
Sulama Sorunu Kaçak Elektrik Olarak Yansıyor
Küresel Batarya Pazarları Hızla Büyüyor ve Tedarik Riskleri de Artıyor
MWM, Yüksek Verimli TCG 4170 V20 R ile Güç Üretim Portföyünü Genişletiyor
|
İWES' nin Organizasyon ve Danışma Komitesi Toplandı![]()
Kaya: "Çevre duyarlılığının ideolojik bir kılıfa büründürülmesini çevreye verilecek en büyük zarar ve kötülük olarak gördüğümü belirtmek isterim. Ülkemizde ayrıca çevrecilik adı altında her türlü dönüşüme, değişime, ilerlemeye, kalkınmaya karşı bir zihniyet de türemiştir. Bu zihniyet maalesef çevre kisvesinin arkasına sığınarak ülkemiz ve vatandaşlarımız için gerekli olan bütün kalkınma projelerinin, yatırımların karşısına çıkan bir anlayışa sahip. Art niyetle her şeye karşı çıkanlarla, samimi çevre endişesiyle eleştirilerini dile getirenler zaman zaman birbirine karışmış durumdadır. Tepkilerin toptancı anlayışa döndüğünü görüyoruz" dedi. "Çevre Hassasiyetinden Taviz Vermeden Kalkınma Mümkün" Kaya, ayrıca çevre hassasiyetinden taviz vermeden kalkınmanın mümkün olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Çevre hassasiyeti ve kalkınma birbirinin düşmanı değildir. Birbirleriyle paralel yürüyecek bir olgudur. Bu dengeyi tesis etmenin güç olduğunun farkındayız. Körü körüne bir kalkınmacı anlayış içinde olmadığımız gibi körü körüne bir çevre fetişizmi içerisinde de değiliz. Biz önce insan diyoruz. İnsanla ve hayatla dost sürdürülebilir kalkınma anlayışıyla hem ülkemizin ilerlemesini hem de çevrenin korunmasına ilişkin dengeleri gözetiyoruz. Geçmiş dönemde yapılanla bizim dönemimizde yapılanları karşılaştırmakta fayda vardır. Hiç uzağa gitmeye gerek yok; toplantımızın konusu atık yönetimi ile ilgili yapılanlara baktığımızda aradaki muazzam farkı görmek mümkündür. 1994 yılında İstanbul’da çöplerin patladığı ve bundan insanların öldüğü, Haliç kıyısında burnumuzu tutmadan yürüyemediğimiz, büyük şehirlerde kışın hava kirliliğinden dışarı çıkılamadığı bir Türkiye’den bugüne geldik. İnsanların günlük hayatlarını felç edecek kadar büyük çevre facialarının yaşandığı bir Türkiye’den temel sorunları çözülmüş, artık dağ başlarındaki derin vadilerin çevre konularını tartışan bir Türkiye’ye gelmiş durumdayız. Elbette bugünlere gelmek kolay olmadı. Örneğin ülkemizde 2003 yılında 15 düzenli depolama tesisi ile 25 milyon nüfusa hizmet veriliyorken, bugün katı atık depolama tesisi 59’a, hizmet verilen nüfus sayısı ise 41 milyona ulaşmış durumdadır. "Çevre Konusunda Yüksek Standartlar Getirecek Gelişmeler Yaşadık" Çevre konusunda, Türkiye’de son yıllarda yaşanan iki önemli gelişmeye de dikkat çekmek istediğini belirten Kaya şöyle konuştu: "AB müzakere sürecinde 2009 yılının Aralık ayında açılan çevre faslı, önemli bir gelişmedir. Türkiye’nin Avrupa ile ilişkileri diğer alanlarda sıkıntıda bulunabilir ancak şundan emin olunuz ki çevre konusu sürecin en ilerisinde olduğumuz alanlardan biridir. AB’ye adaylık sürecinde çevre, çoğunlukla en son açılan fasıllardan biri olur. Oysa Türkiye, önce çevre faslını açarak adaylık sürecini başlatmıştır. Bir diğer önemli gelişme ise 5 Şubat 2009 tarihinde TBMM’de onaylanan Kyoto Protokolü’dür. Pek çok ülkenin, içerdiği ağır yükümlülükler sebebiyle onaylamaktan imtina ettiği, son olarak da Kanada’nın imzasını geri çektiği ve çevre konusunda fevkalade ağır düzenlemeler getiren bu protokol, ülkemizde 3 yıldır yürürlüktedir. Bu iki gelişme çevre konusunda yüksek standartlar getirmesi açısından kritik önemdedir. Nitekim bu gelişmelere bağlı olarak çevreye karşı işlenen suçların Türk Ceza Kanunu kapsamına alınması; önemsenmesi gereken ve Türkiye gibi dünyanın da bu noktaya gelmesinin kolay olmadığı, bir sürecin işaretidir". "Yaklaşık 60 Milyar Avroluk Yatırım Yapılması Gerekiyor." Makedonya, Hırvatistan, Kırgızistan, Avusturya ve pek çok ülkeyle çevre, doğa koruma ve metodoloji alanlarında ikili iş birliği anlaşmaları imzalandığını vurgulayan Kaya sözlerini şöyle sürdürdü: "Ortak eğitim, konferans, sempozyum yapılması, toplantılar düzenlenmesi karşılıklı personel değişimi ve bilgi paylaşımı, ortak araştırmalar yapılması da bu anlaşmaların içerisinde yer alıyor. AB muktesabatının çevre faslı ile ilgili düzenlemeler de komisyonumuzun görüşleri alımının içerisinde bulunuyor. Türkiye bundan sonraki çevrenin korunması faaliyetlerini, doğal olarak AB’nin kabul ettiği modeller doğrultusunda yürütmek zorunda. Ülkemizin kendi şartlarıyla küresel gelişmeleri harmanlayarak özgün bir çevre koruma modelini oluşturması yönünde önemli ilerlemeler kaydedildiğinin altını çizmek isterim. 2023 yılına kadar su, atık su, endüstriyel kirlilik ve doğal koruma gibi başlıklar altında yaklaşık 60 milyar avroluk bir yatırım yapılması gerekiyor. Bunun 9 buçuk milyar avrodan fazlası da atık sektörü ile ilgili. Bir başka ifade ile çevre konusunda AB standartlarını hayata geçirebilmemiz için Türkiye, gayri safi milli hasılamızın binde 7’si düzeyinde bir yatırımı yapmak zorunda." "Türkiye-Avrupa Birliği Çevre Fasılları Müzakerelerinde Gelişmeler ve Bu Gelişmelerin Sektöre Olan Etkileri"
IWES 2012 öncesi yapılan Organizasyon ve Danışma Komitesi toplantısının son bölümünde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Çevre Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Abdurrahman Uluırmak "Türkiye-Avrupa Birliği Çevre Fasılları Müzakerelerinde Gelişmeler ve Bu Gelişmelerin Sektöre Olan Etkileri" başlıklı bir sunum yaptı. Uluırmak’ın yaptığı sunumdan özet kesiti sizlerle paylaşıyoruz
"2007-2023 Yılları Arasında 58 Milyar Avro Yatırım İhtiyacı Belirledik" Stratejimizi hazırladıktan sonra yatırım ihtiyacını da belirledik. Özellikle yatırım gerektiren direktiflere uyum sağlamanız için bu gerekli. Bunun sonucunda 2007-2023 yılları arasında 58 milyar Avro yatırım ihtiyacı belirledik. Şu anda bizim Devlet Planlama Teşkilatı’na sunmuş olduğumuz ve kabul edilmiş olan bir yatırım projemiz var. Bu (UÇES) Ulusal Çevre Eylem Stratejisi’dir. Bunu güncelleyeceğiz. Çünkü 58 milyar Avro diyoruz ama 2007’den bu yana çok önemli miktarlarda bu yatırımlar gerçekleşti. Muhtemeldir ki bu rakam biraz daha düşecektir. "Geri Kazanım ve Beratarafa İlişkin 235 Tesisimiz Bulunmakta" Ülkemizde düzenli depolamaya ilişkin, genel dağılıma baktığınız zaman gerçekten yapılan ciddi çalışmalar var. 7 tane atık tesisi sadece depolama değil; o atıktan belli miktarda enerji üretimi de yapıyor. Sadece atığını düzenli olarak depolamak önemli değil; o atıktan mümkün olduğu kadar kazanabildiğin maddesel geri kazanımları da yapmak önemlidir. Kompost tesislerimizde hem kompost hem biometalizasyon enerji geri kazanımı da var. Bizde artık bu zihniyet oluştu. Bu çalışmalar devam ediyor. Gerekli bütün yasal düzenlemeleri yapmış vaziyetteyiz. Hem geri kazanım hem beratarafa ilişkin toplam 235 tane tesisimiz bulunmakta.
"AB, Çevre ile ilgili Konuları Tüzük Haline Getiriyor ki Sıkı Uygulansın" Hava kalitesine gelecek olursak, AB’nin 4 - 5 tane yatay ve dikey direktifleri vardı. Biz de hava kalitesini yükseltme yönetmeliğiyle bunu güncelledik. AB özellikle bu konuları artık çerçeve birliği haline getiriyor. Daha da önemlisi, bunu tüzük haline getiriyor ki uygulamada sıkı olsun. Bakanlık olarak hava kalitesi bültenlerini yayınlıyoruz. 2003 yılına kadar sanayi tesislerine verilen emisyon izinlerini Sağlık Bakanlığı veriyordu. Çevre Teşkilatı 1978 yılında kurulmasına rağmen 2003 yılına kadar bizden sadece görüş alınıyordu. En önemli hava kirleticileri olan sanayi tesislerinin emisyon izinleri bizde değil, Sağlık Bakanlığındaydı.
Çevre konusu artık bugün ticaretin de konusu, bundan vazgeçemezsiniz. Az karbondioksit üreten, az sera gazı üreten, az ozon inceltici maddeler üreten, artık daha az çevreyi kirletici maddeler kullanan bir sanayi tesisi iseniz ve bu şekilde üretim yapıyorsanız dünya ticaretinde yer alırsınız. AB süreci çetrefilli bir süreç. Önemli olan mevzuatı yayınlamak değil uygulamak.
TBMM Çevre Komisyonu Başkanı Erol Kaya’nın konuşmasının ardından IWES 2012’nin gündem maddelerini ve program taslağını belirlemek amacıyla önerilerin sunulduğu interaktif bölüme geçildi. IWES 2011’e fazlaca katılımın sağlandığı ve sektör açısından çok faydalı geçtiği; yine IWES 2012’nin de aynı şekilde, üzerine katarak gerçekleşmesi temennisi katılımcılar tarafından dile getirilirken önerilerde de bulunuldu.
Özet Olarak IWES 2012 için: ? Oturum ve panellerdeki konuların ele alınış biçimlerinde değişikliğe gidilmesi; çevre sorunu insan sağlığını etkilemeye başlamadan, olumsuzluklar ortaya çıkmadan önce işin hukuki, insani, teknik yanları gibi tüm boyutları ile ele alınması, ? Atığı üretenler ile atık üreticilerine çözüm sağlayanları buluşturacak şekilde katılımların iki yönlü sağlanması, ? Atık üreticilerinin IWES’e gelip kendilerine çözümler bulması konusunda, paneller ve bilgilendirme toplantıları düzenlenmesi, ? Özellikle bilimsel kurul oluşturulması ve bildirilerin bu kurul tarafından incelendikten sonra sunulması, ? Tüm dünyada kapalı alan hava sistemleri gibi konuların ön planda olduğu; özel sektör, kamu kurumları, akademisyenler gibi birçok kesimi bir araya getirebilen bu etkinlikte bu tür spesifik konuların daha fazla incelenmesi, ? Seçiciliği artırmak adına her yıl bir konunun öne çıkarılıp, bu temayla bütün sempozyumun yürütülmesi, ? Bir kişinin tek taraflı konuşma yapması yerine; bir moderatör yönlendirmesiyle oluşacak karşılıklı tartışma ortamları yaratılması ve sektöre yönelik çözümlerin ortaya çıkmasının sağlanması, ? Yönetmeliklerin uygulanması aşamasında sorunlar yaşayan saha uygulayıcısı belediyelerin, oturumlarda daha fazla dinlenmesi; başlıkların çok iyi belirlenerek mevzuatların değil, bu mevzuatları uygulamada yaşanan sıkıntıların tartışılması ve uzmanlarla çözüm aranması, ? Hem cari açığın kapatılması hem de çevresel olarak karbon izlenimi gibi konuların daha da iyi noktalara getirilmesi açısından; bu odak konularının içerisinde kullanılan yöntemler ve teknolojilerin irdelenmesinde enerjinin etkin ve verimli kullanılmasının üzerinde durulması, ? Üniversitelerin özellikle çevre bölümlerinin Ar-Ge projelerini IWES’in içerisinde bir noktada atık teknolojisiyle uğraşan şirketlere sunumlarla tanıtabilme olanağı verilmesi, ? Sanayi ve üniversite iş birliğinin sağlanması, üniversitelerin projelerinde kendilerine partner bulmaları için bir modül düzenlenerek sanayi ve üniversitelerin eşleşmesinin sağlanması, ? Örneğin: eliminasyon için su arıtmada kullanılabilecek, zeytin çekirdeğinden veya fındık kabuğundan aktif karbon üretilebilmesi gibi, çevrenin ve doğanın cevap fonksiyonlarını da içine alabilecek konu başlıklarının oturumlara eklenmesi, ? Maden atıklarının yönetimi ile ilgili konuların eklenmesi; maden atıkları ile tahrip olan doğanın yeni kanunlar çerçevesinde tekrar rehabilite edilebilmesi için tek platformda çözüm aranması, önerildi.
İlginizi çekebilir... Fırat EDAŞ İlçe Performanslarını Değerlendirdi, Çalışanlarını ÖdüllendirdiDoğu Anadolu Bölgesi'nde elektrik dağıtım hizmeti sunan Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş. (Fırat EDAŞ), sorumluluk alanında bulunan Elazığ, Malatya, Bin... OEDAŞ 6 bin 250 direği göçmen kuşlar için güvenli hale getirdiGöçmen kuşların rotasında olan bir bölgede hizmet veren elektrik dağıtım şirketi OEDAŞ hem kuşları korumak hem de enerji sürekliliğini sağlamak amacıy... Ayedaş ve Başkent EDAŞ 2026'ya Güçlü GirdiEnerjisa Dağıtım Şirketleri bünyesinde faaliyet gösteren Ayedaş ve Başkent EDAŞ, 2026 yılının ilk çeyreğinde İstanbul Anadolu Yakası ve Ankara'da ... |
|||||||||
©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.