E-Dergi Oku 
E.C.A.
KEY ENERGY | THE RENEWABLE EXPO | 8-11 November 2022

TÜREB Başkanı Mustafa Serdar Ataseven: “Yerli Üretime Verilen Teşvikin 2015 Yılından 2020 Yılına Uzatılması Faydalı Olacaktır”

TÜREB Başkanı Mustafa Serdar Ataseven: “Yerli Üretime Verilen Teşvikin 2015 Yılından 2020 Yılına Uzatılması Faydalı Olacaktır”

15 Temmuz 2011 | HABERLER
86. Sayı (MAYIS - HAZİRAN 2011)
1.170 kez okundu

TÜREB Başkanı Mustafa Serdar Ataseven: “Yerli Üretime Verilen Teşvikin 2015 Yılından 2020 Yılına Uzatılması Faydalı Olacaktır” Yatırımlar ve teşvikleri göz önünde bulundurduğunuzda, yılın ilk yarısında enerji sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz? 
Rüzgar enerjisi sektörü, yıl sonunda kanunlaşan Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 2011 yılına hızlı bir giriş yapmış bulunmaktadır. Bu kanun ile getirilen yerli üretim ürünlerinin kullanılması durumunda verilecek olan teşviklerin sektör yatırımlarını arttıracağı aşikardır, ancak bu tabii ki türbin üreticilerinin ülkemizde doğrudan yatırım yapmalarını gerektirdiğinden etkilerini hemen yılın ilk yarısında gösterememiştir. İlgili teşvikin etkilerinin ortaya çıkması için 2012 ve 2013 yıllarının hedeflenmesi daha gerçekçi olacaktır. 
 
Ülkemiz enerji sektörünün sonraki altı aylık dönemine ilişkin değerlendirmeleriniz nelerdir?
Rüzgar enerjisi açısından bir değerlendirme yapacak olursak, bilindiği üzere 1 Kasım 2007 tarihinde rüzgar enerjisi için 751 proje başvurusu yapılmıştı. Bunların değerlendirmeleri yapılarak gelinen nokta itibariyle toplam 31 bin 268 MW büyüklüğünde 695 proje vardır. Bunların 616 tanesi (toplamda 29 bin 152 MW) TEİAŞ’ın yapacağı yarışma sonunda lisanslanacaktır. Toplam 1.378 MW büyüklüğünde 63 tanesi ise tekli proje olarak kalmıştır. Bunlardan şimdiye kadar toplam 1.084 MW kurulu gücünde 28 adet projeye lisans verilmiş ve toplam 1.024 MW kurulu gücünde 28 adet proje için de EPDK’dan uygun bulma kararı çıkmıştır. Türkiye’nin mevcut rüzgar potansiyelinin en kısa sürede ekonomiye katkı sağlayacak şekle dönüştürülebilmesi için bütün başvuruların 2011 yılında sonuçlandırılması beklenmektedir. Bu amaçla TEİAŞ toplam 8 grup ihaleye çıkmış ve 5 grup ihaleyi başarı ile tamamlamıştır.
 
Temsilcisi olduğunuz sektörün sorunlarını genel hatlarıyla nasıl tariflersiniz? Konu hakkında çözüm önerileriniz var mıdır? Çözüme yönelik ne gibi faaliyetlerde bulunuyorsunuz?
Sektördeki yatırımcıların Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile ilgili genel beklentisi rüzgar enerjisine ve hidroelektrik enerjisine dayalı elektrik santrallerinde üretilen elektrik için bir önceki kanunda belirlenen tarifelerin bir nebze yukarı çekilerek yatırımcıların finansman açısından elinin güçlendirilmesiydi. Yatırımcıların talebi Ağustos 2006- Eylül 2010 ortalaması olan 7,26 avro cent’ten az olmak kaydı ile ne hazineye ne de dağıtım şirketlerine yük olmayacak, ancak bankalar ve finans kuruluşları ile kredi görüşmelerinde ellerini güçlendirecek bir tarife verilmesiydi. Ne yazık ki bu gerçekleşemedi ve 5,5 avro cent’e karşılık gelen 7,3 dolar cent yeni tarife olarak belirlendi. Tarifelerde artışa gidilmemesi kısa vadede ülkemizin özellikle rüzgar kurulu gücü hedeflerine yerli katkı ile teşvikin geçerlilik süresi sonu olan 2015 yılı itibariyle ulaşmasını imkansız hale getirse de Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yerli üretime verilen teşvikin 2015 yılından sonra da devam edeceğine ilişkin kamuoyu algısı sağlanır ise bu teşvikin etkileri ile orta ve uzun vadede 2023 yılı hedeflerine ulaşılabilir. Şöyle ki yerli üretime verilen teşvik için türbin üreticilerinin Türkiye’de doğrudan sermaye yatırımı yaparak üretim tesisi kurmaları gerekmektedir. Ön fizibilite, fizibilite ve yatırım dönemi düşünüldüğünde böyle bir yatırım ancak birkaç yıl içinde tamamlanabilir. Yerli üretime verilen teşvikin 2015 yılına kadar üretime geçen rüzgar santralleri ile sınırlanması, türbin üreticilerinin bu konuda yatırım kararı almasını zorlaştıracaktır. Bu nedenle yerli üretime verilen teşvikin 2015 yılından 2020 yılına uzatılması veya kanun koyucuların iradelerini açıkça beyan ederek yerli üretime verilen teşvikin 2015 yılından sonra da devam edeceğine ilişkin kamuoyu algısı sağlamaları ve hatta söz konusu teşvikin en geç 2012 yılında 2020’ye kadar uzatılması, sektör açısından büyük önem arz etmektedir. Bu konuda başarılı olunursa hem sektörün önü açılacak hem de gerek yabancı yatırımcılar gerekse de yurt içi yatırımcıların konuya ilgisini çekerek çok büyük bir istihdam ortamı yaratma fırsatı doğacaktır. 
 
Diğer bir önemli husus ise Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile garanti alım fiyatının avro  yerine dolar olarak verilmesidir. Sektör açısından çapraz döviz kurlarındaki dalgalanma finansman döneminde büyük sorun çıkartacaktır. Şöyle ki türbin üreticilerinin büyük kısmı Avrupa menşeli firmalardır ve türbin üreticilerinin bulunduğu ülkelerin ihracat kredileri de ülkemizdeki rüzgar santrallerinin finanse edilmesinde kullanılan en büyük kredi kaynağıdır. Bu nedenle rüzgar santrallerinin finansmanının hepsinin kredi para birimi avrodur. Tarifenin para birimi olarak dolar cinsinden verilmesi, yatırımcıların kendilerini dolar- avro çapraz kur değişimi riskinden korumaları için bu durumu bertaraf edecek finansman araçları kullanmalarını gerektirir, ki bu araçlar dünyanın mevcut ekonomik durumu ve rüzgar enerji santrallerinin kredi vadeleri göz önüne alındığında bugünlerde oldukça maliyetli finansman araçlarıdır. 
 
Türkiye’de ne yazık ki uzun dönem rüzgar ölçümleri bulunmamaktadır. Bu sebeple ülkemizde yapılan rüzgar tahminleri, veri eksikliğinden kaynaklanan hatalar içermektedir. Rüzgar santrallerine bu uzun dönem rüzgar verisini toplayacak bir geçiş dönemi tanımadan Gün Öncesi Piyasada yer almaları tabii ki yatırımcıların aleyhine olmuştur. İkili anlaşmaların rüzgar üreticileri için halen tam anlamıyla işleyen bir piyasa mekanizması olmaması da durumun olumsuz etkilerinin bertaraf edilmesini olanaksız kılmaktadır. Bu sebeple ilgili yönetmeliğin değiştirilmesi TEİAŞ’ın altında bütün rüzgar santrallerinin veri sağlayacağı Ulusal Rüzgar Tahmin Merkezi kurulması ve bu merkez faaliyetlerini oturtana kadar rüzgar santrallerinin bu yönetmelikten geçici olarak muaf tutularak, spot piyasada oluşan fiyatlardan dengesizliğe düşmeden satış yapmasına olanak tanınması yerinde olacaktır..
 
Kanun koyucu yerli üretime teşvik için genel düzenlemeleri yapmış ve daha detaylı hususların yönetmelik ile belirlenmesini öngörmüştür. Bu açıdan yapılacak olan yönetmeliğin doğrudan yabancı yatırımları da ülkemize çekeceği düşünüldüğünde olabildiğince yatırımcı dostu ve prosedürler açısından da net olması büyük bir önem arz etmektedir. Örneğin rüzgar santrali yatırımcılarının hepsinin Yatırım Teşvik Belgesi alacağı düşünüldüğünde Katma Değer Vergisi yükü, son kullanıcı olan rüzgar santrali yatırımcılarında kalması gerekirken, rüzgar santrali yatırımcılarının Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında KDV muafiyeti bulunması sebebiyle yerli üretim yapan üreticilerin üzerinde kalacaktır. KDV iadesindeki karmaşık ve detaylı prosedürler ise yerli üretim için ülkemizde yatırım yapacak yabancı yatırımcıları açısından sıkıntı yaratacaktır. Yerli üretim yapan üreticilerin bütün satışlarını Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında yapacağı düşünülerek Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı’nın desteği alınarak bu üreticilere ithalatta KDV istisnası verilmesi uygun olacaktır.
 
Sizce ICCI, Türkiye enerji sektörü açısından ne anlam taşıyor? Bu sene yapılacak etkinlik hakkında beklentileriniz nelerdir?
Ülkemizde gerçekleştirilen en büyük Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı olan ICCI, kamu kurumlarını, sivil toplum kuruluşlarını ve özel sektörü bir araya getiren bir platform oluşturmaktadır. Enerji piyasasının sorunlarının ve enerji sektörünün önemli konularının tartışıldığı çeşitli konferanslar yapılmakta; gündemdeki konular değerlendirilmektedir. Sektöre girmek isteyen ya da yeni girmiş olan katılımcıların sektörle ilgili bilgi sahibi olması, sektörde daha  önceden yer alan katılımcıların sektörün gelişimi ile ilgili güncel bilgileri alabilmesi, sorunları tartışabilmesi, sektörün daha da geliştirilebilmesi için beyin fırtınası ortamının yaratılabildiği bu fuar ve konferansta yabancı ve yerli firmalar ile ikili görüşme ve ticari anlaşmalar yapma imkanı da sağlandığından sektör oyuncularının kaçırmaması gerektiğini düşünmekteyiz. Rüzgar enerjisi sektörü, 2010 yılı sonunda Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun çıkarılmış olması; rüzgar enerjisi projelerinin lisanslanmaya başlanması; 1 Kasım 2007 Rüzgar Enerjisi Başvurularının yarışmalarının TEİAŞ tarafından hızlı bir şekilde yapılmaya başlanması nasıl ki 2011 yılında enerji sektöründe hareketlilik sağlamışsa, bu sene 17’si yapılacak olan ICCI  Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı’nda da hareketlilik sağlayacaktır.  
 
Son olarak eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?
Son olarak sizlere kısa adı TÜREB olan Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği’nden ve faaliyetlerinden bahsetmek istiyorum. Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB), kar gayesi gütmeden, rüzgar enerjisi ile ilgili bilimsel, teknik ve uygulamalı araştırmaları takip etmek, rüzgar enerji kaynağının kullanımını yaygınlaştırmak için faaliyetlerde bulunmak amacıyla, 10 Şubat 1992 tarih ve 92/2752 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile kurulmuştur. 
 
TÜREB, Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü (EİE) ve Enerji Bakanlığı’nın koordineli çalışmalarıyla Türkiye rüzgar enerjisi potansiyelinin ülke ekonomisine kazandırılması doğrultusunda önemli çalışmalarda bulunmaktadır. Avrupa Rüzgar Enerjisi Birliği’nin resmi olarak üyesi olan TÜREB, rüzgar enerjisi konusunda Türkiye’deki en güçlü sivil toplum kuruluşudur.   
 
TÜREB gönüllülük esasına göre yönetilmekte olup, üyelerimizin gerek maddi ve gerekse manevi katkıları ile daha da güçlenmektedir. TÜREB’in yeniden yapılandırılması kapsamında sektörümüz ile ilgili komisyonlar kurularak yönetim anlayışını tabana yayma politikası amaçlanmaktadır. Sektör paydaşlarını, gerçekten özveri ile çalışacak ve zaman ayırabilecek komisyon temsilcileri olarak TÜREB yönetiminde aramızda görmek istiyoruz. Bizler için “Kimin söylediği değil, neyin söylendiği önemlidir.” Sektörde Türkiye adına yapılacak çok işimiz var. 
 
Gelin birlikte karbon salınımını azaltarak küresel ısınma ile mücadeleye katkıda bulunalım. Gelin fosil yakıt ve enerjide dışa bağımlılığımızı azaltmak adına Türkiye’de rüzgar enerjisi bilincini en üst düzeye taşıyalım. Gelin TÜREB’i birlikte yönetelim. 

 

İlginizi çekebilir...

Petrol Ofisi'nde Yeni Genel Müdür Ataması Gerçekleşti

Petrol Ofisi, Genel Müdür Selim Şiper'in 1 Eylül 2022 tarihi itibarı ile icra dışı göreve geçeceğini ve halen CFO olarak görevine devam etmekte ol...
16 Ağustos 2022

Dünya Markaları 15. Kez SolarEX İstanbul'da Buluşuyor

Elektrik fiyatlarındaki artış, elektrik üretiminde kullanılan güneş panellerine ilgiyi geçen yıla göre yaklaşık 10 kat arttırdı....
11 Ağustos 2022

İşNet'in Bulut Altyapısı Platformu 'Bluuty' Yenilendi

İşNet, Türkiye'nin önde gelen bulut bilişim sağlayıcısı OpenStack'in bulut altyapısı ve Ceph storage açık kaynak teknolojileri üzerinde gelişt...
5 Ağustos 2022

 
Anladım
Web sitemizde kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerez (cookie) kullanılır. Daha fazla bilgi için lütfen tıklayınız...

  • BAU Teknolojileri Dergisi
  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Doğalgaz Dergisi
  • Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi
  • Tersane Dergisi
  • Tesisat Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • YeşilBina Dergisi
  • İklimlendirme Sektörü Kataloğu
  • Yangın ve Güvenlik Sektörü Kataloğu
  • Yalıtım Sektörü Kataloğu
  • Su ve Çevre Sektörü Kataloğu

©2022 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.