TÜRKOTED Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Ağış: “Yasal Alt Yapı ve Teşvikler Heyecan Verici Ancak Uygulamaların Aynı Oranda Başarılı Olduğu Söylenemez”

TÜRKOTED Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Ağış: “Yasal Alt Yapı ve Teşvikler Heyecan Verici Ancak Uygulamaların Aynı Oranda Başarılı Olduğu Söylenemez”

12 Ocak 2012 | HABERLER
90. Sayı (KASIM - ARALIK 2011)
1.118 kez okundu

TÜRKOTED olarak Türkiye enerji sektörü açısından 2011 yılını nasıl değerlendiriyorsunuz?soylesı
Türkiye, senelerden beri enerji kaynaklarında dışa bağımlı bir ülkedir. Allah’ın bize, yer altı kaynaklarında tutucu, yer üstü kaynaklarında (güneş, su, rüzgar, biyokütle, jeotermal) cömert davrandığını fark etmemiz 2000’li yıllarda olmuştur. Allah’ın bu lütfunu geç fark ettiğimiz için de, yer üstü kaynaklarından (biz buna yenilenebilir enerji kaynakları diyebiliriz.) en yüksek oranda faydalanmamızı mümkün kılan yasa da ancak 2005 yılında çıkartılabilmişti. Geçen 6 yıl içinde gerek ETKB’nin gerekse EPDK’nın, yenilenebilir enerji kaynaklarından, en geniş şekilde ve en yüksek verimle faydalanacak yasal alt yapı ve teşvikleri, büyük bir heyecanla uygulamaya koyduğunu görüyoruz. Ancak uygulamaların aynı oranda başarılı olduğu söylenemez. Birer cümle ile uygulama performansını frenleyen engelleri özetlemek istiyorum:
 
  • Barajsız (akarsu) santrallarının yapılmasına karşı gelişen tepkiler giderek büyümektedir. Öyle ki, lisansı, bağlantı oluru ve ÇED onayı alınmış akarsu santrallarının inşaatları bile durdurulmaktadır. Bu santrallar çevrecilerin, teknolojilerin tamamına karşı olma sendromu ile, “yatırımcıların, elektrik üretmek ayrıcalıktır.’’ ekstremi arasında sıkışıp kalmıştır. ÇED kriterleri ve tesis inşaatının denetlenmesi (kontrolü) kriter ve yönetmelikleri (hatta yeni bir kanun da gerekebilir.) değiştirilmelidir. DSİ’nin bütün akarsu santrallarından, yapılmakta olanların ve yapılacakların özel sektör tarafından yapılacağı kararından sonra, “inşaatların kontrolü’’ boşluğu oluşmuş, inşaatın çevreye zarar vermeden yapılması müteahhidin ve/veya yatırımcının insafına kalmıştır. Yasal boşluklar bulunduğu için, bu arada biz de, TÜRKOTED olarak, lisansına ve elektrik üretme ayrıcalığına sırtını dayamış yatırımcılarla, “Ne olursa olsun, nasıl olursa olsun çevrenin güzelliğini bozdurtmam’’ diyen çevrecilerin arasında kaldık. Çözümü, bu iki kutbun arasında bir consensus (uzlaşma) sağlanmasındadır. Uzlaşma ile oluşturulacak esaslar, kanunla teminat altına alınırsa, bu projelerin önü açılır.
  • 2005 yılında “Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Elektrik Üretilmesi’’ ile ilgili kanunla, en süratli büyüyen sektör, rüzgar enerjisi (wind power) olmuştur. Kanun çıkmadan önce sadece Bozcaada ve Alaçatı’da toplam 38 MW’lık rüzgar santralı kurulu gücü, bugün 1640 MW’a ulaşmıştır. Son aylarda rüzgar santralarının işletmeye alınan kapasitelerinde bir yavaşlama var. Görüştüğüm yatırımcılardan bazıları bu yavaşlamayı, giderek artan finans sıkıntılarına (bankalar yatırım kredilerini eskisi kadar rahat vermiyor), bazılarını da, TL’sının döviz karşısında %30’lara varan değer kaybına bağlıyorlar. Kanaatimce asıl neden, 29.12.2010 yılındaki kanunla çıkartılan yeni teşviklerdeki 7.3 dolar cent/kWh’lık tarifenin, (feed-in tariff’in) yeterli olmaması. Bu teşvikin çok zayıf kaldığı, elektrik üreticilerinin büyük bir kısmının bu teşvik yerine, daha yüksek fiyatlarla serbest tüketicilere satmasından anlaşılabilir. Demek ki teşvik yeterli değildir. Halen EPDK’dan lisans aldığı halde henüz yatırıma başlamayan yaklaşık 3500 MW’lık rüzgar santralı kapasitesi, feed-in tarif’deki bu yetersizliğin telafi edilmesini beklemektedir.
 
  • Güneş enerjisindeki gelişmeler, geçen yıla göre daha bir umut verici. Bunun nedeni, PV teknolojisinde dünya pazarında kaydedilen ucuzlama. Bugün Amerikan ve gelişmiş batı teknolojisi fiyatı 1600 avro/kW’in ve Çin teknolojisi ise 1200 avro/kW’in altına inmiştir. Neredeyse rüzgar santralı kuruluş masraflarını yakalamak üzeredir. Bu durumu dikkatle takip eden EPDK ve TEİAŞ işbirliği, 600 MW’lık toplam kapasite’ye kadar ve her biri 50 MW’ı aşmayacak güneş enerjisi (PV) santrallarının bağlanabileceği, Elektrik Dağıtım Merkezlerini belirlemiş ve yayınlamıştır. Kapasiteleri, diğer tip enerji yatırımları yanında küçük olmakla beraber, 2012 yılında oransal olarak en büyük gelişmenin güneş enerji santrallarında olacağını göreceğiz.
 
  • Doğalgaz fiyatlarının 2011 yılında %14,5 zamlanması, %10’luk elektrik zammını karşılamaktadır. Doğal gazla elektrik üreten kombine çevrim santralları ile Kojenerasyon tesisleri için durum değişmemiştir. Bu tesisler geçen (2010) yılda, her iki zammın yapılmasından önceki fizibiliterini aynen koruyorlar. Ayrıca temel yük santralı olarak yılda 7500-8000 saat çalışabilmenin ayrıcalığını da her geçen gün daha çok korumuş oluyor ki, şu anda EPDK’ya yapılmış 22000MW’lık doğal gaz yakan elektrik üretim tesisi lisans başvurusu var.
 
  • Kömür santrallarına karşı çevrecilerin tepkileri de giderek büyüyor. Özellikle gelişmiş bölgelerde, çevresel duyarlılığın daha yüksek olduğu dikkati çekiyor. Silopi’de Asfaltit yakan tesisin kurulmasına bir tepki yok ama, Gerze’deki kömür santralına geçit yok. Aynı ülkenin insanlarını bu kadar çifte standarda iten neler varsa bunlar, iyice incelenmeli ve yeni kural ve yaptırımlar bu tesislerin barış ve uzlaşma içinde yapılmasını sağlamalıdır.
 
  • Jeotermal enerjinin ısıtma maksatlı kullanılmasında, bu yıl içinde büyük gelişmeler olmuştur. Özellikle Aydın, Denizli, İzmir ve Afyon da, jeotermal haritasına göre çok “feasible’’ olan bölgelerin ruhsatları alınmış ve yatırım çalışmalarına başlanmıştır. Bunların çok azı elektrik üretim maksatlıdır ve Türkiye’nin elektrik arz/talep dengesinde bir değişiklik yapacak kadar büyük değildir. Nükleer enerji değerlendirmemizi, bize ayrılan sayfalara sığdırmamız mümkün olamayacağı için gelecek sayılarımızda bu konuyu, genişlemesine ve derinlemesine, bütün yönleriyle, tartışacağız.
 
Enerji kaynakları açısından yaptığımız 2011 yılı değerlendirmemizi genel enerji perspektifi içinde kısaca özetlersek:
  • Özel sektörün, elektrik üretimi içindeki payı giderek artarak %56’ya yükselmiştir. Asıl önemli ve sevindirici gelişme, son 2 yıl içinde işletmeye açılan özel elektrik üretim kapasitesi Türkiye’nin elektrik talep artışını (ortalama %8,5) karşılama performansını göstermesidir. Bir başka ifade ile 2011 yılında çıkartılan 4628 sayılı elektrik piyasası kanunu ile dikilen fidan artık meyvelerini vermeye başlamıştır.
 
  • Doğal gazın konutlarda kullanımında %11 artış kaydedilmiştir. Elektrik üretiminde de, son aylarda kaydedilen rekor seviyede elektrik üretimine rağmen, toplam elektrik üretimindeki payını %46,5’ten %48’e çıkarmıştır. Yani doğal gaz toplumumuzda sevilen ve ayrıcalıklı yakıt olma karakterini korumuştur.
 
  • Yeni elektrik üretim tesisi kurmak için EPDK’ya yaklaşık 22.000 MW’lık yeni doğal gaz santralı lisans başvurusu olmuştur. EPDK’ya lisans başvurularının toplam kapasitesi 125.000 MW olmuştur. Bunların hepsi lisans alabilirse, Cumhuriyetimizin 100. yıldönümüne kadar, başka başvuru yapılmasa bile, ülkemizin elektrik ihtiyacı karşılanmış olacaktır.
 
  • Elektrik arz talep dengesinin arz lehinde geliştiği 2011 yılı içinde, elektrik fiyatına resmen %10 zam yapılmış olmasına rağmen, Türk lirasının yıl içinde yaklaşık %25 değer kaybı ile, sanayi tüketicilerine elektrik satış fiyatı piyasada dolar bazında, düşmüştür.
 
  • Enerji piyasasında 2011 yılının en kayda değer olayı, TEDAŞ’ın işletme hakkını devredeceği büyük elektrik dağıtım bölgeleri ihalelerinde, yerli ortaklıkların kazandıkları ihalelerin, devir bedelini ödeyememesi, dolayısıyla teminat mektuplarını yakmalarıdır. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın, ihale bedelinin ödenmesini kolaylaştırmak için tanıdığı ek süreler içinde de bedeller ödenememiş, sırasıyla 2. ve 3.’nün çağırılması sürecine girilmiştir. Bu durum Bedaş, Ayedaş ve Gediz’de (bu üçü Türkiye perakende satışının %35’ini teşkil ediyor) aynı durum yaşanmıştır. 
 
  • Benzeri başarısızlık, elektrik üretim grupları ihalesinin 1. Grubunu teşkil eden Hamitabat, ihalesinde yaşanmıştır. Tek teklif verildiği için, ihale iptal edilmiştir. 
 
Ulusal ve Uluslararası gelişmeler dikkate alındığında, 2012 yılı için Türkiye enerji piyasasında ne gibi gelişmelerin olacağını öngörüyorsunuz?
2011 yılının ikinci yarısından itibaren Avrupa’da yaşan ekonomik karmaşa ve Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da gelişen “Arap Baharı”, etkilerini 2012 yılında daha çok gösterecektir. Avrupa ülkelerinde, birkaç ülke dışında görülecek ekonomik daralma, başta sanayimizi çok etkileyecektir. Arap Baharı dolayısıyla da ihracatımız azalacak, o ülkelerde verdiğimiz müteahhitlik hizmetleri düşüşe geçecektir. Bu durum yurt içinde, işsizliği artıracaktır. Bütün bunların yanında, 2011 yılında ekonomimizdeki aşırı ısınma sonucu oluşan cari açığın (bugünlerde 90 milyar dolara ulaşmıştır) frenlenmesi için getirilecek acı reçeteler de ekonomimizi dizginleyecektir. Bütün bunları dikkate alan hükümetimiz daha bugünden, 2011’de %8,5 olan ekonomik büyümeyi %4,5’e çekmeyi planlamıştır. Bu olumsuz tablonun enerji piyasasında, aşağıdaki değişikliklere neden olacağını öngörüyoruz:
 
  • Ekonomik büyüme ile elektrik talebi arasındaki yakın korelasyonu dikkate aldığımızda, tüketim artışında bir yavaşlama olacağını düşünüyoruz. 2010 yılı sonunda 210 milyar kWh olan ve 2011 yılı sonu itibariyle 225 milyar kWh’a ulaşacağını hesapladığımız elektrik tüketiminin 2012 yılının ilk yarısında %6, ikinci yarısında %4 artışla yıllık ortalamada %5 seviyesinde gelişmesini bekliyoruz.
 
  • Doğalgaz kullanımı bütün dünyada artmasını sürdüreceği için Türkiye’de doğal gaz fiyatlarının, artmasa bile düşmeyeceğini düşünüyoruz. Bu durumda, güneş enerjisi ile entegre çalışacak doğal gaz kombine çevrim santralarının (hybrid sistemler) önünün açılacağını öngörüyoruz. Ayrıca, ucuzlamasını sürdüren fotovoltaik elektrik üretim sistemlerinin de gelişeceğini (özellikle Çin’den gelecek ucuz sistemlerde) görür gibi oluyoruz.
 
  • Sözleşmesi uzatılmayan “Batı Hattı’’nın yılda 6 milyar m³’lük doğal gaz kontenjanı, doğal gaz ithalat lisansı almış ve Gazpromun onay vereceği firmalar arasında kıyasıya rekabete neden olacaktır.
 
  • Elektrik piyasasında rekabet artacak ama serbest piyasada elektrik fiyatı artma eğilimi içinde olacaktır. 
 
  • 2012 yılına da barajlardaki düşük su seviyesi ile girmiş olacağız. 2012 yılı ilk çeyreğinde çok büyük kar yağışları olmazsa, hidrolik santrallardan elektrik üretimi büyük ölçüde düşecek, bu durumda en güvenilir temel yük santralı olan doğal gaz kombine çevrim santralarına büyük görevler düşecektir (özellikle akşam ve yaz puantlarında). 2011 yılı yazında bile, 36,000 MW’lık, yaz puantının karşılanmasında zorlanan sistem çok kritik durumlar yaşayacaktır. Yazın bölgesel kesintiler olacağını bile hesaba katmamız gerekiyor.
 
Temsilcisi olduğunuz sektör için 2012 yılından beklentileriniz nelerdir?
Derneğimiz, Türkiye Kojenerasyon ve Temiz Enerji Teknolojileri Derneği olarak, nükleer enerji ve kömür/linyitli elektrik üretim tesisleri dışında bütün elektrik üretim tesisleri yatırımlarını kapsamaktadır. Yukarıda izah ettiğimiz nedenlerle ekonomik büyümenin yavaşlaması ve buna bağlı olarak da elektrik talebinin daralması, elektrik üretim yatırımlarını da frenleyecektir. Ancak, EÜAŞ’ın elindeki yaklaşık 8000 MW’lık yaşlı kömür ve linyit santralarının bugüne kadar özelleştirilmemesi dolayısıyla oluşacak güç ve enerji açığı, diğer taraftan yeni yıla barajlardaki sınırlı su hacmi ile girmemiz, akşam ve yaz puantlarında elektrik fiyatlarının piyasada aşırı derecede yükseleceğini hesaplamak, yapılmakta olan enerji yatırımları inşaatlarını yaza kadar bitirme heyecanı yaratacaktır. Bu durum inşa süreleri oldukça kısa olan rüzgar santrallarının inşaat ve montaj faaliyetlerini ve şu anda yapılmakta olan diğer elektrik üretim tesisleri yatırımlarını hızlandıracaktır.
 

 

İlginizi çekebilir...

OEDAŞ, Enerjimiz Eşit Projesiyle Ödüle Layık Görüldü

Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak'ta elektrik dağıtım hizmeti sağlayan Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ (OEDAŞ), 2019 yılında hayat...
2 Nisan 2026

Bayram Trafiğinde Elektrikli Dönüşüm: Eşarj'da Şarjlanma Yüzde 63 Arttı

Ramazan Bayramı boyunca şehirler arası yolculukların yoğunlaşmasıyla birlikte elektrikli araçların şarjlanma oranlarında dikkat çekici bir artış yaşan...
31 Mart 2026

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) 2026 Enerji İnovasyonu Durum Raporu

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından yayınlanan Enerji İnovasyon Raporu'nda dünyadaki yatırımlar, Ar-Ge çalışmaları ve finansman destekleri...
26 Mart 2026

 
Anladım
Web sitemizde kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerez (cookie) kullanılır. Daha fazla bilgi için lütfen tıklayınız...

  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Enerji & Doğalgaz Dergisi
  • Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi
  • Tersane Dergisi
  • Tesisat Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • YeşilBina Dergisi
  • İklimlendirme Sektörü Kataloğu
  • Yangın ve Güvenlik Sektörü Kataloğu
  • Yalıtım Sektörü Kataloğu
  • Su ve Çevre Sektörü Kataloğu

©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.

0,809 sn