
Sulama Sorunu Kaçak Elektrik Olarak Yansıyor
Küresel Batarya Pazarları Hızla Büyüyor ve Tedarik Riskleri de Artıyor
MWM, Yüksek Verimli TCG 4170 V20 R ile Güç Üretim Portföyünü Genişletiyor
|
Daruma Genel Müdür Yardımcısı Erdem Selim:“Proje Finansmanı Anlayışına Getirdiğimiz Yenilik İle Farklılaşıyoruz”![]()
Daruma’nın çalışmalarından bahsedebilir misiniz?
Enerji sektöründeki aktif çalışmalarınız ne zaman başladı? Daruma olarak biz, yurtdışından ithal yatırım mallarının finansmanı konusunda 1998’den beri çalışıyoruz. Enerji projelerinde kullanılan ekipmanlar da genellikle yurt dışından ithal ediliyor. Bu açıdan bakınca enerji sektöründeki çalışmalarımız kurulduğumuz günden beri mevcuttu diyebiliriz. Ama özellikle bu konuya yoğunlaşmamız 2007 yılında Yenilenebilir Enerji Yasası’nın kabul edilmesi ile oldu. Daha doğrusu garanti fiyat mekanizmasının uygulanmaya başlanması ile beraber, aktif olarak bu işe odaklandık. Çünkü bize göre, garanti fiyat mekanizması, projelerin, proje finansmanı dediğimiz ana şirketin kefaleti garantisi olmadan yapılabilmesinin önünü açtı. Dolayısıyla o tarihten bu yana özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarından enerji üretecek olan yatırımcılar için finansman sağlamaya çalışıyoruz. Geçen zaman zarfında bilgi ve deneyim birikimiz oldu. Piyasadaki oyuncuların bir çoğuyla tanışıklığımız var. En son yaptığımız proje de 120 MW’lık bir rüzgar santrali projesi. Bu projede tamamen ana şirketin kefaleti ve garantisi gerekmeden sadece projeye yönelik bir proje finansmanı için onay aldık. Çalışmamız Türkiye’de ilk kez yapıldı. Her şirket proje finansmanı yapıyor ama aslında işlem ana şirketin garantisi alınarak yapıldığı için o çalışmalara proje finansmanı demek zor. Proje çökerse banka, kredi için ana şirkete gidip ondan parayı isteyebiliyor ama bizim yaptığımız finansman çalışmasında bankanın elinde sadece proje var. Bu da ana şirket açısından büyük kolaylık sağlıyor, çünkü ana şirket kendi bilançolarına enerji projelerin yansıtmak durumunda kalmıyor. Enerji projeleri büyük montanlı işler, şirket diğer işler için kullanacağı kredi limitlerini bu işe ayırmak durumunda kalmıyor ve kredi limitleri bankalar nezdine boş kalıyor. Daruma’nın proje finansmanı anlayışına getirdiği yenilik nedir? Bizim en son yaptığımız ‘Non-recourse’ projemiz sektör için büyük önem arz ediyor. Çeşme Havza’da 120 MW’lık rüzgar santrali işi. Şu an finansmana bağlı olmayan sebeplerle biraz aksamış olsa da her problem çözüldü ve finansman için onayımızı aldık. Dediğim gibi herhangi bir ana şirketin ya da proje sahibinin kefaleti ve imzası olmayan bir proje finansmanı çalışmasıdır. Türkiye’de bir ilk, başka bir örneği de yok. Non-recourse sistemini Türkiye’de biraz daha yaygınlaştırmak istiyoruz. Türkiye’de ilk kez uygulandı ama yurtdışında proje finansmanı dediğinizde anlaşılan şey bu sistemdir. Proje finansmanı projenin kendisine verilen bir finansmandır. Türkiye’de bu yasadan önce yani garanti fiyat mekanizması olmadan önce uygulanması mümkün değildi. Çünkü değişen bir üretim riskiniz var, bununla beraber fiyat ve inşaat riskiniz de olursa bu risklerin hepsini bankanın kabul etmesi güç. Garanti fiyat mekanizması bu risklerin bir kısmını bertaraf etmiş oluyor. Geriye bir tek inşaat riskleri kalıyor. Bizim en son yaptığımız ‘Non-recourse’ projemiz sektör için büyük önem arz ediyor. Çeşme Havza’da 120 MW’lık rüzgar santrali işi. Şu an finansmana bağlı olmayan sebeplerle biraz aksamış olsa da her problem çözüldü ve finansman için onayımızı aldık. Dediğim gibi herhangi bir ana şirketin ya da proje sahibinin kefaleti ve imzası olmayan bir proje finansmanı çalışmasıdır. Türkiye’de bir ilk, başka bir örneği de yok. Non-recourse sistemini Türkiye’de biraz daha yaygınlaştırmak istiyoruz. Türkiye’de de şimdiye kadar yapılan genellikle proje finansmanına en yakın yapılar inşaat döneminde ana şirketin ipoteği, garantisi vs.nin alınması ve inşaat döneminden sonra kaldırılması idi. Bu da tam proje finansmanı değil aslında. Biz yurtdışındaki yapının Türkiye’ye getirilebileceğine inanıyorduk ama zor bir yapı, özellikle Türk bankacılık sisteminin hiç alışkın olmadığı bir sistem, Türk bankacılığında öncelikle teminat düşünülür. Neyse ki biz ilk kez yeni sistemi uyguladık. Biraz çaba sarfettik, ancak finansmanı sağlayan bankamız yurtdışında olduğu için bu konuda ikna derdimiz olmadı en azından. Bundan sonraki projeler için bu süreç daha kolay olacak diye düşünüyorum.
Türkiye’de enerji projelerine yapılan yatırımları nasıl değerlendirirsiniz? Türkiye’de enerji projelerine özellikle son 4-5 yıldır büyük bir rağbet var. Çünkü Türkiye’deki piyasa dinamiklerine baktığınızda, enerji talebi çok hızlı artıyor ama arz aynı hızla artamıyor. Yurtdışı kaynaklarına büyük bir bağımlılık var ve devletin de bu dinamikleri değiştirme konusunda ciddi bir kararlılığı var. Dolayısıyla an itibari ile yatırım için çok uygun bir ortam mevcut. Sermaye birikimi yapmış, ya da yapmamış yerli yatırımcıların ve yurtdışından gelen yabancı yatırımcıların bu işe ilgisi olduğunu görüyoruz.
Şu anda enerji sektörü olarak tam bir geçiş dönemindeyiz. Enerji piyasası henüz yerine oturmuş değil. Çok küçük, bölük pörçük yapılan işler var, birçok yanlış ve düzeltilmesi gereken şeyler var ama zamanla bu problemler de çözülecek diye düşünüyorum. İyi bir noktaya geleceğiz.
Yenilenebilir enerji projelerine devletin verdiği desteği ve teşvikleri nasıl değerlendirirsiniz? Yenilenebilir enerji projelerine verilen teşvikler, son zamanların en büyük tartışma konusu. Özellikle en büyük potansiyelimiz olan rüzgar ve hidroelektrik santrallerine verilen teşvikler pek de tatmin edici bir boyutta değil, çünkü verilen miktar piyasa şartlarının çok altında. Bu durumun iyi tarafı da var kötü tarafı da. Kötü tarafı şu ki, belki bizim hali hazırda 20 bin MW uygulanabilir durumda projemiz varken, teşvik alamamalarından ötürü bunların hepsi yapılabilir olmaktan çıkıyor. Yenilenebilir enerji kaynakları, kontrol edemediğiniz kaynaklar olduğu için plan yapmanız çok zorlaşıyor. Eğer yatırımcının ve bankanın fiyat konusunda bir güvencesi olmazsa, yatırım kararı alması ve finanse etmesi zorlaşıyor ve projeler bu belirsizlikler nedeniyle yapılabilir olmaktan çıkıyor. Öte yandan da Avrupa’da örneklerini görüyoruz ki, önceden verilen çok yüksek teşvik fiyatlarının birçoğu geri çekilmeye başlıyor, çünkü bu fiyatlar sürdürülebilir olmuyor.Sürdürülebilir olmayan projelere verilen teşvikler ise bütçeye belli bir yük getiriyor. Tabii bu konuya başka bir açıdan da bakmak mümkün; teşvikler elbette devlet bütçesine ekstra bir yük getiriyor ama yurtdışından doğalgaz alırken verdiğiniz ücret çok daha büyük maliyetlerin ödenmesine sebep oluyor. O yüzden yenilenebilir enerjiye yönelmek aslında daha mantıklı bir strateji.
Başka bir açıdan da, devlet bir yandan enerjide arz güvenliğini sağlamak istiyor, "yurtdışına çok bağımlıyız, yurtdışından enerji ithalatını engellememiz lazım" diyor, bir yandan da hala doğalgaz lisansı veriyor. Oysa ki daha kuvvetli desteklerle yenilenebilir enerjinin momentumunu yükseltip, satın alınan enerji kaynaklarının rolünü hafifleterek dengeyi sağlamak mümkün olabilirdi. Çünkü yenilenebilir enerji tamamen yerli bir kaynak, yurtdışı ile hiçbir bağımızın olmadığı bir kaynak. Bu alana yapılacak olan yatırımlar tamamlandıktan sonra -örneğin İspanya’da, rüzgarın iyi olduğu günler, elektriğin tamamı yenilenebilir kaynaklardan karşılanıyor. Sadece güneş ve rüzgar enerjisinin gücü ile doğalgaz ve petrole ihtiyaç duyulmadan tüm enerji talebi giderilebiliyor. Bu durum da elbette bütçe açısından çok büyük bir rahatlama imkanı sağlıyor.
Türkiye’de şu an maalesef güneş enerjisine yatırım yapılamıyor, çünkü henüz fizıbıl değil. İlerleyen yıllarda fiyatların düşeceği ve fizıbıl duruma geleceği doğru, ancak günümüz piyasa şartlarında yatırımcılara pahalı geliyor. Yatırım için ortaya koyulan para ile elde edilen kar birbirini tutmuyor. Yatırımcının sermayesini gidip herhangi bir bankanın faiz sistemine yatırması güneşe yatırmasından daha bile mantıklı. Ancak yine de zaman geçiyor ve güneş enerjisine yönelmek için çok vakit kaybediyoruz. Şimdi başlayıp 5 bin MW güneş enerjisi gücüne ulaşmak varken, bu hedefi 10 seneye yaymak, talep artışından doğan ve kapanması gereken enerji açığı farkının yine konvansiyonel yöntemlerle karşılanmasını da gerektiriyor. Bu strateji ile de cari açığı kapatma yönündeki hedef için hiçbir ilerleme kaydedilemiyor.
Türkiye’deki yenilenebilir enerji alanındaki teknolojik ilerlemeyi ve yerli katkının kullanılma oranını nasıl görüyorsunuz? Rüzgar türbinlerinin kulelerini Türkiye’de üretiyoruz, kanatları da üretiyoruz. Gerekirse türbinin jeneratörünün montajı da Türkiye’de yapılabilir ama bu da bir tartışma konusu. Çünkü üreticilerin yurtdışında bir sürü atıl kapasitesi varken gelip Türkiye’de bir tesis kurmaları çok anlamlı değil. Önemli olan montaj yapmak değil, zaten ülkemizde yerli montaj gücüne sahibiz. Ancak türbin teknolojisinin Türkiye’de oluşması da büyük yatırım ve vakit alacak. Bunun için bence biraz geç kaldık ama başlamak işin yarısıdır, şimdi bu çalışmalara başlanırsa bir yerlere gelinebilir. Ancak bu işin yolu yurtdışı firmalarının gelip burada tesis kurması mı, emin değilim.
Güneşte de teşviğin çok yüksek olacağı beklenirken bir çok yatırımcı Türkiye’de güneş hücresi üretme fabrikası kurmak istiyordu ama o projelerin hepsi şu anda rafa kalktı. Şu anda yine yurtdışı şirketlerinden ithal ediyoruz ama bu teknolojilerin montajını Türkiye’de bu da önemli bir gelişmedir, ancak asıl hedefimiz bu olmamalıdır. Bence en önemli teknolojik ilerleme, üniversiteler seviyesinde ya da teknolojiye yatırım yapan şirketlere devletin katkısı ile olur. Bu konuda devletin katkıları var, teknoloji konusunda lider şirketlerimiz de var. Üniversitelerimizde de artık yavaş yavaş bu konuya bir yönelim başladı. Bu destek biraz daha kuvvetlenirse o zaman kendi kendimize bir yöntem geliştirerek çok daha emin adımlarla ilerleyebileceğimizi düşünüyorum.
Türkiye’nin 2023 hedeflerini baz alırsak, şu anda içinde bulunduğumuz durumu nerede görüyorsunuz?
Yurtdışından gelecek yatırımcılardan bu kaynağı sağlamamız gerekiyor. Bunun yolu ise yatırımları daha cazip kılmaktan geçer. Şu andaki teşvik fiyatları yeterli değil. Elektrik piyasasındaki fiyatlar da çok oynak olduğu için yatırımcıda tedirginlik yaratıyor, yabancı kaynağı çekmek zor oluyor. Bu noktada lisans mekanizmaları da biraz karmaşık. Mesela rüzgar santralleri için yarışma usulü getirildi. Kendi içinde bir mantığı var ama zaten teşvik az diyoruz bir de katkı payı ödediğiniz zaman o proje yapılabilir olmaktan çıkıyor. Öte yandan ben bazı yatırımcılarımızın hesaplarını nasıl yaptıklarını bilmiyorum ama otomatik olarak istenilen katkı payını ödedikleri zaman santralden para kazanmaları mümkün olmuyor. O yüzden de şu anda lisans almış projelerin yarısının yapılmayacağı belli. Bu katkı payı mekanizması biraz manasız bir mekanizma. Bir de garanti fiyat fiks ama katkı payı miktarı enflasyona tabi.
Giderek artıyor yani, dolayısıyla bunların düzeltilmesi gerekiyor. Katkı payı yerine baştan tek bir ödeme çıkarmak proje açısından daha mantıklı olurdu. Bu sayede yatırımcı en başından ayakları yere basan bir biçimde yatırım yapabilir olurdu.
Yabancı yatırımcıyı Türkiye’ye getirmenin yolu yatırımları cazip kılmaktır. Türkiye’ye ilgi var ama yenilenebilir enerji projelerinde teşvik fiyatlarına, piyasanın tam oturmamış olmasına, öngörülebilirliğin olmamasına ve Türkiye’deki lisans fiyatlarının çok yükselmiş olmasına takılıyorlar.
Yenilenebilir Enerji Yasası konusu da bu dönemde gündemdeydi. Bu yasa da bir beklenti yaratıyordu. Yasanın çıkmasından sonra belirsizlik ortadan kalktı, dolayısıyla yatırımcı şimdi hesabını yapıp yatırıma başlamaya çabalıyor. Bu sebeple sektörde bir hareketlenme var.
Biz yine de birçok projenin finansmanında hatalar yapıldığını görüyoruz. Şu anda bu sebeple birçok hidroelektrik santrali satılık ya da ortak arayışı içinde. Bu çabalar da sektörde hareketlenme yaratıyor. Rüzgar santralleri kurmak için yapılan lisans başvurularında teminat mektubu isteniyor. Bu her ne kadar devlet için gelir kaynağı olsa da firmalar bu teminatı karşılayamadıkları için ortak arayışına giriyorlar.
Aynı şekilde yabancı yatırımcılar da bu dönemde ortak edinip yeni projeler girmek istiyor. Bu sebeple geçen seneye oranla şu dönemde daha hareketli bir piyasanın içinde olduğumuzu söyleyebiliriz.
ICCI 2012’ye bu sene yine sponsor oldunuz, bu tercihinizin nedeni nedir? ICCI organizasyonunu seviyoruz. Çünkü enerji sektöründeki en geniş izleyici kitlesine ulaşabilen organizasyonlardan biri. Hala giriş ücretsiz, bu da çok önemli bir kriter, büyük bir seyirci kitlesine hitap ediyor. Bu sayede meraklı küçük yatırımcının yararlanması da sağlanıyor. Onun haricinde büyük oyuncuların da hepsi bu organizasyona katılıyor. Güzel paneller konferanslar düzenleniyor.
ICCI’nın sektöre muhakkak ki önemli bir katkısı var. Özellikle kamudan katılımın ciddi oranda olması çok önemli, bu da ICCI’yı diğer fuarlardan ayıran en önemli özellik. Ama geçen sene salonların büyümesi ve aynı anda birden çok, önemli konunun tartışılıyor olması, bizi biraz zorladı. Bu sene daha iyi olacağına eminim.
Öte yandan bir organizasyon çok büyük olunca fokus dağılıyor biraz. O zaman da katılımcılar açısından da destekleyiciler açısından da odak dağılınca etkisi de azalmış oluyor. Bu yüzden ben çok da fazla büyümesine taraftar değilim. Ya da ICCI bu büyümüş haliyle tekrar bölünebilir ve butikliğini koruyabilir.
Bu sene biz proje finansmanını anlatmak istiyoruz, çünkü bunun gerçekten yatırımcılar için çok önemli bir enstrüman olduğunu düşünüyoruz. Çok ilgi göreceğinden eminiz, en büyük hedefimiz insanları bu konuda bilgilendirmek. İlginizi çekebilir... Fırat EDAŞ İlçe Performanslarını Değerlendirdi, Çalışanlarını ÖdüllendirdiDoğu Anadolu Bölgesi'nde elektrik dağıtım hizmeti sunan Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş. (Fırat EDAŞ), sorumluluk alanında bulunan Elazığ, Malatya, Bin... OEDAŞ 6 bin 250 direği göçmen kuşlar için güvenli hale getirdiGöçmen kuşların rotasında olan bir bölgede hizmet veren elektrik dağıtım şirketi OEDAŞ hem kuşları korumak hem de enerji sürekliliğini sağlamak amacıy... Ayedaş ve Başkent EDAŞ 2026'ya Güçlü GirdiEnerjisa Dağıtım Şirketleri bünyesinde faaliyet gösteren Ayedaş ve Başkent EDAŞ, 2026 yılının ilk çeyreğinde İstanbul Anadolu Yakası ve Ankara'da ... |
|||||||||
©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.