Harun ŞAHİN
TEİAŞ Genel Md.
Bazı yatırımlar vardır; kâğıt üzerinde enerji projesidir ama sahada umuttur. Lisanssız GES’ler de tam olarak böyledir. Büyük holdinglerin, dev santrallerin, yüksek gerilim hatlarının hikâyesi değildir bu..
Bu; çatısına panel koyan esnafın, tarlasının kenarına güneşi çağıran çiftçinin, fabrikasında elektriği kendi üreten sanayicinin hikâyesidir. Sessizdir, mütevazıdır ama etkilidir. Lisanssız GES’ler, Türkiye’nin enerji serüveninde merkezden değil, tabandan gelen bir uyanışın adıdır.
Büyük Değil, Doğru Olan
Yıllarca enerji konuşurken hep büyüklüğü konuştuk: megavatlar, santraller, dev yatırımlar… Oysa lisanssız GES’ler bize başka bir şeyi öğretti: Doğru olan her zaman büyük olmak zorunda değildir.
Bir fabrikanın çatısında, bir ahırın üstünde, bir kooperatifin arazisinde kurulan paneller… Hepsi aynı şeyi söylüyor: “Ben tükettiğim kadarını kendim üretmek istiyorum.”
Bu cümle, sadece teknik değil; ahlaki bir cümledir. Çünkü lisanssız GES, başkasının enerjisini tüketmeden önce kendi sorumluluğunu alan bir anlayıştır.
Üreten Tüketici Olmak
Lisanssız GES’lerin en kıymetli tarafı budur: Tüketiciyi üreticiye dönüştürür.
Artık elektrik faturası sadece bir gider değildir. Bazen sıfırlanır, bazen dengeye gelir. Ama en önemlisi, belirsizlik azalır. İşletme önünü görür, çiftçi hesap yapabilir, sanayici plan kurar. Enerji, korkulan bir kalem olmaktan çıkar; yönetilen bir unsura dönüşür.
Bu yüzden lisanssız GES’ler ekonomik olduğu kadar psikolojiktir de. İnsana “kontrol bende” duygusu verir.
Bürokrasi, Mevzuat ve Bekleyen Hayaller
Ama her güzel fikrin önünde bir sınav vardır. Lisanssız GES’ler de bundan muaf değildir. Zaman zaman değişen mevzuatlar, bağlantı süreçleri, kapasite kısıtları… Hepsi yatırımcının, üreticinin sabrını ölçer.
Burada mesele şudur: Lisanssız GES, ticari bir oyun alanı değil; kamusal bir fayda alanıdır.
Bu yüzden düzenlemeler yapılırken, sahadaki gerçek unutulmamalıdır. Bir köylüyle bir holding aynı kefeye konamaz. Bir çatıyla bir santral aynı gözle okunamaz. Lisanssız ruh, zaten adından bellidir: Basit, erişilebilir, yaygın.
Enerji Bağımsızlığının Sessiz Kahramanları
Türkiye’nin enerji bağımsızlığı konuşulurken, haritalar çizilir, rakamlar verilir. Ama o bağımsızlığın sessiz kahramanları çoğu zaman görülmez:
Çatılar.
Tarlalar.
Atölyeler.
Lisanssız GES’ler, ülkenin dört bir yanına serpilmiş küçük ama etkili bir savunma hattıdır. Krizlere karşı, fiyat dalgalanmalarına karşı, dışa bağımlılığa karşı…
Güneş her sabah doğarken, bu paneller hiçbir şey istemeden çalışır. Ne yakıt ister, ne ithalat, ne döviz. Sadece biraz akıl, biraz cesaret, biraz da istikrar ister.
Enerji, Herkesin Meselesidir
Lisanssız GES’ler bize şunu hatırlatır:
Enerji sadece devletin ya da dev şirketlerin meselesi değildir.
Enerji, herkesin meselesidir.
Çatısına güneş koyan insan, geleceğe taraf olur.
Kendi elektriğini üreten işletme, yarına güvenle bakar.
Ve bir ülke, ne kadar çok lisanssız GES’e sahipse…
O kadar özgür,
O kadar dirençli,
O kadar yarınlara hazırdır.
Güneş büyük bir güçtür.
Ama onu asıl güçlü yapan, paylaşıldığında çoğalmasıdır.