantığının da bu olduğunu belirterek, Türkiye’nin ilk 10 ekonomi arasına girme konusunda en büyük zaafının enerji eksiği olduğunu dile getirdi. 
 
Nükleer enerjinin düşük maliyetli bir alternatif olduğunu ifade eden Davutoğlu, geçen yıl nükleer enerji konusundaki İran müzakerelerinde aktif olmalarının nedenini de “Nükleer konusunda ne tartışılırsa o konu içinde olacağız. Barışçıl nükleer teknolojiye sınır getirilmesini istemiyoruz” diye ifade etti. Nükleer silahlara karşı olduklarını da dile getiren Davutoğlu, hiçbir ülkenin nükleer silahlanma yarışına girmesini istemediklerini de söyledi.
 
“AB Standartlarında Demokrasi, Çin Standartlarında Kalkınma”
Dünyadaki yükselen ekonomilerin işçi maliyetlerini azalttığını ifade eden Davutoğlu, “Türkiye’nin böyle bir şansı yok, olsa da kullanmayız. Türkiye gelişmiş bir demokrasidir” dedi. Türkiye’nin gelişmesini, demokrasisini en üst düzeyde yaşayarak gerçekleştireceğini de vurgulayan Davutoğlu, yapmak istediklerinin emek sömürüsü değil, ekonomiyi geliştirmek olduğunu söyledi. “Hem AB standartlarında demokrasiyi gerçekleştireceğiz, hem Çin standartlarında kalkınmayı gerçekleştireceğiz” diyen Davutoğlu, enerji bağımlılığını azaltma konusunda da ciddi bir atılım içinde olduklarını anlattı.
 
“Enerji Etiği Küresel Bir Mesele”
Enerji etiği konusuna da değinen Davutoğlu, her şeyi kullanma hırsının doğayı yok ettiğini vurguladı. Enerjiyi doğadan çıkarmak için yapılan acımasız rekabetin doğayı tümüyle bitirebileceğine dikkati çeken Davutoğlu, enerji üretiminde olduğu kadar tüketiminde de etiğin önemli olduğunu ifade etti.
 
Davutoğlu, bazı ülkelerin enerjiyi bol tüketerek parlak şehirlere sahip olduğunu, bazılarının ise enerjiden mahrum durumda bulunduğunu belirterek, “Işıklı şehirlere sahip olmak herkesin hedefi ama ışığa hasret ülkeleri de unutmamak lazım” dedi. Somali’ye gittiklerinde havaalanında bile elektrik olmadığı için güneş batmadan uçağın havalanması için çalıştıklarını kaydeden Davutoğlu, geri kalmış ülkelerdeki acil enerji ihtiyaçlarını gözetecek bir planın da ele alınması gerektiğini belirtti.
 
Davutoğlu, Türkiye’nin pasifik adalarına jeneratör hediye ettiğini de anımsatarak, Türkiye’nin son 5 yılda genel olarak karşılıksız insani yardımının 7 milyar dolar olduğunu anımsattı.
 
Tarihin bundan sonra çok daha hızlı akacağını ve bu akışı iyi analiz edenlerin tarihin geleceğine şekil vereceğini dile getiren Davutoğlu, Türkiye’nin de tarihin geleceğine şekil verecek ülkeler arasında olacağını söyledi.
 

 

İlginizi çekebilir...

OEDAŞ, Enerjimiz Eşit Projesiyle Ödüle Layık Görüldü

Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak'ta elektrik dağıtım hizmeti sağlayan Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ (OEDAŞ), 2019 yılında hayat...
2 Nisan 2026

Bayram Trafiğinde Elektrikli Dönüşüm: Eşarj'da Şarjlanma Yüzde 63 Arttı

Ramazan Bayramı boyunca şehirler arası yolculukların yoğunlaşmasıyla birlikte elektrikli araçların şarjlanma oranlarında dikkat çekici bir artış yaşan...
31 Mart 2026

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) 2026 Enerji İnovasyonu Durum Raporu

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından yayınlanan Enerji İnovasyon Raporu'nda dünyadaki yatırımlar, Ar-Ge çalışmaları ve finansman destekleri...
26 Mart 2026

 
Anladım
Web sitemizde kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerez (cookie) kullanılır. Daha fazla bilgi için lütfen tıklayınız...

  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Enerji & Doğalgaz Dergisi
  • Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi
  • Tersane Dergisi
  • Tesisat Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • YeşilBina Dergisi
  • İklimlendirme Sektörü Kataloğu
  • Yangın ve Güvenlik Sektörü Kataloğu
  • Yalıtım Sektörü Kataloğu
  • Su ve Çevre Sektörü Kataloğu

©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.

0,938 sn