
Sulama Sorunu Kaçak Elektrik Olarak Yansıyor
Escon Enerj, CEO'su Onur Ünlü: "Doğru Kojenerasyon Tasarımı Maksimum Verimlilik Sağlar"
Küresel Batarya Pazarları Hızla Büyüyor ve Tedarik Riskleri de Artıyor
MWM, Yüksek Verimli TCG 4170 V20 R ile Güç Üretim Portföyünü Genişletiyor
|
Enerji Verimliliği ile 7 Milyar Dolar Tasarruf Sağlanabilir![]()
Enerji Yönetimi Derneği’ni (EYODER) tanıtarak faaliyetleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Enerji krizinin baş gösterdiği 1970’li yıllardan itibaren Enerji Verimliliği başta Amerika ve Avrupa ülkelerinde olmak üzere üzerinde tartışılan, çalışılan konulardan biri olmuştur. Ayrıca iklim değişikliği, karbon salımı, fosil enerji kaynaklarının sınırlandırılması gibi konular gündeme geldiğinde enerji verimliliği bir şekilde konunun ayrılmaz bir parçası olmuştur. Türkiye de bu değişimin dışında kalmamış ve 2004 yılında yayınlanan Türkiye İçin Enerji Verimliliği Stratejisi ve ardından 2007 yılında yayınlanan “Enerji Verimliliği Kanunu” ülkemiz için önemli bir başlangıç olmuştur. Enerji Verimliliği konusunda çalışmalar yapmak üzere kanun ile hayatımıza getirilen ilk EVD firması 2009 yılında kurulmuştur. Enerji Yöneticileri (EY) ile binalar ve endüstriyel tesislerde yetkilendirilmiş EVD firmalarını bir araya getirmek amacıyla 2010 yılında Enerji Yönetimi Derneği - EYODER kurulmuştur.
EYODER kuruluşundan sonraki süreçte, Enerji Verimliliği alanındaki gelişmeleri takip etmiş, sektörün gelişmesi için bir yandan yapısal ve sektörel anlamda işbirliklerini, öte yandan kamu kurumları, sivil toplum örgütleri, ulusal ve uluslararası örgütler ile ilişkilerini güçlendirmiş, 2012-2014 yılları arasında pek çok çalışma ve projede paydaş olarak yer almış, mevzuat ve stratejilerin oluşumuna katkı sağlamıştır. Gelinen bu noktada EYODER sektörün gelişimini ve taleplerini de dikkate alarak 2015 yılında adını “Enerji Verimliliği ve Yönetimi Derneği” olarak değiştirmiştir. Bundan sonraki süreçte, öncelikle EVD firmaları ile diğer ilgili sektörel dernekleri, kurumları, kuruluşları, bankaları, üretici-uygulayıcı şirketleri bir araya getirmeyi hedeflemekte, sektörün gerçek gücünü ortaya koyabilmek ve güç birliğini sağlamak amacıyla, enerjinin yönetilmesinin zorunlu olduğuna inanan ve sektörde yer alan tüm gerçek ve tüzel kişiler ile de yakın temaslarda bulunmakta ve çalışmalarına destek vermektedir. Türkiye’deki sanayi, ulaştırma, konut, tarım vb. alanların enerji verimliliği potansiyeli nedir? Bu alanlardaki verimsiz kullanımın Türkiye’ye ekonomik faturasından söz edebilir misiniz? Türkiye olarak enerji arzımızın %75’i dışa bağımlıdır. Bunun parasal karşılığı 2015 yılı itibarı ile 55 milyar dolar olup gelişen ülke olmamız nedeniyle bu rakamın her yıl artarak büyüyeceğini söyleyebiliriz. Geçmiş senelerde AB ve Japonya’da bulunan kuruluşlarla ülkemizde enerji verimliliği potansiyelini anlamaya yönelik eski adıyla EİE (Elektrik İşleri Etüt İdaresi) yeni adıyla YEGM (Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü) ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aracılığıyla çalışmalar yapılmış ve Konut Binalarında %30’lar seviyesinde, Kamu ve Ticari Binalarda %20’ler seviyesinde, Sanayi’de ise %25’ler seviyesinde enerji tasarruf potansiyeli olduğu ortaya konmuştur. Türkiye’nin genel enerji verimliliği potansiyeline baktığımızda, tasarruf oranı %14’ler seviyesindedir. Bu durumda yapılacak enerji verimliliği uygulamaları ile her yıl 7 Milyar Dolar’ın üzerindeki para enerji ithalatı için yurt dışına gitmeyecektir. Bu kadar enerjide dışa bağımlı bir ülke olarak ne yazık ki enerji verimliliği konusuna odaklanmamız, AB ve OECD ülkelerine karşı oldukça geç olmuştur. 2007‘de Ekonomik işbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) kişi başına düşen toplam primer enerji ortalaması 4.64 TEP iken, Türkiye‘de kişi başına primer enerji arzı 1.35 TEP’tir. Bu duruma bakarak Türkiye’nin enerji yoğunluğu düşüktür demek doğru değildir. Çünkü bu durumu yaratan Türkiye’nin nüfus yoğunluğunun yüksek oluşudur. 2007 yılında, Türkiye’de GSYİH‘nın her 1.000 Dolar‘ı için 0.273 TEP enerjiye ihtiyaç duyulurken, bu rakam OECD için 0.18 Dolar’dır. Buradan yola çıkarak Türkiye’nin nispeten enerji yoğun bir ülke olduğunu, enerji verimliliği çalışmaları ile her yıl 7 Milyar Dolar tasarruf yapabileceğini ancak bu çalışmalara gelişmiş ülkelere kıyasla geç başlamış olması sebebiyle her yıl bu kadar büyük maddi bir kaynağı kaybettiğimizi söyleyebiliriz. 2010 yılından beri kamunun öncülüğünde başlamış olan enerji verimliliği çalışmaları yine kamu ve STK’lar öncülüğünde hızlandırılarak, yapılacak çalışmalarda öncelikle enerji verimliliği konusunda “Kültür Değişimi” ön plana çıkarılarak adımlar atılmalıdır.
Enerji Verimliliği Kanunu ile birlikte üretimde 1000 TEP enerji kullanan sanayi kuruluşlarıyla 500 TEP enerji tüketen binalara enerji yöneticisi çalıştırma zorunluluğu getirilmişti. Bu aynı zamanda enerji yöneticisi adıyla yeni bir iş sahası oluşturdu. Bu uygulama başladığı tarihten bugüne kadar geçen süreçte ne ölçüde uygulandı, şu anda ülkemizde kaç enerji yöneticisi bulunuyor?
2011 yılında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yayınlanmış olan “Enerji Kaynaklarının ve Enerjinin Kullanımında Verimliliğin Artırılmasına Dair Yönetmelik”’e göre; 20.000 m2 ve üzerinde inşaat alanı olan ve/veya son 3 yıldaki enerji tüketimi ortalaması 500 TEP ve üzerinde olan Ticari veya Hizmet Binaları, 10.000 m2 ve üzerinde inşaat alanı olan ve/veya son 3 yıldaki enerji tüketimi ortalaması 250 TEP ve üzerinde olan Kamu Binaları, Son 3 yıldaki enerji tüketimi ortalaması 1.000 TEP ve üzerinde olan Endüstriyel İşletmeler, Enerji yöneticisi bulundurmak zorundadır. Ayrıca; Kamu haricinde son 3 yıldaki enerji tüketimi ortalaması 50.000 TEP ve üzerinde olan Endüstriyel İşletmeler, 50’den fazla işletmeye sahip Organize Sanayi Bölgeleri. Enerji Yönetim Birimi kurmak zorundadır. Bu amaçla birçok enerji verimlilik danışmanlık şirketi, Makine Mühendisleri Odası ve Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı-Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü’nden yetki alarak Enerji Yöneticisi eğitimleri vermektedir. Enerji Yöneticisi olmak için herhangi bir alanda mühendislik fakültesi mezunu olmak veya teknik eğitim fakültelerinde lisans düzeyinde makine, elektrik veya elektrik-elektronik bölümlerinden mezun olma şartı bulunmaktadır. Eğitim programına katılarak, programın sonunda Enerji Yöneticisi olmaya hak kazananlar, enerji yöneticisi bulundurma zorunluluğu olan işletme ve kamuda görev yapabilmektedir. Bu sayede hem ülkemizde bir istihdam kaynağı yaratmaya, hem kamu ve özel sektörün enerjiye bağlı işletme maliyetleri düşürülmeye, hem de ülkenin enerjiye bağlı ithalat harcaması azaltılmaya yönelik kazanımlar sağlayan bir adım olmuştur. Ülkemizde 7.500 civarında enerji yöneticisi bulunmaktadır. Ancak bu sayı ne yazık ki olması gereken sayının oldukça altındadır. Bu durum enerji verimliliği konusunun ülkemiz için yeni olmasından kaynaklandığını söyleyebiliriz. İlerleyen zamanda bu konudaki bilincin artması, buna bağlı olarak bu alanda yetişmiş insan kaynağına olan talebi de arttıracağından, ülkemizdeki enerji yöneticisi sayısının hızla artacağını söyleyebiliriz. Türkiye’de enerji verimliliği ve yeşil enerji alanında yapılan çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Ülkemizde 2023 yılı için belirlenen %30 enerji verimliliği hedefine ulaşılması için size göre hangi adımların atılması gerekiyor? Ülkemizdeki enerji verimliliği çalışmaları yakın zamanda başlaması sebebiyle yolun başında olduğumuzu söyleyebiliriz. Diğer taraftan ortaya konan Enerji Verimliliği Strateji Belgeleri’ndeki hedefler umut verici olmakla beraber kısa sürede yol alınacağının sinyallerini de vermektedir. Enerji verimliliği konusunun aslında bir kültür değişimi olduğu bilinciyle ilkokul sıralarındaki çocuklarımızdan bu konunun başlaması gerekmektedir. Bu konunun tabana yayılabilmesi için medyada daha fazla bu konuda kamu spotları verilmelidir. Sanayicilerin enerji verimliliği konusunda yapacakları yatırımlar için hibe desteklerinin arttırılması, finansal leasinglerin daha uygun hale getirilmesi konusunda bankalarla devlet işbirliklerinin yaratılması önemli konulardır. Binalar tarafındaysa enerji verimliliği konusunda yapılacak yatırımlar için sanayide olduğu gibi proje hibe desteklerinin oluşturulması, EKB’de sınıfı yüksek veya sonradan yapılan iyileştirmelerle sınıfı yükselmiş bina/kat sahiplerine vergi ve/veya enerji indirimlerinin sağlanması gerekmektedir. Tüm bunların yanı sıra enerji verimliliğini yayma konusunda enerji yöneticisi eğitimlerinin kalitesinin yükseltilmesi, enerji verimlilik danışmanlık şirketlerinin işlevselliğinin ve gücünün arttırılması , enerji performans sözleşmeleri konusunda kamunun hakem sistemini hayata geçirmesi gerekmektedir. Enerji Verimliliği Kanunu’na göre 2 Mayıs 2017 tarihine kadar tüm binalara Enerji Kimlik Belgesi verilmesi planlanıyor. Bugün itibariyle kaç binaya bu belge verildi, gelinen son durumu değerlendirebilir misiniz? Enerji Kimlik Belgesi; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 5627 Sayılı Enerji Verimliliği Kanunu” ve buna bağlı olarak çıkartılan “Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği” ne göre, binalarda enerjinin ve enerji kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasına, enerji israfının önlenmesine ve çevrenin korunmasını sağlamak için, asgari olarak binanın enerji ihtiyacı ve enerji tüketim sınıflandırması, yalıtım özellikleri ve ısıtma, soğutma, havalandırma, sıcak su hazırlama ve aydınlatma sistemlerinin verimi ile ilgili bilgileri içeren belgedir. Bu belgeyi beyaz eşyaların üzerindeki enerji sınıfını belirten etikete benzetebiliriz. Tıpkı beyaz eşyaların üzerindeki etiketlerde olduğu gibi EKB de ilgili binanın enerji performansını açıklayan yani binadaki birim alan başına enerji tüketimini sayısal olarak açıklayan ve bunu sisteminde kayıtlı referans binalarla kıyaslayarak sınıflandıran binaya ait bir enerji sınıfı etiketidir diyebiliriz.
Bugün bu EKB belgesi yetkili Enerji Kimlik Belgesi Uzmanları aracılığıyla Enerji Verimlilik Danışmanlık Şirketleri veya Serbest Müşavir Mühendis belgesine sahip şirketler tarafından BEP-TR isimli yazılım kullanılarak verilmektedir. 2011 yılından önce yapılmış ve “Mevcut Bina” olarak isimlendirilen binaların EKB’si yetkili Enerji Verimlilik Danışmanlık Şirketleri tarafından verilebilirken, 2011 ve sonrasında yapılmış ve “Yeni Bina” olarak isimlendirilen binaların EKB’si Serbest Müşavir Mühendis belgesine sahip şirketler tarafından verilmektedir.
Ülkemizde 18 milyondan fazla bina stoğuna karşı 2011 yılında çalışılmaya başlanan BEP-TR yazılımı ile günümüze kadar ülkenin toplam bina stoğunun sadece %1,5-2’lik bir kısmına EKB verilebilmiştir. Mevcut duruma göre 2017 yılına kadar toplam bina stoğunun en fazla %3-5’lik kısmına EKB verilebileceğini öngörmekteyiz. Bu oran da hedeflenin oldukça altındadır.
Yeni Bina’lara Enerji Kimlik Belgesi, binanın ruhsat alma aşamasında şart olarak sunulmasından dolayı, yeni binaların EKB’sinin eksik olması beklenmemektedir. Ancak Mevcut Bina’lara Enerji Kimlik Belgesi için de benzer bir şartın olmaması ne yazık ki Mevcut Bina stoğundaki EKB sahibi yapı oranını çok düşürmektedir. Her ne kadar aynı yönetmeliğin 22. maddesinde “Binalar veya bağımsız bölümlere ilişkin alım, satım ve kiraya verme ile ilgili iş ve işlemlerde enerji kimlik belgesi düzenlenmiş olması şartı aranır. Binanın veya bağımsız bölümün satılması veya kiraya verilmesi safhasında, mal sahibi enerji kimlik belgesinin bir suretini alıcıya veya kiracıya verir” dense de, uygulamada sonuç alınamadığı görülmektedir. Mevcut Bina’larda EKB şartı, alım/satım işlemlerinde veya elektrik, su, doğalgaz gibi abonelik işlemlerinde şart olarak koşulursa, Yeni Binalar’da olduğu gibi Mevcut Binalar’da da EKB’nin daha hızlı yaygınlaşması mümkün olacaktır. Ayrıca Mevcut Binalar’da enerji sınıfının arttırılmasına bağlı olarak bina/bağımsız bölüm sahipleri ve/veya kiracılara vergi indirimi, enerji faturalarında indirim gibi teşvikler verilerek EKB’nin yaygınlaştırılması ve faydaya çevrilmesi mümkün olacaktır.
Ülkemizdeki enerji verimliliği potansiyelinin karşılığı 7 Milyar Doların üzerindedir. Yapılacak enerji verimliliği yatırımları ile bu tutarın kaybedilmesi önlenecek, ülkemizdeki endüstriyel işletmelerin maliyetlerindeki azalma sayesinde uluslar arası alanda rekabette avantaj sağlanacak, enerji tüketimine bağlı emisyon yoğunluğu aşağı çekilerek çevrenin korunmasına katkı sağlanacaktır. Bu konuda ülkemizdeki enerji yöneticilerine büyük görev düşmektedir. Enerji Verimliliği konusunda bilinç oluşturmak ve bunu yaymak yetişmiş enerji yöneticileri aracılığıyla olacaktır. Aynı şekilde Enerji Kimlik Belgesi ile de bina/daire alım satımlarında enerji verimliliği alıcıların tercih kriterlerinden biri haline getirilmesi durumunda, binaların inşasında enerji verimliliği sağlayacak malzemelerin tercih edilmesini, daha fazla enerji verimli bina yapılmasını ve/veya mevcut binalarda enerji verimliliğine yönelik iyileştirmeler yapılmasını sağlayacaktır. Bu sayede ülkemizdeki toplam enerji tüketiminin 3’te 1’inden sorumlu olan binaların enerji sarfiyatları azaltılmasına katkı sağlanmış olacaktır. Ülkemizde enerji verimliliği ve yeşil enerji alanında yaşanan sorunları ve çözüm önerilerinizi bizimle paylaşabilir misiniz?
Ülkemizde enerji verimliliği alanındaki en önemli problem bilinç eksikliğidir. Ülkemizdeki çoğu endüstriyel tesiste “üretim devam ediyorsa, sorun yoktur” mantığı hakim. Oysa ki zamanla üretimdeki maliyetlerin rakiplerine kıyasla yükselmesi ve bunun sonucu olarak üreticilerimizin pazardaki rekabet gücünü yitirmesi toparlanması zor zararlara yol açacaktır. Bu sebeple en büyük sorunun çözümü bilinçlendirme çalışmaları ve kaliteli ve sayıca fazla enerji yöneticisi ve enerji verimlilik danışmanlık şirketlerinin sektöre kazandırılması ile aşılacaktır. Bunun haricindeki teşviklerin azlığı, finansal çözümlerin desteklenmeyişi gibi birçok sorun olan etmeni daha önce ortaya koymuştuk.
Ülkemizdeki önemli sorunlardan bir tanesi de enerji arzı güvenliğidir. Bu durumun çözümü olan enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi konusundaki çalışmalar devam etmekte. Bu çeşitlemelerden bir tanesi de yenilenebilir enerji kaynaklarıdır. Yenilenebilir enerji çevreyle dost olması sebebiyle öncelikli tercih edilmesi gereken enerji kaynağıdır. Ancak ne yazık ki yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına yönelik yapılması gereken yatırımların yüksek oluşu, kendini uzun sürede amorti etmesi, yatırımcıları öncelikle fosil yakıtlara yönlendirmektedir. Bu konuda yurt dışında yenilenebilir enerji kaynaklarına devlet sübvanseleri verilmekte, ev kullanıcıları için yenilebilir enerji kaynaklarından lisanssız enerji satışı mümkün kılınmaktadır ve büyük yenilenebilir enerji yatırımcıları yaptıkları yatırımlardan elde ettikleri emisyon azaltım sertifikalarını paraya çevirerek kendilerine ek kaynak yaratmaktadır. Ancak ne yazık ki ülkemizde henüz bunları uygulayamamaktayız. Yurtdışında oluşan bu destekler, benzer olarak ülkemizde de sağlanması ile biz de yenilenebilir enerjideki payımızı arttırabiliriz. İlginizi çekebilir... Modern Telefon Soğutma Sistemlerinden Atnalı Nem Alma Ünitelerine: Buhar Odası ve Isı Borusu ile Isı YönetimiMustafa ZABUN
Friterm AR-GE Test Laboratuvar Mühendisi... Enerji Depolama Sistemlerinde Yangın Tehlikeleri2023 yılı Haziran ayı sonu itibariyle, devrede olan santrallerin %54,8'ini yenilenebilir kaynaklardan elektrik üreten santraller oluşturdu.... Biyogaz Üretiminde Kullanılan Atıkların ÖzellikleriVerimli biyogaz üretimi için hammaddelerdeki C/N oranının 20''30:1 arasında tutulması gerekir. Çünkü anaerobik mikrobiyal popülasyonlar karbon... |
|||||||||||
©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.