Türk Akım ve Ülkemizin bir Doğalgaz "HUB"ı Olması Konusundaki Gerçekler
Açılışı 19 Kasım 2018 tarihinde yapılan Türk Akımı Doğalgaz Boru Hattı Projesi, Rusya'dan Türkiye'ye Karadeniz'den gelen, toplam kapasitesi 31,5 milyar m3 olan birbirine paralel 2 hattan
oluşuyor. 10 Ekim 2016 tarihinde hükümetler arası imzalanan bir anlaşmayla başlayan bu projenin boru hatları inşaatının deniz tarafı yaklaşık 2 yılda tamamlandı. 180 km’si Rusya sularında, 700 km’si Türkiye sularında ve 230 km’si Türkiye topraklarında olmak üzere toplam 1.110 km uzunlukta olan bu projenin, toplam yatırım maliyeti yaklaşık 7 milyar dolar olup, henüz tamamlanmayan kara tarafının maliyeti ise yaklaşık 1 milyar dolar değerinde.
1. hat Türkiye'nin gereksinimine yönelik olarak yapıldı. Bu hat kış aylarında yaşanabilecek Ukrayna krizinin etkisini ortadan kaldırdığı için bizim açımızdan çok önemli. Ancak bu hattın BOTAŞ'a yaptırıldığını da bilmeliyiz. Ayrıca Türkiye'nin gaz talebi arttıkça bu kaynak da Türkiye için ek bir gaz kaynağı olacak. 2. hat ise Avrupa'nın güney doğu kısmı -öncelikle Bulgaristan ve Yunanistan- için önem taşıyor. Çünkü bu ülkelerin doğalgaz gereksinimini, arada Ukrayna olmadan karşılayacak. Ancak 2. hattın kara tarafının inşaatının tamamlanması da bu açıdan önemli. 2019 yılı sonunda ilk gazın pompalanması planlanıyor. Bu hat, Gazprom'u Ukrayna'ya 3 milyar dolarlık transit ücreti ödemekten kurtarırken, sözleşmede Gazprom'un daha çok ayrıcalıkları olduğu da belirtiliyor. Projede, "kazan-kazan" anlayışının vurgulandığı ama ne yazık ki Türkiye'nin kazandığı fazla bir şey olmadığı ifade ediliyor.
Örneğin Türkiye bir "HUB", yani doğalgaz ticaret merkezi olamıyor; çünkü gaz ticaretini yapma hakkı yok. Zaten piyasamız da buna uygun değil. Yani bir ülke, üzerinden boru hattı geçiyor diye "hub" olamıyor. Gaz pazarı serbestleşmeli ki Türkiye ancak o zaman, örneğin Balkan ülkeleri için bir merkez olabilsin. Bir başka deyişle Türkiye Avrupa ile Asya arasında, yani tedarik ile talep arasında bir köprü olmak istiyor ama olamıyor.










